2 Mart 2017 Perşembe

REFERANDUM HÜZNÜ…

REFERANDUM HÜZNÜ…
 
Âlemi keşfe ilişkin yöntemlere referandum hüznü çökünce yürek yürümekten yorulur, yükümlülükten de çekinilir. Yarı yolda sözün eri dizelerle yanılır insanlık. Ansızın ağır ağır kalemler susar, mürekkep kifayetsizleşir. Masum düşlerin bile üstünde bir dünyaya bağlanılır her kavruk ortam. Hal böyle olunca boştur yaşamanın eşsiz korunmasındaki mürüvveti yaya yolunda aramak.
 
Kazaen kasalara kaybetmek, malum lugata karşı diğer kaldırımda yürüyerek hayata lütfen demek de zorlaşır bir an…
 
Çünkü oralardan buralara referandumun izinde, hüzün çöker; “ Buralarda her alaca karanlıkta, itten kopuktan geçilmez. Çakallar olur etrafta her saat. Öğlenleri tek tük alageyik, karaca bile görülebilir. Darı diplerinde yaban domuzlarının izi bile eklenir bu doğal atmosfere. Ayılar ise epey yükseklerde mağaralarında derin uykuda dayılanır. Yılanlar ve çıyanlar ise erketededir. Acıkmış kurtlar her yanda kurtlanır. Amadelik arzusuyla meleşir koyunlar. Kuzucuklar ise şaşkındır. Adalet korkusu ile arada sırada temizlenir meralar. Ve buralarda hemen Yatsı’dan sonra yatılır. Komşu külleri dört bir yana savrulur. Ve sıkılır canlar, yutulunca renkli kapsül haplar…”
 
Hüzün önü arkası, hazırdan sipariş cevaplar ustaca uslu günler özlemiyle özünde söz kalmamıştır dışavurumu ile harcanır. Baş edilemez sözün eri dizelerle başlar sallanır. Kısmen her cenahtan er doğanlıklar da başlar. Hüzün iyice artar. Üzülüp büzülürken doğa, boyundaki teneke levhalarda ‘Korkarım o yok’ yazar. Sözün özü narin bedenleri gevşeten bir yüz olmamaktır hayatın içine dışına. Sözcükleri kölelikten etkilenmiş yüzlere de bin bir yüz…
 
İşte bu hengamede kart horoz kent şairleri referandum aşkını yazdıklarında nice ezeli ebedi aşklar uçurulur yoz mevsimlere. Oysa kenti hangi kent olursa olsun acıları sineye çekip dağın arka yüzünü bilmektir mesele. Ve tüm yapay ilişkiler safça samimi düşkünlükle hakkınca sınıflandırılmayacak düşlere akar. Derin uykulara taşınır zaman. Ve şimdi ne olacak hususu işlenir on yıllarca.
 
Olması gereken ise ondan bundan esinlenmeden eser eser incelemektir aslında tüm eskizleri. Silmektir bir kalemde…
 
Hala hazırda hurda imajlar filizlenirken kendini, kentin küllenmiş aşkları içine bırakmamaktır ayrıcalık. Referandum hüznü hüzzam şarkılar eşliğinde vururken ruha, aldanmamaktır. Çareler aramaktır çarlığa. korktuğu başına gelecek bile olsa bir başka aşka meyil etmektir. Referandum hüznü ile baştan savma tavsiyelere hiç kanmamaktır. Çünkü sevgi dost doğru devamın asası, esası olmalıdır. Sevmek bir açıdan sessizliktir belki. Bir yandan da haykırmak gerekir. Öyle bağırarak sevilmez diyenlere inat.
 
Tüm bunlar referandum aşkının ulamalarıdır, sevgiyle, metezori çakışan unsurlarıdır. Ve aşkla çıkılır kerevete. Sevgiyle lafı çok önemlidir. Kimin söylediği de. Sıradanlaşmak yerine soyu tükenmiş aşklara yükselmektir erlik. Referandumun gerçek yüzünü görerek, hüzmelere hüzünlenmemek.
 
On yıllarca hoşnutsuzluk veren ve zehirli sayılan bütün kitaplarda nesli tükenmiş kentlerin şairleri şu baş başa kalınan referandumun gerçek yüzünü sunar ahaliye. Anlat anlat anlaşılmaz. Ahlat hünerli ellerde solak ve oportünist gece yarılarını inadına oyalamaktır. Yanmak elden dile referandum hüznüyle evrime mahkum olmaktır. Yakında öğrenilir.
 
Referandum uslanmaz aşığın elinde gün güne gerilemektir. Gerilemek değil de değişen koşullarda yenilenmemektir belki. Kent silueti kırmızı kiremitlere çökerken bir karabasan gibi basar referandum yüzlü sevdalık. Aşk şaire kenti yazdırır. Kendi kendine kendi kentini. Hüzün, randımanı düşük ürün şeklinde hasada çöker. Ve referandum hüznüyle katlanır.
 
Kim istemez ki köprü altı çocuklarının aklından geçenleri bilmeyi. Her söyleşide ballandırarak anlatılsa da hissetmek ister herkes her şeyi. Ama referandum hüznü çakar ve yüzler düşer. Diller taş keser.
 
Kızaran göğün altında agnostik bir bilinmezliktir hüzne akşamüzerleri kapılmak. Kapıları aralamak. Her arastada sahibine itaatsiz sözcüklerle kurulur kentin sürgit tarihi. Yeni kentler kurulur. Kurulur ama kentlerin tarihi yaratıcılıktan uzak konserve kutusu gökdelenlerin içinde unutulur. Çok odalı palasların paspası altına süpürülür. O süpürülme süzgecinde referandum teorileri terbiyesizce kuşatır kentin sokaklarını. Referandum hüzmesinden süzülen hüzün ile köklü duygular da alt üst edilir.
 
Olur ya bazen işte o varoluşun temel ilkesiyle kurtulunabilir kara kasırga çöken hüzünden…

Hiç yorum yok: