19 Şubat 2018 Pazartesi

CAN CANAN


CAN CANAN

İnceden cız etse de yürekler, hikâye başta sonda bembeyaz bir kumaşa sarılmaktır. Cıscıbıl. Yani kadraja ağlayarak girmek, hayat perdesinden sessiz sedasız çekilmektir veda. Ömürdür bir çırpıda geçer misali. Çehreli çırpınışlar boşadır, bilinir. Elbet geri çekilecektir üflenen nefes. Çekilir.

Can ağızda Canan yürektedir…

Kendi halinde yürürken ansızın ucu bucağına denk gelir, koordinatlar tutar. Gelince de yalınkılıç ufka seğirtilir. Can ağızdan çıkana, Canan son nefesini verene dek durulmaz yürek. Naralar duyulmaz. Nidalar durulmaz. Sonra çekilir kuralar. Sırayla değil. Bu çok kullanılır laflar arasındadır. Yine de sırası gelenin sırları kendisiyle beraber uçar gider veya mekansızlığa gömülür. Ne günah kalır geriye ne de ahlar vahlar. Duyulur duyulmaz birkaç fısıltı. Fazladan sonsuza dek sus telkini. Samimiyetten susulur. Her şey koca bir yalandır. Her şey yalan olur her şey. Dinginlik vurur akla, buz tutar gözler. Göç kesinleşir.
Can çıkar, huy çıkmaz…
Epey zamandır Can yola çıkmaya hazırdır oysa. Aslı öyle ayrımsız öyle katıksız bir hislenme. Keremi keder vurur. Ecel perisiyle buluşma vakti gelince eceli gelmemişler daha bir heveslenir. Kader sultası. Ah bir görseler o kederli güzelliği. Pirim can dayanmaz. Can dayanmaz, canan da. Kör bıçak gibi saplanır göğse huzurlu huzursuzluk. Mahşer kalabalığı dağılır mahur mahur. Doğasında göksel anlaşmanın bozulması soluklanır. Tılsımlı bir gün batımıdır candan ayrılma. Cananla bütünleşme. Hakiki hazine işte odur. Azılıp, kazılıp çıkarılması gerekmez. Ansızın karşıda belirir. Yalazlı bir siluet. Yakadan tutar. Yufka yürekli bir yıldızdır kayan. Yakalanmaz. Yakalar.
Can dayanır, Canan kaçar…
Kaçmak ne fayda. Hiç. Hiçten gelinir hiçe dönülür. Manevi boşluklara tanrısal buyruklar yerleşince körü körüne ölmek ve öldürmek büyük günahlara dönüşür. Dağınık düşler kalır mezara. Hava kararır. Kan kusar sürülen tarlalar. Davalar. Öleninki ile öldüreninki birbirine karışır. Doğrusu apar topar puta tapar yalnızlaşmadır. Eğrisi öz kıyım, öze kıyımdır. Kısaca kirli beyaz bir çaputa dolanmaktır. Oysa türküler söyleyerek, zalime söylenerek gitmektir mesele. Cıscıbıl gelinir ve öyle gidilir kıvamında. Geldikleri gibi giderler dedirtmeden arkadan. Giz değil iz bırakarak. Çünkü her karşıt fikir pınarın gözüne serilmedir. Sevilmektir. Serinliktir. Ağırlığınca altın versen alışmışı almaya gelme alışkanlığıdır. Para etmez. Ne yaparsan yap sistem çöker. Kristal kubbeye canlar dağılır. Can uçar, yazı kalır. Yazgı biter.
Can toprak Canan güneş tenli yapraktır…
Evrenin Kaçıncı katındadır erişilmesi arzulanan asıl sebep. Tanrısal tecelli. İlahi teselli. Dürüst bilinç nerededir. Varlık sebebi hangi gönülde. Gönülde hangi cihan güneşi. Bilinmez. Yaksın kül etsin Canan. Bilinmeze yolculuktur kapıyı çalan. Çok hızlı geçer günler, bir arastada yol tükenir. Karınca kaderince kara tırpanlı celladın yolu gözlenir. Güneşin tutulduğu günlere değer müjde. Kollarıyla sarar. Her canın canından can bir yıldızı saklıdır semada. Her canın cananı. Yolculuk orayadır. Uykuda başlar hayat, rüyalar görülür, tekrar uyku basar. Bitti biter.film. Son. Bir tırtıl bölünmesidir tırmalanan. Sonra pıhtılar sarar sarmalar ateşi. Gök gürülder, yer yarılır. Bu başı sonu bilinmeyen notalarla bezeli bir şarkıdır. Kıssadan hisse sözleri dahi unutulur. Güftesi yok, yok olur. Her şey buharlaşır. Heyhat hayat işte. Yalnızlığa yer açılır. Yer gök bir günde bir anda alçalır. Tamı tamamı tepsiye dizilir. Hepsinden geriye kalan gerilen yay atılan ok, oluk oluk akan insanlıktır. Kor demir, kör duvar başucuna mermer taş parçası. En tanıdık nişanları da bunlar.
Can âşık Canan gökkuşağıdır…
Rengârenk kuşanılan ne varsa boş. Adası edası, yangısı yankısı varlık nedeni. Ve bataklık öyküsü. Soyunulur. Onca yılların mesajı soy sop berhava, özü barıştır adalettir. Aynı yöne hareket. Umut bedavadır. İddia bereketlendikçe bereketlenip hep denize ulaşmaktır. Denizleri aşıp âşıkane okyanusla kucaklaşmaktır. Engine ermektir. Emektir. Bir ölüp bin doğmaktır. Yerle göğün birleştiği yerde otağ kurup tahta kurulmaktır. Olmaktır. Arzın merkezine çekilmektir. Veya düz ovada çılgın sayılmak.
Hikayenin özü, ezeli ebedi cıscıbıl bembeyaz bir kumaşa sarılıp önce can sonra canan aynı makama makamlaşmadır…

Hiç yorum yok: