12 Aralık 2020 Cumartesi

YALAN DÜNYA

 YALAN DÜNYA...


Memleket koronavirüs illeti, beter bulaşı, renkli grafikler, tam karantina, sokak kısıtlaması, zarzor geçim, erken seçim ve toptan iflas sarmalında. Yani millete dört taraftan ölümcül sarmal....


Sarmala ek, içeride dışarıda emperyal baskı. Egemen güçlerin yılansı, yalan dolan bezeli sistematik oyunları. Faşizanca palazlanan ezeli düşmanlıklar. Kof sinsilik maskeli zihniyetin, insan, mekan, makam tanımaksızın açık istilası. Hatta en ücralara, en kutsala dek ulaşan, yayılmacı kemirgenlerin dayattığı başkaca felaketler ve işgal. Durum tespiti, durum gerçekten oldukça sıkışık ve kolay çözülemez denli karışık…


Bunca üstüste yığılan felaketler çıkmazında ayakta kalabilmek ise günden güne olanaksızlaşıyor. Haliyle hayata tanıklık ve sanıklık derecesinde ve de sanılanın çok ötesinde, en umulmadık anda karşılaşılan fiyatta pahalı, fiyasko komplolar...


Ayrıca sarmal daraldıkça, akla gelebilecek her hususta, sus pus harmanı. Düşünce fikir fışkırmasına alaca karanlıkta plastik kelepçe. Tıkanıklığın giderilmesine dönük her girişime de çelikten duvar. Tel örgü. Oligarşik mekanizma...


Yani fikri sabit sürüngenlere, daha fazla sömürü için ucuz kahramanlık perdesi. Yatları maviliklere sürmek isteyenlere ise süründürme harekatı. Evrakı evreka millet, hali perperişan memleket. Hala fütursuz kalkışmalar, lain girişimler…


Zaten farz edile edile yüzleşilen faz kaybı. Dayanaksız infaz ayıbı. Ve kılcal damarlara kadar metalik iletkenlik etkisi. Üstelik hoyratça yapılanlar yetmezmiş gibi baştan ayağa faturayı kabartanların, kabına sığmazların sürekli ödüllendirilmesi. Yani acı tecrübelerden, yancı reçetelerden ders çıkarmama babında bayatlama. Buğulu fotoğraflardan deneysel ağrılı, termal titreşimli  göz süzmeler...


Oysa bir kere göz kararınca, kalp kapakçığı kaçak kanı durduramaz. Bir eksik bir fazla ne fark eder düsturuyla yaşam kalitesi dip yapar. Sonrası yaşam realitesi gereği önü başka yerde, yönü kirli tecrübelerde sokağa çıkma yasağı. Ancak virüs pik yaptığından, gecikmiş tedbirler belli saatten sonra elbette kar etmez..

                                                                                   

Çünkü virüs batağında, ekonomi çıkmazında gelip geçici hevesler, nesepsiz fiillere dolanmayı, negativ fikirsel uyuşmayı ve sekunder itirafları günceller. Günün sonunda sıralı sırasız başa gelen ise entübelik tecrübedir. Öyle ki, karaltılı izler, sessiz gözlemler, virüssel mimlenme peşine, okkalı sinyaller ve ürkütücü abartmalar. Ayarsız apartmalar...


İlk adım saygısız sarmal. Vurucu hamle ve son darbe... 


Bir adım sonrası vurdumduymaztan dikkati dağılanların, havalanayım derken gölgesi göğü delenlerin boş boşuna çırpınışı ve arsız zevklenme. Pozitif uyuşukluk ve zembereğin kırılması...


İşte belleği bilimi izleyen kurşun kalemlerin çalakalem, çapsızlığa tecrübe aktarımı salt bu yüzden.  Bir nebze de olsa hislere tercümanlık için. Hayatın çalınan değerlerine altın vurgu. Fi tarihinden beri kurulmuş kör kapanın, kapanın elinde kalmasın feryadı. Hele de yığınla problemin pabucuna dama attıran, asra çığ gibi düşen virüse de haklı isyan...


Zaten geciken tanıklık dolayısıyla ufukta beliren sanıklık olsa da, başka çare yok gibi. Çünkü gafletin faturası çok ağır.  En ufak ihmal çok pahalıya patlayacak kıvamda, ölümcül... 


Yalan dünyanın, yalandan beklentisi ise bu azgın sarmalda, yaralar ne zaman sarılacak? Beklentisi...

Hiç yorum yok: