21 Nisan 2021 Çarşamba

HAYATIN İÇİNDE KALMAK...

 HAYATIN İÇİNDE KALMAK...


Harala gürele, sözde gündelik yaşam kalitesi adına gevşemenin ardında çok şeyler yatar. Ya da boşa atarlanarak  geleceği, katmerli korkuların kucağına atmakla başlar herşey. Aklı çelen dikişleri aldırmakla. Böyle başlar ve hayatın akışına, tapınılan tüm renklerine, bilimci aklın ışığına, ebemkuşağına-gökkuşağına düşmanlıkla da biter. Koparılan gürültüye değmez sıradanlık vurur boşluğa demlenmeleri. Ve soft softa yozluğunda, günden güne hayatın içinde kalmak en tehlikeli halleri içerir...


Hayat işte, her gün ayrı bir şarkı ama silbaştan aynı nakarat. Kavanoz dipli dünyanın etiketi bozuk senfonisi. Aynı sen ben demeden, başka mecralara kayma hakkının tehlikeli maceralarda kaybedilmesi. Haçlanma riskli hayal simsarlığı. Hayretsi derecede hayal tacirliğine soyunup, yegane serveti sınırsız limitsiz harcama lüksüne serpilme. Ruh gözünü bile kör edecek ruhsuzlukla pikleme aşkı ve en dipte pinekleme pitilesliği...


Öyle ya bu puntalı putlaşma bir daha, hayatta bir kez olsun şans verilemez boyutta bozuk karakter yaratısına yarenlik. Hatta puantajlarla sabit, hayatta bir daha bir kez olsun şans yüze gülmez halinin test edilişi ve tescillenişi. Hayatım, mematim derinliğine delice baskın. Emanete hıyanet...


Haliyle hayatım, acanım faslında peşine düşülen ve asla affı olmaz suflecinin, hayatı zehir eden tiyatral taktiklerine aldanma adapsızlığı. Ardından kelepir ucuz stratejilerin çıkmasında, antik trajedilere has arsızlık ve geleceği kirletme. Nihayeti ilelebet sürecek hasımlık kitabına ilk tümce, pik yapar dip endişesi. Elbette körkarar bu gidişle geleceğe damga vuran korkuları yenmek için bilenmek ve gündelik kalitesizliği yaşayarak hayatın içinde kalmak oldukça zor... 


Hatta zorun zoru. Onca egzersizler, nice iksirler, bolca sihirler hayatın içine içine boca edilirse de, kapıdan değil bacadan düşülse de hayatın ritmi ve ritim sezgisi bir kez bozulmaya görsün. İçtiğin içeceğin, gördüğün göreceğin ne varsa, hele ki o iyi günler mazide kalır. Yani kolayı zor etmenin  hediyesidir her an kötüleyen...


Merhaba ıskalanan hayat. Kuru bilgi, kambursu ilgi ve kusurlu hayal gücüyle buraya kadar. Lafta ufku aydınlatan ama bir adım sonrası kör karanlık hırsının son hali. Korkuların ocağında bir geleceğe murdar yatkınlık. Daha ilk günden hayatın içinde kalmayı zorlaştıran mundar yakınlık. İşte çemberi daraltan, korsan gemilerini yaktıran, yozkara yelkenleri yırttıran, Kızıl bayrağı göndere çektiren yaşam realitesi. Hacı, acı gerçek bu yaşam boyu marabalık...


Alabalık gibi atlanılan göstermelik yaşam hevesi, bilinçaltını deşen keyiflerin ölçüsüzlüğü ve özgün yaşamı hiç eden tutarsız takıntı. Tuhaf bir durum ama çarçabuk hissedilen peşine takıldığına değmez sarsıntısı. Aklın nuruna, hayatın ruhuna, denizin özsuyuna haksızlık. Ve sonsuza dek fırtına öncesi sessizlik... 


Hadsizliğin avansı  sonradan. Avantadan lavanta getirisi, peşisıra tehlikeli günler içine sızmış rayiha. Getir götür, hakedenler gününü görür kıvamında hayatın içinde kalmak günleri. Zaten sırf hayatta kalındığını göstermek namına her eylem her söylem. Vadesiz bono tillahi ada yazılı. Değil miki göstermelik yaşam hevesine kapılmak, sahte yaşam kalitesine yavşamak ve otokontrol dışı yaşamak baş edilemez korkularla yüzleşmek demektir. Aşırı yaşlanmak ve açıkça soluksuz kalmaktır. Çünkü sağlık olsun da bir yere kadar...


Sanki sağken  yapılacak olan, lafı gevelemeden yakın uzak geleceği korkuların kucağına bırakıp tüymektir. Diğer yandan her şeye karşın yaşamın içinde kalmak, gelmişi geçmişi, başa bela

ağırlığı tüy gibi hafifletecek gelecek günlere kalmaktır.


Hayatın içinde kalmak, kala kala, yanına kar kalacaklara açık kalan hesabı hatırlatma günlerine kalmaktır...

Hiç yorum yok: