30 Kasım 2011 Çarşamba

İbrahim Paşanın Şehri!

Yerel Haber  

İbrahim Paşanın Şehri!
27-07-2010 / 15:04


Yazarımız Erdoğan Aksu yurt dışında olduğu için yazılarını yurt dışıdan takip ediyor enkısa zaman da tatilini bitirip tekrar esenler yazılarını devam edecektir.

Haber merkezi/gazete esenler

İbrahimPaşanınŞehri!                                                                                                                                                                                

Ailevi nedenlerle bir süredir Romanya’dayım. Romanya’nın Braila kentindeyim. Bu şehir nüfus olarak Esenler’e denk. Şehir ve etrafını yol boyu köylerin çevrelediği bir yerleşim yapısına sahip bir kent Braila. Yaklaşık beşyüzbin nüfus yarı yarıya şehre ve köylere dağılmış yaşam sürüyor. Köyleri bildik ve tanıdık, sanki Trakya köylerindeyiz. Şehir çok sakin  tam bir emekli yaşama yeri. Akşamları hareketlenen ve insanların kendini evden dışarı attıkları bir yaşam biçimini yeğleyen bir kültür egemen. Bunda mesainin sabah yedide başlayıp öğleden sonra saat dörtte bitmesi de bir etken.
           
Tuna nehrinin kıyısına kurulmuş bir şehir Braila. Adını İbrahim paşa’dan almış, Osmanlı imparatorluğu döneminden kalma İbrahim paşanın şehri anlamına geliyor ‘’ibrail’’ismi. Aşağı ve yukarı ‘’dobruca’’denilen bu yerler Romanya’nın Türk yerleşim birimleri. Macaristan’dan Bulgaristan’a, Varna ve Burgaza uzayan tuna nehri boyuna yayılan koskoca bir coğrafya sözünü ettiğimiz. İbra il kenti aşağı dobruca bölgesinde. Kent merkezinde kiliseye çevrilmiş bir camii de var. Şehirde az sayıda Romen türkü de yaşıyor
            
Braila’nın önemli yatırımcıları arasında Türkler de var. Burada öncelikle tekstil sektörü gelişmiş. Sosyalist dönemde kooperatifler yoluyla konfeksiyon fabrikalaşması yaşamış şehir. Yetişmiş kalifiye personel varlığı ve sektörün eski ve yerleşik olması nedeniyle Türk yatırımcılar burayı seçmişler. Zamanla üç bin işçiye kadar ulaşan fabrikalarıyla tekstile bizzat yön vermişler. Kriz nedeniyle küçülme yaşasalar da en önemli tekstil yatırımcıları yine de Türkler. Ayrıca bir çok alanda ticaret yapan Türk vatandaşları da mevcut.
             
Bu büyüklü küçüklü firmalara sahip Türkler Braila merkezli yirmi kilometre uzaklıktaki Galats şehrini de kapsayan Türk işadamları derneği kurmuşlar.galats şehri de adını Türkçe kalas dan alan eski bir Türk yerleşim çoğunluğu olan bir şehir.
              
Braila’da bir Türk şehitliği de mevcut. Birinci dünya savaşından kalma bu şehitliğe Türkler ve birinci dereceden Türk yakınları defnediliyor. Korumasını ve bakımını Romen türkü bir aile yapıyor. Şehitlikte dini günler ve bayramlarda Köstence müftülüğüne bağlı Maçin şehrinde görevli hoca dini vecibelerin yerine getirilmesinde yardımcı oluyor. Ayrıca Braila da bir de ev camii var. Mülkiyeti burada kurulu bir vakfa ait binada (fetullahçı değil) Türk, Arap ve Romenlerin katılımıyla bir kitle oluşmuş.
               
Sosyalist sistemin yıkılışından sonra kurulu fabrikalar, seralar, küçük üretim çiftlikleri, kombinalar, tamamen satılmış veya içleri boşaltılmış. Sadece dış karkasları duran hayaletimsi varlıklara dönüşmüş geçmişin istihdam alanları. AB ye girdikten sonra ise üretim hepten geri bıraktırılmış. Yirmi beş milyonluk tüketim toplumuna devşirilmiş kısacası Romanya. Anadolu da nasıl ki her köy her şehir sizi minareler ile karşılıyorsa burada da fabrika bacaları ile karşılıyor. Ancak tütmeyen fabrika bacalarıyla. Tarım toplumu olmaktan da gün güne uzaklaşılıyor. Geleceğin organik tarım alanları olacak denli bakir bu ovalar boş yeni sahiplerini bekliyor. Romanya’nın yarınlardaki tarımı da ne yazık ki pek de iç açıcı görünmüyor. En kötüsü de mevsim dışı yağmurların sürmesi ve yağışların başta tuna nehri ve diğer nehirleri taşırması. Özellikle mısır, buğday ve ayçiçeği ekili alanlar sular altında kalmış. Tarlalardaki ürün çürümeye yüz tutmuş. Evsiz barksız kalanlar şimdilik ikibin aileden fazla. Bu hikâye bize hiç de yabancı değil…
               
Braila kenti bu kötü gidişten en fazla nasiplenmiş durumda. Görüştüğümüz Türk dostlar gidişattan pek memnun değiller. Krizin 2011 de geçeceğini umarak günü kurtarma ve ayakta kalabime çabasındalar. Bir kez daha gördük ki dünya çok küçük. Burada kaldığımız sürece izlenimlerimizi esenlerle paylaşacağız. Yerel basından izlediğimiz esenlerle fırsat bulursak bazı röportajlarımızı da paylaşmak dileğindeyiz. Her ne kadar İbrahim paşanın şehrinde bulunsak da esenleri özlediğimiz de bir başka gerçek. Ayrıca yıkmayacağız demişlerdi! Yıkmışlar…saygılarımla
Erdoğan AKSU

Hiç yorum yok: