28 Şubat 2023 Salı

FENER IŞIĞI KARTAL SÜZÜLÜŞÜ

 FENER IŞIĞI KARTAL SÜZÜLÜŞÜ

Vahlarla eyvahlarla güneş karardı
zift karası gecede ay taçlandı
hepten fukaralığa bağlandı yollar.
Yeryüzünü faka bastırdı gaflet
zümrüt gözlü ablasıya
elde fener ışık şehrine göç kaldı...
Gerçek ötesi parladı elmas gibi
patladı radif gözlerde kanlı damlalar.
Damlalar göl oldu deniz oldu
doldu okyanuslara
ardında yalımlı bir iz bıraktı.
Herdem yalazlarla yıkandı yolcular
malum manzara ar denizinde yakamoz.
Cemreler toprağa tohum hamura maya
Muhteşem moloz her zaman moloz.
Gerçek sürgün verdi ilk fırsatta dağ tepe
tutkuyla doğacak artık her mevsim…
Pamuk yumağı ovalarda gecikmiş hasat
film şeritlerinde büyüleyici hesap.
Utku nutku tutuşturan trajik sahneler
kader çıkmazında mutlu geleceğe özlem.
Kadife kaplı seyir defterinde.
Hazin hüzün
gerçeğe döner yüzünü deniz feneri
tek plan yakın çekim.
Çekilmez fırtınaları durultan
koyu lacivert göğe uzayan
gözü karalıkla harmanlanan hayat yolculuğu.
Güneşi tek hamlede kozmozdan kopartan
merdivenleri en korkusuz en öncü tırmanan
yıkılmaz kaleler gibi dayanışmayı yarına aktaran
Fener ışığı Kartal süzülüşü…
Yılgınlığı götüren gölgeler oyununda
kutlu sevdaya taparlar
asla sunaklara yüz sürmez
değersizleşen hayatın imgelerine
süslü püslü simgelere aldırmaz.
Fener silleyi ılımışık çakar
deneyimler dengelenir
ses ve görüntü netlenir
faniler derlenir toparlanır.
Arkası en üst perdeden yorumlar.
Fukara mısralar yapayalnızlığa dökülür
gün ışığına bir çift söz
anlatmaya bir çift göz
anmaya yürekli bir çift söz ustası
hepsine şair yüreği ister...
Çağlar su yeşili gözlerde şifrelenen şiir
fukaraya arka çıkan şairin sol pençesi.
Güneş tutulması
Aya kara çalınması
beter acının tadılması
karanlık yarına yaklaşılması
seyredenlere dahi dayanılmaz yakıcı seyir.
Son fasıl şair şiirinden ayrılır
katmerlenir buharlaşan esintiler.
Dağınık denetlenemez manzumeler
yıpranmış fotoğrafın arka yüzüne kısa not.
Kara filme yanıt erken biten yolculuklar
keza şaire gönderilmemiş kokulu mektuplar.
Şairin gelişi gidişi incelikli anılar
ayrılığın senfonisi güneşli bataklıklar.
Kartal gözlü ablasıya kör karanlıklar
bitmeyen yolculuk fiili çekimsiz nice filmlere…
Uzun uzak bir geceye tüter gökyüzü
Fener ışığında sonsuzluğa yolculuğun filmi
ay kızıla çalmadan görmek lazım.
Derdo bir avuç korkusuz şair kusursuz şiir
Güneş tutulmadan okumak lazım.
Zira zift karası geceler
Fener yürekli ablasıya fukara bir dünya…

18 Şubat 2023 Cumartesi

FES DÜŞTÜ SERPUŞ NAŞA...

 

FES DÜŞTÜ SERPUŞ NAŞA...

 

Çıkış varış eşiği karmakarışık

çalış batış beşiği saniyelik.

Püsküllü fez yerli ve milli sanki farz

İbikli serpuş yersen manen sanki feyz

Forslu fos kafalara fermanen kılık.

Formasyon anglosakson marifetiyle deformasyon

Senelerce fes başa serpuş naşa…

 

Fesli neferatı nezdinde selamlık

resmi hatıratına ahaliye bulaşı.

Çıtadan çıkrıklar susunca

çatık kaşlı yıkıntılara kusan hayat.

Desenli fes giydirme süsü

kara lale bulamacında ihanet.

Asrilik içten dıştan hileli himaye

beş paraya harcamat.

Doğal yaşama ve mevcut hayata kast

fikirsel ve eylemsel fenalık.

Farkındalık fes düştü serpuş haşa...

 

Festal menfaat yönlendirmelerine can feda

esef verici düpedüz düzen ayıbı

yer yarıldı alenen birlik dirlik bozuldu.

Bozuk düzen ümmeti

himmet kısmet mistizmi derdinde.

Akla çorap örme taktikleri

vira gurur kırılması talebinde.

Fes düştü serpuşe asla…

 

Derin devlet zayıflığı devletlu ayıbı

madden medeni cesaret çuvallaması

manen rastgele en dibe yuvarlanma.

Silindirik fesle reçine kokulu çağlar harcandı

fışkıran sinsi fiiller havalandı.

Sefil sessizlik genleşmesi

fes düştü devlet yaya serpuş başa...

 

Kasten festen fettan fesfesesi

suya akseden kadersi aldanış kasesi

fıtrati aldatmalar içbedesten kesesi

gönül kabartmalar boş serde boşluk

her yerde başıboşluk.

Boğazlara dizildi hilkat hali

hal hal değil kölelikten hallice.

Milli ve yerli mimler resmen diz çöküş timsali

timsah gözyaşları demir çivili alem.

Kusurlu aleme imzası çatlak

iması yarı taslak

lastik mührü çıplak lakırdılar.

Başa bela püsküllü serpuş

başlara bela fes mes tiryakiliği.

fes düştü serpuş düştü

kara düş düşkünler felsefesi…

 

Kösele yüzlere yamalı peçe

nispet kısmet yırtılması her gece.

Kara pençe kuş uçar kervan geçmez yerlere

yüzleri kızartan sahne sahte şahlanış resminde.

Kanak masumiyet yer göbeğinde mahsur

bastırılmış içgüdüler boş kafalara püsküllü fes.

Fesat sarı patates yığınlara göçük batağı

kısır çöl ümitsizliği geçim kaynağı.

Boğazlarda düğümlenen her safha

bin kandırmaca binbir aldatmaca.

Fes başa serpuş naşa akıllar rafa...

 

Kelli fesli çığırtkanlık kenarsız köşesiz yağdanlık

sağır sultan fermanı Allahlık.

Lafta Tanrı emriyle fesli serpuşlu mihmandarlık

Anemik dükalık

vahşi gölgelik

sinsi siperlik.

Fez başa tez boşa vira serpuş

zil nice zelzele kafesi…

 

Banal sömürgeleşme süreci

çözümsüzlük multi kanal çürümüşlük

bir adım sonrası yepyeni bir başlangıç.

Ayan beyan çıyan musibetine kötek

estek köstek de bir yere kadar.

Fes düştü görülmeyecekler görüldü

serpuş kara toprağa kefensiz gömüldü.

Fes serpuş toptan tarih mezarlığına...

 

PLAN PROGRAM PLANTASYON...

 PLAN PROGRAM PLANTASYON...

On yıllardır sırf ajitasyon
plansız programsız cemaatçi platformasyon.
Sinsi plan paslı pranga provası
gizli program kendi toprağında kölelik.
EvvelAllah eşitsiz yaşamlar kantonu
ve sona yakın keskin viraj plantasyon
yaşam örgüsü kanıksanan adaptasyon.
Plan plantasyon
program yüksek tansiyon…
Şahdamarından beslenen kukla düzenek
sunumu kiliseci tapınakçı heybet.
Tapusal oynaklığın pençesinde millet
tamuya tapınsal hoyratlık
resmen büyük yıkıma işaret.
Zamanlı zamansız depremler
pastoral dünyanın bittiği nokta.
Yitip giden hayatlar
boşalan viran kentler
sekterlenen tarım
iğneden ipliğe muhtaçlık
yeniden inkişafı zor devlet...
Plan program plantasyon
Uzak yakın ufuk Ata toprağında kiracılık
Sakın ha sakın tarla bağ bahçe köleliği.
Uydurma projelerle resmen vatan değişimi
değerleme kutsal coğrafyaya çökme çapulu.
Teori pratik emanete hıyanet
pragmatik yaklaşımlarla bekayı yok etmek
plantasyon devrine hizmet uşaklığı...
Plantansyon kirli paslı emperyal çarkın
tarım toplumlarını güncelleme eğilimi.
Kader planı deprem bulunmaz nimet
kurumlanan köleci düzenek düşük maliyet.
Dehşetengiz deneyimlerin kucağında mahrumiyet
asrın sonunda yedi düvele tekrardan teslimiyet...
Acımasız dünyanın ayıplı aymazlığı
fütursuz dincilik ve fiili etnisite pazarı.
Planları hayata geçirmenin kod adı plantasyon
kadim coğrafya emperyalist güçlere komplike istasyon.
Ekstra hadise yerli ve milli oyalanma taktiği
on yıllardır hadsiz sınırsız tahakküm.
Tahammülü zor esaret
kontra plan cesaret parola feragat...
Plantasyon plan plan filme çekilen pervasızlık
programlanan adaptasyon plan plantasyon.
Başı sansasyon sonu yüksek tansiyon.
Yıkılan yarılan yeryüzünde dağınık yalnızlık
Derdo akla saplanan tek ide tam bağımsızlık.
Sonun sonu illa ki proleter demokratlık…

2 Şubat 2023 Perşembe

İNSAN VE DEVLET İKİ…

 

       İNSAN VE DEVLET İKİ…

 

 

        Site devletler tarihi deneyimler doğrultusunda aristokrat monarşi, demokrat diktatörlük perspektifli yönetilmiştir. İnsanlar kısmen özgür ve eşit yurttaş sayılmış, az buçuk demokrasiyle tanışılmıştır. Başta Kral, kraliçe, imparator ve imparatoriçe hep vardır yani pek değişiklik yoktur. Site devletlerden büyük imparatorluklara geçişle birlikte kurumsal yöne-tim olgunlaşmışsa da kral ve imparator yine mutlak iradedir. Keskin iradenin güdümünde bir yönetim mekanizması kuruludur. Ayrıca demokratik sayılamayacak denli otokratik bir yönetim söz konusudur ve asker desteklidir.

 

          İşte bu kaotik, askeri baskı ve ihtilallerle gidip gelen yönetim yapısı karanlık çağları doğurmuştur.         Feodalitenin desteklediği karanlık çağda uygarlık gerilemiş, insanlık çaresiz kalmış, yönetim mekanizması iyice katılaşmıştır. Ayrıca toprağa sahip olanın din destekli kurduğu ve başka dinlerle her fırsatta savaşan sistemler gelişmiştir. Böylece topraklarını en çok genişletenin güçlendiği, haklı olduğu ve dört bir yana yayılarak hâkimiyet kurduğu imparatorluklar dönemi başlamıştır. Merkezi iradeye bağlı küçük federatif devletçiklerle, demokrasi dışı eğilimleri kutsayan kutsal yöneticiler dünyasıdır yaşanan. İnsana reva görülen ise daima zulümdür.

 

         Kılıçların gölgesinde klişeleşen ve kiliseleşen yönetim ve yönetiliş insanlığı yüzyıllarca canından bezdirmiştir. Bu gökten inme yerden bitme otoriter, totaliter ve teokratik devletler uydu, uyruk, kuyruk olacak motifleri geliştirmiştir. Bunlar modern devlet standartlarının gerisinde kalan siyasi soytarılığın temelidir. Benzer iktidarlar tanrısal buyruklara bağımlılık yalanıyla bezenirler. Kurdukları çark, insanı insana kırdırır ve yabancılaştırır. Ancak bu durum doğa ve toplumla uzlaşı ve de devletle uğraşı için insanı başka insanlarla birleşmeye zorlar. Bu doğrultuda insan, türü-ne has özelliklerini geliştirir. Doğası gereği eksiğin giderilmesi noktasında yeni ve değişik ideolojilerle bütünleşir. İktidar erki gerileyiş sistematiğini dayattıkça, insan yenilikçi arayışlara tutunur.

         

           Oligarşi tüm baskıcı yön-temleri şiddetle kullansa da insan üreterek özgürleşir. Yalıtılmış toplumsal gruplar ve sınıfsal yapılarla buluşarak güçlenir ve içinde kendini bulacağı varyasyonları devlete endeksler. Böylece dışa dönük özgüvene ve devleti dönüştürecek hatta dünyayı değiştirecek görkeme tekrardan kavuşur.

 

           Devlet, insan yaşamını ekonomik yapılar, maddi sınırlar, kasıtlı öngörüler, uçarı varsayımlar ve mevcut olağandışı koşullar çerçevesinde direkt veya endirekt etkiler. Oysa devlet insanlara zorla dayatılan bir mekanizma değil aksine toplumsal gelişmenin ürünüdür. Ancak ne yazık ki devlet zamanla düşmanlığı azdıran, hayatı denetleyen, egemen sınıf kontrolünde işleyen bir konuma evrilir. Devleti eline geçirenler insanlıktan çıkıp azan ve ezen konumu seçer.

 

            Bu yüzden devleti üstün ve toplumsal çatışmaların dışında görmek büyük yanılgıdır. Çünkü devlet her zaman insanlar üzerinde ideolojik ve despotik egemenlik kurarak varlığını sürdürebilir. Ve devletin gölgesinde kalan insan, mutlak insan varlığı ve mutlak insan hiçliği arasında bocalar. Devlet ise insanları ve yaşamları kontrol altına alarak özgürlük alanlarını daraltır. İnsan kişiliğini geliştiremedikçe devlet geriler ve gericileşir. İnsan ve devlet arasında ileri düzeyde ama paralayıcı ilişki söz konusudur. İnsana ve devlete yakışan devleti iş bölümüne dayandırmak, devleti canlı bir organizma gibi düşünmektir.

 

Devlet ve organları iş bölümlü yapıda yaşam sürdürebilir. Yani insan devlet dışında var olamaz; devlet de anca insanlarla var olur…

SİSTEMKAR REJİMİ…

 SİSTEMKAR REJİMİ…

Güneş sistemi çelik siperlikli kıvılcım
dünyayı vuran spark döngü
kaygı yansılı kıvam.
Resmedilen kutsallık yamalı bohça
sistem resmen sistemkâr rejimi…
Tavanarası yargıcı rejime tav
işi gölge cüsseli önyargılı yaygara
hükmü kadar can yakar
topu cüssesi kadar yer yakar.
Mezar taşı yazıcısı deccal
Güneş sistemini gereksiz işgal.
İşgalcilerin mezar mihrabında mermer yontu
yokluğu var eden sosyal plaka.
Yoksulluğu yokedecek plan proje palavra
bozuk plak plantasyon platoya dağılınca
tuhaf isteklere boyun eğiş. Boyun incinmesi gerdanda inciler.
Üçlemeye direnen ahir zaman zatı
zatı muhterem mıhlaması...
Güneş sistemi minyatür nakışlı
el yazmaları gravür baskılı.
Güneş sistemi panelinde
genel kabul gören paralel hikâye
sistemkâr rejim uyanıklığı.
Silik portreler gavur icadı. İcabında antik roma klişesi
şivesi kökten kiliseci.
Şam mozaiğinden model
kafakol gözeten otorite kurgusu
kırsal mülkiyete giriş duygusu.
Mülkiyet dersinde siyaset. maliyet derdinde veraset
her makam başka servet.
İstiflenen ihtimamla hukuktan kaçış...
Güneş sistemi mikronik zihin
zihinlere zerk edilen ahir zaman hayatı.
Ne kutsal yasa ne ilahi kural
tek amaç sistemkâr rejim paydaşlığı.
Kula kulluk edenlere evham etmeyenlere üç Kulhü, bir Elham.
Sistemkâr rejimin çökmesi niyetine...
Güneş sistemi kızıl siperlikli kıvılcım
sistemkâr rejim övücüleri üç kuruşa kalemkâr.
Derdo gün gelecek sitemkârlar
sistemkârları kalemkârları kıvrandıracak
ve sistemkâr rejim güneşe gömülecek…