25 Mart 2021 Perşembe

TENEKE ÇATILARDA ÇİFTLİKBANK REKLAMI…

 

TENEKE ÇATILARDA ÇİFTLİKBANK REKLAMI…

 

Zamanın birinde çiftlikte sığır kalmayınca, bankaya da havadan para yatmayınca ortalık karıştı. Olağan şüpheliler için tepeden tırnağa ayıplanma başladı. Maddi kayıplara dair başkaldırı zili çaldı. Teneke çatılar çöktü. Reklamlar bitti…

 

Ahali bazında kapitalizme bu denli göbekten bağlılık ve akıl fukaralığı tepe yapınca virane zenginlik rüyası tahta köprüye kadar sürdü. Bu otorite zayıflığından faydalanan kolay para sevdalısı, gelgeç heyecan ve zamane delikanlısı dombili kaptı kaçtı ve kayıplara karıştı. Soluğu nerede aldığı devlet erkânını ilgilendirir. Ama şark kurnazının hizmetinde olanlar ve hizmetçileri ile çiftlik banka haybeden ortak olma sevdalıları kimi ilgilendirir orası muamma. Günü geldiğinde zili siz mi çaldınız efendim deyip geçilir. Paraya endeksli saf değiştirenler de olur. Ancak ağır bedeller ödeyenler ise yine kısadan hisseli köşe dönmeci sokma akıllılar.

 

Bu günleri bir daha görmemek için en önemlisi her şey pahasına buraya kadar diyebilmektir. Yeter şu statü yükselten alavera dalevereler. Öyle eylemler vardır ki her zaman açık açık yapılmaz, yaptırılmaz. Ama dolandırıcılık göz göre göre ve bile bile yukarıdan aşağıya. Çiftlik üstü banka totalinde, çalıp çırpma manevraları hafiften gerçekleştirilir. Yediden yetmişe, tam yetmiş küsur bin mudi bir gecede tokatlanır.

 

Onun için çoğunlukla kalabalığın önüne geçilir ve dostane, akılane çobanlık, bekçilik, sığırcılık savunulur. Direnme hakkı kutsaldır ama parasını bu tombili peşinde kaybedenler bu çağda aklı peynir ekmekle yeme sonrası perişan olurlar. Bu ve benzer statü artıranlar çoğaldıkça da statükocu sarraf, zarif zarraf peşinden düşüşe geçenlerle ayni manzara yaşanır.

 

Bu dikine dikleşme ve dikleştirilmenin mirası derdine düşenler yakında bir yerlerde buluşur. Kara paranın etrafında dönen dünyayı ve dünyalığa tapış şimdilik buraya kadar. Üç beş sığırla, teneke çatılı çiftlikle yapılan bank reklamlar bitti. Şimdi lambalı radyodan haber-ajans saati.

 

Yırtık pırtık çıkışına bakıldığında bu ne biçimlenme, bu ne yeşil çuhadan kaftanlanmadır akıl şaşar. Her şeyin bir başlangıcı ve sonu vardır. Teneffüs zili çalmasa İstanbul’u fetheden ile ayni yaşta dünyaya açılacaktı çiftlik bank. Çiftlik bankın bıçkın sahibi. Kargaları güldüren bir memleket hikayesi daha. Zaten memleket babanızın çiftliği, bu kahyasız çiftlikte çiftlik banklar kurmak bu karakteri düşük dondinilerin hakkı. Yiyin efendiler yiyin.

 

Hak hukuk değirmende kalmış, demir kapılar açılır kapanır. Talanın dik alası başka bir zamanda değil en uygun zamanda. An bu an ve dahi ala. Önce teneke çatıların çaresiz insanları çatır çatır kurulan tezgaha gelirler. Sonra çok haneli benekli insanlar için çalar zenginlik marşı. Sonra istisnasız tüm halkın en doğal hakkı gasp edilir. Kalantorluk tuzağında köprüler atılır anında. Dünyanın ortasında bir yerde, yerin tam ortasında toptan olağan şüpheliler kutular dolusu ganimeti bir güzel iç ederler. Ve kutlu vazifeler diyarından valizler içinde yeşillerle tırısa geçerler. Ya çevreye dağılmış özlemlerini çiftlik banka, Çiftlik hesabına yatıranlar. Onlarda bedavadan aklı sıra taarruza geçerler. Kandırıldık.

 

Cevizden gardıropta haklı haksız eyyamlar canlanır. Kimseler ey fani yeter de artar bu yancılık diyemez. Günü gelir bol kapitale bağlanan tabansız ticari eylemin de zili çalar. Ve çifti çubuğu, bankası bankeri, lideri kaderi devrilip yıkılır. Ve de boşa emir yağdırmalar başlar. Diyemez.

 

Diyemeyince de organizasyonsuz, korkusuz, rahatça bu kerteye kadar gelmişlik, memleketin binde birini ceryan gibi çarpar. Denilir ki yolsuzlukla başa çıkılır, en sağlam otoriteyle sabit cezalar kesilir. Aceleye gerek yok yavaş yavaş, inançla buraya kadar denir ama suçluyu bulmak zor. Meçhule açılan bir gemiye çoktan binilmiş ve gidilmiştir.

 

Bu dava doğrudan doğruya malı mülkü kaptırma davasıdır ama kimse diyemez bu işin davası mavası olmaz diye…

 

Memleketin tam orta yerine düşen, teneke çatılardan yalan dolanla süzülen, toplama oluklarından kayan kılık değiştirici bu gidişatı, tekrardan uyanış zili çaldığında herkes bilmezden gelir. Kalpazanca kınar ayıplar. O kadar. Oysa tam ortasındayız her şeyin. Yine de bizden tavrı ağır basar, ileri taşınacak dönem işte o dönemdir maalesef. Üstü örtülü değişimler, öncesi ve sonrasıyla dosta düşmana aktarılamaz diyaloglarla yutulur. Ve kandırmacayla işleyen düzenek her şey güzel, bir güzel babında gerçekleşir. Marifetten sayılır hem de. Arsızlık arka plandadır, ifrit odaklıdır, ilerisi gerisi, girişi çıkışı kuşatan spesifik ifadelerdir, hayaldir. Aldırılmaz. Ve her zaman bir şeyler eksik kalır. İnsanlık dahil.

 

Teneke çatıların zor bir hal yaşayanları çaptan düşer, düştükçe azbiraz düşünür ve ziller çalar. Hava birden değişir. Buraya kadar. Reklamlar biter. Buraya kadar havası, zoraki iyi havayı da toptan etkiler. Yani bir kulağın arkası kaldı misalidir meselenin dengi.

 

Ve çalan zil sesleriyle kulaklar kabartılır urdan burdan geçerek ta Urugay’a. Zamanın birinde bir çiftlik varmış. Çiftliğinde…

Hiç yorum yok: