19 Aralık 2020 Cumartesi

PEDERŞAHİ TOKLUK, PEDERSENVARİ AÇLIK?

 PEDERŞAHİ TOKLUK, PEDERSENVARİ AÇLIK?

Pederşahi tokluk olsun, Pedersenvari açlık olsun, açlık iki yönlü bir metafor. Bir yanda hayata tutunmak ölçüsünde büyük yığınların standart dışı yetersizliği, diğer yanda özü gözü doymazların aşırı istekli yemsizliği. Metafor bu metafor...
Motivasyonel açlık, iki uçlu metaforik bir efor. Bir uçta salt yaşamak adına kuru bir lokmaya muhtaç yığınlar, diğer uçta gözü ve karnı doymayanlar. Şuursuz, sınırsız hırslı, azgın azınlık. Yani aç açık, aç acına hayata direnenlerle, artı değeri paylaşmamak için çırpınanların uluorta kapışmasıdır açlık. Öyle ki bu uğurda açılır ağızlar, yumulur gözler...
Artı açlıkla yüzleşmek, çarpıcı öykülere de kapı aralar. Romanlara tema olur. Tıpkı Pedersen açlığı gibi. İnsani sınırın ötesinde, insanlık onurunu zedeleyen herşeye katlanarak, gururlu ve toplumsal idealleri savunarak hayatta kalma kavgası gibi...
Ama açlık, hayallere sevdalara veda ettirir bazen. Veya vade yettiğince açlığın pençesinden kurtulmak adına, genlere işlemiş pederşahi göçebelik uyarınca hikayeyi tamamlamaktır. Hem de ölmek pahasına...
Açlık, alın teri dökmeden doymak bir yana, açlığı yatıştırmayı bile kabul etmeyiştir. Bu retçi tavır atadan evlada armağandır. Veya alınterine makul karşılığı vermeyi erteleyenlerin ürettiği akıl dışı ve mantık ötesi çakma ürünüdür açlık. Yani insanlık tarihi boyunca azad ve azabın kazananı olmayan yarışıdır...
Açıktan açığa çoğunlukla faşizmin gölgesi düşer, açlık zincirini kıramayan toplumların üzerine. Öyle ki bazen açlığa direnişle kazanılan prestij, kılıçların gölgesinde kaybedilebilir bile. Yani faşizme geçit vermenin mükafatı da açlıktır. Hem de varlık içinde darlık ve açlık çekerek. Oysa alınterinin karşılığı bir parça kuru ekmek bile olsa, sonun başlangıcında asla vatana ihanet etmemektir mesele. Hatta uygarlık tarihinde emanete ihanetçilerin, pastadan en büyük payı aldığı acı gerçekliğine rağmen.
Açlık, ömür döngüsünde en acı deneyimleri yaşatsa, ömür törpüsü olsa bile asla dönülmez yolu sürmektir mesele. Açlık acıtasyonu yapmadan tükenmez umutla, katıksız ekmeğe tapmaktır iman. Aslolan bilim ve bilinçle açlığı yaratan sistemleri yok etmektir, bir garip kuş misali...
Yani düşünmektir hiç düşünülmeyenleri; " Havada güzel güzel dönen kuşun, açlıkla yılana saldıracağını hiç düşünmemiştim"...
Pedersen açlığı, andangen karakterinde hayatın içinde kaybolup giden hikayelerin, aç açık kalanların ödün vermeyen tavrına yalın ağıttır. Pederşahi tokluk ise ağdalı yakınmalara özenmeyen bir başkaldırı ve dik duruş anıtıdır. Pederşahi veya Pedersenvari, olsun veya olmasın açlık, insanın insanlığın en büyük sınavıdır. Sınav için ders almak değil, sınavdan ders çıkarabilmektedir sınavın getirisi. Kazanmaktır ezeli savaşı. Yani yeryüzüne hükmeden metaforik açlığı, hemen şimdi babında tarihe gömme savaşıdır kutlu savaş...
Binlerce yıldır açlık, açlık körlük açlık üçgenine hapsedilmiş bir süreçtir. Bu süreci sonlandırmaktır ana gaye. Çok yönlü çaresizlik ve kuşatılmışlığı yenmektir temel amaç. Mesele ağır kusuru kusursuzca resim resim biriktirmek ve bir gün mutlaka açlık günleri bittiğinde, yıllar yılı biriktirilen resimlerin çöp sepetine atılmamasıdır. Mecalini çer çöpten, çöp konteynerlarından karşılayanların resimlerine saygıyla...
Çekilen o irkiltici resimler ise kendini bir türlü çek etmeyen şatafatlı resmi geçitçilerin büyük, en büyük ayıbıdır. Öyle ayıp ki kılıçların gölgesinde geniş yığınlara reva görülen...
Oysa " Açlık, kılıçtan bile keskindir"...

Hiç yorum yok: