18 Şubat 2021 Perşembe

ŞUBAT KAZAN YAZILARI

 

KOVİTİ VİRÜS KAZANI...

 

 

Sakıncalı sarmal saplantılar ortamında, ortalık yerde yakılmış günden güne çılgınlaşan ateş üzerinde, sapı kırık kepçeyle Korona virüs kazanı karıştırmanın açbilaç topluma hiç faydası olmaz. Hele çorba niyetine karıştırılan kara kazanın başında gereğinden fazla fokurdayana dek durmanın normal hayata geçmekle, geçmişe imrenmekle de hiçbir alakası yok. Çünkü bu gidişle normale kolay kolay geçilemez...

 

 

Eğer genel geçer kurallara tam uyulmazsa imrenilen normal hayat zaten, aniden anormalleşir. Öyle de oldu. Hele ki eslenip, feslenip, keselenip, arınılamayacak kadar is kokar, pis kokar el ayak. Ten beden, baş bacak. Akpak ocaklara da kazan karası bulaşır. Tüm temiz vücutlara da. Yüzler, gözler kızarır, sözler kararır hayatın içinde koviti virüsün etkisi yağunlaşır...

 

 

Bir adım sonrası, ilk ciddi yanlışta kuru öksürük ve öncelenmiş yanık izleri. Sığınılan saman alevi. Odun ateşi. Ciğerde sıralı kabartılar. Su toplayan ateşli deri. Kupkuru hayat...

 

 

Dahası debdebeli fısıltılardan usanıp, her uzva musallat fasıla fasıla göçüp gitme arzusu. Devamla yersiz zaman kaybı, geçici hafıza kaybı, yerli ve milli pergelinde kazanım hevesi. Su gibi akan zamanı israf. Kemirgen kalp desenleriyle süslenen kara maziye virüssel yükleme. Kırılgan anılar diyarında fettanlaşan fani masalı. Kötü fenaya fitlenen, ana fikirsiz son. Hepsi hepsi bir yıl içinde resmen çöküş. Pik dip çakılması...

 

 

Kahır ateşi ve aymazlıkla harlanan ocakta kaynayan, koviti virüs kazanı acı sürprizlere açık kapı. Tehlikesi açık keşif. Ama koviti virüs tahribatından korkmadan kapalı tasnif. İşte koskoca dünyayı bir anda küçülten esef verici tavır...

 

 

Bu küçük dünyanın küçük akıllılarına, iki dünyada güvenmeyi öğütlemek veya doğal hayatı öğretmek artık zor. Bir daha, bir daha pembe kâğıttan kalpler buruşur ve fildişi kalelerdeki hayatlar helak olur. Çünkü helalinden değişmek yerine, hayal gücünün ötesinde ve koviti virüs etkisinde haramici gerileşmeye saf durulur. Ve işte o durgunlukta koviti virüs kazanı kaynamaya başlar...

 

 

Bu evrenselleşen pandemik bozgunda dip köşe silmek, yer taban toz almak, baş tavan yıkamak, civar civata yağlamak, alkollemek kolonyalamak kontrol edilemez denli kötü gidişatı sadece dengelemeye çalışmaktır. Asla durdurmaz. Dengesizlik belki geçici, paspaslamak kir ve lekeleri belki çözücü ama koviti virüse paspas olmuşluk da yok sayılamaz. Binbir yüzlü mutasyon hali de asla yok sayılmamalı. İla nihaye sayılarla netleşen telefat asla görmezden gelinemez. Hele tüm umutlar meret bir mazerete bağlanmış ise zayıflık baş gösterir. Sessiz yoğunlaşma doğru veya yanlış akla her koyulanı önceler. Altına gelişi güzel bahane istifleyerek, kaynar kazanı bedavaya doldurmak ise istisnasız, yavan yaban çabadır.

 

 

Bu yavan yabanlıkta en yaman çelişki, her şeyi açıkça başlatan sinsi tarla faresini, acımasız koviti itini centilmen sanmaktır. Ayrıca emeği yok sayan, şeytani cemeği saklayan bu görgüsüzlük cenderesinden, her vaka virüse bağlanarak da kurtulunamaz. Bu kuruntu kurumlulukla zaten kirli olan kulplu kazan daha da kirlenir. O yüzden şartlanması şurtlanması gerekir. Acı şurubun şurası gerekir. Aksak ritimli, kambursu koviti virüsün parçası olmanın bir an önce giderilmesi gerekir. Kulağa çalınan ve çalımı garantilenemeyen ayarsız pespayeliğin de tadili. Tasdikli aymazlığın da ivedilikle tedavisi gerekir.

 

 

Aksi takdirde pişmiş aşa su katmaktan, çorba çeşmesine haram katmaktan dolayı dibi kara kazan, koviti virüs kazanı baş sorumlu tutulur. Pikdip virüsü nedeniyle, sığ akıl desteğiyle kazan kaldırmanın, kalburüstü hava basmanın ve sebepsiz havalanmanın da mutlak bir bedeli vardır. Ayrıca saplandığı kızıl ateş denizinde, baş edilemeyen kırık kepçeli kazan köpürtüsü yelkenliyi muhtemelen karaya oturtur. Veya kurukafa bayraklı yelkenli muhtevasıyla dibe çakılır.

 

 

Yani çakıltaşı kurnazlık ve sakınmasız rahatlıkla, haramzadelik hazlarla, uyduruk hal ve tavır hasadıyla halledildiği farz edilen harlı hadiseler kolay kolay geçiştirilemez. İzansız izole gecikince de başa gelen haraç mezat satışın naylon faturası mezarlık ve kara mürekkeple mezar taşı yazısı olur. Veya koviti virüs hediyeciği ve ikinci el eşyalar satıcılığı. Ve dahi müşterilik...

 

 

Bu işin açarı kaçarı yok, kaç göç arasında, kaş yapayım derken göz çıkar. Çelme takılan çakma marka teybin kumandası kırılır. Tüm kusurlar bir bir açığa dökülür. Yani keyif kumarından nemalanmanın bedeli, önünde sonunda epey külfetli olur.

 

 

Vira, koviti virüsle ölümüne bahse tutuşmak, sağlık pistinde yarışmadan yatışmak, ayni finişte çapsızıyla çakışmak resmen kazı kazan piyangosudur. Kazan altına yığılan yaş yavşak odunluktur. Akıl dışı, etik değer kaybıyla kuraldışı davranmanın, kayıt dışı dayaşka aşkın, kesin ve keskin cezası bellidir. Odun ve odunların sonu da bellidir. Beter sonuç hem masada hem ateş başında ömür boyu kaybetmektir.

 

 

Koviti virüs bataklığında, virüsvari kalıpsız kılıksızla, koviti itelemesi kel fodul kibarlıkla, başka yalaktan susuzluk gidermek açıkça ateşe benzin dökmektir. İnfilak sonrası yan yatan boş çuval beden ve samandan ibaret beyinle en kırımlı savaşa da açık davetiye çıkarmaktır. Gece gündüz vardiyasında, varı yoğu net görmeden karga tulumba koviti virüse tutunmak, tutkulanmaktır. Açık kapılı karanlığa kapılanmaktır. Zehirli bataklıkta kırık kepçeyle koviti virüs kazanı karıştırmaktır. Aşısı, ilacı, serumu bulunmadan, aşkla vites büyültüp koviti virüs kervanına katılmaktır...

 

 

Bu karışık trend ve yılışık tedbirsizlik katarı da karavanayı da bozar. Kırkları da bezdirir. Canları da usandırır. Eğer dahaca uslanılmaz ise keseye, arınmaya sabun, kasaya kefenlenmeye bez yetmez...

 

 

Bet benizli dünyanın billur kentinde çoğunluk, koviti kazan karası, ömür törpüsü, kömür isi, çılgın ateş dağlaması, koviti virüs harlamasıyla harcanır gider. Harcı pulu, girdap çaplandıkça kara kazana, kalp kalpazana kanıp, koviti virüse anlık hevesler uğruna harcanma güncellenir...

 

Kara kazan, koviti virüs başı olma, pejmürde panayır cümbüşünün ve işlenen tüm cürümlerin sorumlusu olma babında yumuşak ateşte pişirilme hesabına çekilir. Pişer mi bilinmez. Ama karma karışıklığa negatif katkısı da hiç yok sayılamaz. Yok da sayılmamalı ayrıca.

 

Koviti virüs kazanında akla zarar, keyfi nazar kaynamanın sonu besbelli, otomatikman odun ateşi...

 

KARAKURBAĞA AVCILIĞI VE ŞEDDE...

 

Hayat, aslında hidrolik prensiplerle işleyen ve işleten bir düzenektir. Yönünde akan suyu tersine döndüren bir enerji ise direnmesi ve katlanılması zor bir mecburiyettir. Neredeyse bilinç kaybıdır. Ayıp kayıp bilmeyen şeddeli eşek şiddetidir hayatın karası. İç karartan öyle bir kayıptır ki bu, sanki zihni ve şehri ikiye bölen busbulanık nehirde kara kurbağa avlamaktır. Şedde...

 

Zor zanaattır. Erkenden elde bir sırık, ucunda olta ve kurbağalık yem. İthal ihtiraslı kurbağaların vazgeçemeyeceği bir manzara. Maraza çıkarmadan oltayı sakince sallamak yeter. Ayrıca ansızın beliren ve delirten sığlıkta boş kancaya takılacak, aklı tutulmuş, aklı takılmış kurbağanın dünyasına bir güzel dalmaktır mahirlik.

 

Avlanacağı hissine aldırmadan, cazibeli yemi tatmaya aldanan kurbağanın önce kantaşı gözleri büyür. Büyür büyür ve kanlanır. Kancanın ucundakine dikkat kesilir. Cüssesi iki katına, şişinmesi sıfırın altına iner. Sanki kedi kaplana dönüşür. Kara kurbağa bir, iki, üç zıplar. Zıpladıkça, zırlatır delirir. Ortadan ikiye yarılmadan evvel, ortaklaşa olduğuyla amansız bir mücadeleye girişir. Ete kemiğe kolayca saplanır kancanın ucundakiyle buluşmak için tam hazır hale gelir. Veya geldiğini hissettiğinde içgüdüsel ama arsızca son kez zıplar. Hızla ve hazla. Zıplar ve kancanın ucundakini havada, karada kapar. Kaparlar. Avlamak üzerine kapanır perde...

 

Öyle karakurbağalar vardır ki yalandan taparlar. Toteme tapınırlar. Kıbleleri ve secdeleri nehir kıyısıdır. Şedde...

 

Nehrin iki yakasında harap, viran, talan varlık kaybı yaşansa da karakurbağalara her şey mutlu sondur. Veya kahırlı sonsuzluk...

 

Hayat işte. Kehanet ve kehanet çıkmazı. Kara, yeşil veya alaca kurbağa avlamak için en şaşmaz, ciğer yerinden sökülse de en sekmez yöntem budur. Sadece deneysel tekrarlar. Sabırla yağ kandilli sondaj. Sona yakın kıstırılan kurbağalar, uzun misinanın en ucunda sallanır haller. Etekler zil çalar. Kara kurbağa da tükenmişlik sendromu ve dahili depresyon. Okul çocuklarına biyoloji deneyi kurbağaların cansızlığı. Kesip biçme sanatı. Ve ders donukluğu...

 

Karakurbağa avcısı için de ruhsal durum aynıdır. Ama kurbağanın uzun ve yapışkan dilinden korkan böcekler gibi davranmaz. Böceklerden çekinenler gibi de. Avcının tek farkı cesaretidir. Kurbağa avcıları, bir mucit içgüdüsü ile elde olta takımı, oltanın ucunda kafa parçalayıcı iğne, gözleri bataklıkta nehir kıyısını kuşatırlar. Cesaret kuşanırlar...

 

Karakurbağa avcıları, her kör karanlıkta nehir kıyısında erketeye yatarlar. Öyle ki, kör karanlıkta kara taşın üzerindeki kapkara kurbağayı görmeden, görürler. Gönül gözüyle hissederler. Oltalarına kurbağaya enfes gelecek yemler takar, baş döndürücü kokular sürerler. Ve çapraz parçalanma süreci. Bir anda acı gerçek. Şedde...

 

Hayat, boş kafa, kasıt tutkusu ve çapsız inat neticesinde baş dönmesi ve sırt dönülmesinden ötesidir. İşin aslı parçayı parçaya ekleyerek tabloyu tamamlama erdemi ve insanlık alametidir. Simsiyah bir milin üzerinde masmavi bilye yuvarlamaktır. Uçuruma yuvarlanmamaktır.

 

Mazi, tıpkı çocukluk heyecanı ve mantar tabancasının ucuna yerleştirilen minnacık barutun iğnenin değmesiyle patlamasıdır. Kısır hayat ise çocukluktan kalma beyin altıdır. Oysa kuyruksuz kükreyenleri, bir punduna getirip sığ yerlerde sağ yakalayarak, karakurbağa avcılığı kıvamında avlamaktır hayat.

 

Bildik şeydir, karakurbağa bataklıkta sadece yol bulmaya konsantredir. Sırasıyla sinek ve böcek. Hayal meyal hayata bakışı, bu denli kısır ve bayağı bakıştır. Vasıfsızlığın ve insafsızlığın kabataslak çizimidir içinden geçen. İçine düştüğü kaosun detaylarında boğulduğunda zokayı yutar.

 

Karakurbağanın bu piksiz, pirsiz, plakasız, robotumsuluk ve kontrolsüzlük ise kurbağa avcılarına malzemedir. Zaten içi dışına çıkarılan hayatın veya hayatta soluksuz kalmanın, bulanık mehtaba tatlı yankısı vurduğunda güneş batar. Ve av ve avcılık söylemi, keskin kenarlı karakter bunalımı çerçevesinde fiilen, somut cereyan eder. Eyleme dönüşür.

 

İşte bu cereyandır, er geç patlayacak eylemselliktir, gidip gelip şehri ikiye bölen nehri kurtaracak olan. Nehrin bataklığını kurutacak olan. Nehrin iki kıyısındaki kurbağaları da çarpan. Sivrisinekleri de yakan. Şedde...

 

 

 

 

 

 

 

MİMODRAM, KARAKARGA YAKALAYICISI…

 

Dört bir yan koviti virüs, çarşı pazar yangın, karantinada ateş, katıksız ateş çemberi. Pik dip arası devinen virüsle sıcak savaş. Kutlu barış arifesi. Sanki ‘Savaş ve Barış/Harp ve Sulh’ atmosferinde mimodram. Ve karakarga yakalayıcılığı…

 

Memleketin hali perperişan. Artan geçim, muallak seçim ve mutlak zil-nice fiyat ayarlamalarıyla geçen koviti günleri. İçeride dışarıda hala emperyal düşmanlık. Sömürü salgını. Saf sinsilik. Beter ortam, yıkıcı atmosfer. Karantina, koviti virüs, kamplaşma demeden kol geziyor karakargalar. Corvus corone. En ücralara, en mahreme, en kutsala cirit atıyor leş kargaları. Gökkuzgun, gök kızgın. Kar, kış, kıyamet, felaket…

 

Bu yıllık fezlekeye geçen acı tecrübeler. Gelmiş geçmiş fiyatı çok pahalı, en pahalı bir edinimdir tecrübe. Sanki su kulesinden daha yükseğe, sır kulesine su pompalamak gibi görülür, tecrübelilik. Hiç olmaz bir şeydir ama en duyulmadık şeyler de olur. En olanaksız sayılanların bile başa geldiği, rüzgâr gibi geçtiği tanıklık ve sanıklıktır belki de. Bazen sanılanın yakın ötesinde, uğursuz ve umulmadık fiyaskodur tecrübe. Duy priz misali akım geçiren. Veya ederi, bedeli çok pahalıya mal olacak çarpılmadır tecrübe. Heder eden, çetelesi tutulan, hesabı sorulacak olan. Yine de en makul çıkış yolunu keşiftir tecrübe. En harbisinden…

 

Tabi harp sırasında us, pus, sus harmanında, sulha dönük doğru mantık işletilebilirse. Çünkü ters basınçlı fikir fışkırmasının tıkandığı anlık zaman diliminde, çelikten duvar olsa yıkılır, tel örgü yırtılır, demir hortum bile patlar. Ve şu garip memleket ortamında, canla başla kurulan imrence mekanizma da ne yazık ki mahvolur.

 

Bu mahvoluş ve mahvediş sürecinde asla fikri sabit davranmadan, filan feşmekân derken bir görülür ki karakarga ucuz kahramanlıklarla, gerçeklik perdesini delme peşinde. Hayal perdesi kurgusuna kargalık derdinde. İşte o andan itibaren yatları maviliklere sürmek yerlerde sürünür. Ve malike melike evden dışarı evreka kaydı…

 

Memleket hali, koviti virüs hali çıkmazında meleklere dahi meleke kaybı. Durduk yerde hile dolap, her yerde fütursuzca fiyasko. Hain kalkışma, lain girişim, yoz yobaz yelteniş ve karakter kırılması…

 

Fay kırılıp, fiyasko fistan fırlatınca, en eşsiz ve olağanüstü farz edilenler faz kaybına uğrar, akıl motor yakar. Ölü cereyan cenahına kapılma. Metalik iletkenlik etkisini kaybeder. İllaki irsaliye kesilir. Fatura kabarır. Körlemesine kabına sığmazlıkla, kolayca başlatılan kuşatmayla acı tecrübe. Acı tecrübeden ders çıkarmamak babında her şey bayat ekmek paparası ve beş paraya bayalığın teşhiri...

 

Teşbihte hata olmaz, bu teşhir ve teşhis bataklığında, gakguklara aldırmayan karakarga yakalayıcısı deneysel işe koyulur. Corvus corone avcılığı…

 

Karakarga yakalayıcılığı özünde çok basit iştir. Ampirik yöntemlerle icra edilir. Termik ritmi, termal titreşimleri, etkileşimli gösterimi çıplak gözle görerek. Göz kararınca, kalp kapakçığı kaçak kanı durduramadıkça bir eksik bir fazla ne fark eder düsturuyla. sabır işidir karakarga toplayıcılığı. Erdem ve dayanç işidir...

                                                                                                 

Karakargalar genellikle kara çalılıklara konuşlanır. İni, cini, hini kör karanlıktır. Uzun ama bomboş yaşamanın, kirli tecrübesiyle taklitlere aldanır. Gresyağı yaşam realitesine hiç aldırmadan, emanet yolda önüne çıkanı, bir gagalık keş peynire aldatır. Tüm fütursuzluğuyla çalılıklar arasında saklanıp, imansızlaşır. Dinsizce, bulduğu her beyaz lora dadanır. Asla kata, iyi niyet gözetmeden imkânsızı imlemek başta çok rahattır. Raven gelir rahvan gider ayıracı bir nebze rahatlatır. Ancak işler kısa sürede karışır. Kafadan kopartan karakargalık şişinmesi baş gösterir. Ve karakargalar bir gün mutlaka dikkat kaybına kapılırlar.

 

Tecrübeyle sabit gelip geçici heves zırvalığı. Kara nefis, nesepsiz fiillere dolandığında apansız yakalanmalar an meselesidir. Sekter ileti, sekunder itiraf, kofta hoyratlık, yakalayıcıya can simidi gibi yetişir. Yani bir kere karga tulumba kuru daldan aşağı şaplağı atılmıştır. Ve Karakarga yakalayıcısı, uzak yakın, arasta arafta demeden tüm kara çalılıkları pür dikkat süzer. Karakarganın ve kargadöleğin karaltılı izlerini sürer. Sesleri gömer, sessizce gözlemler. Bu arada okkalı gakgukları, vakalı falsoları cankulağıyla dinler görünür. Tek meselesi binlerce corvus içinden, artık rahat olduğunu zanneden karakargayı, corvus coroneyi mimlemektir.

 

Ve Karakarga yakalayıcısı Coviti-Corona günlerinde, corvus coroneyi mimler…

 

Yakalayıcı, karakarganın hiç de yaratıcı olmayan, yetenek barındırmayan kandırıcı sinyallerini, sahibinin sesinden ürkütücü bağırışlarını, ablak apartma çağrılarını dikkatle didikler. Ve karakarga yakalayıcısı etrafını saygısızca sarmalayan karakaranlığın içinden sıyrılır. Işığa gark olur. Vakti zamanı geldiğinde ise son darbeyi vurur. Vuslata tek bir şey yeterlidir, veda kurşunu. Ancak kurşun gibi ağır bir gece de vurucu hamle öncesi, iyice dikkat dağıtmak gereklidir…

 

İllaki incelikli ve dakik dokunuşlarla dikkati dağıtmak şarttır. Çünkü dikkati dağılan karakarga, her zamanki gibi havalanayım, bir kez daha yırtarım derken, gölgesi göğü delen kara çalılıklara takılır, kalır. Aklı delinir, kanadı incinir, gagası kanar. Küçük dünyası yırtılır. kurtulacağım diye boşu boşuna çırpınır. Arsızca tecrübelenen, tedbirsiz güncellenen, zevkli meşgalelerin uyuşukluğuyla kurulu zembereği de kırılır.

 

İşte o an, o kırıtım anı karakarga yakalayıcısının kısa veya uzun süreli hiç fark etmez ama çok, çok beklediği andır. Billur bellek anında anayolu izler. Ve karakarga yakalayıcısı elindeki velvet kara pelerini, kara çalılığın üzerine fırlatır. Ölüm örtüsü. Ölü toprağı. Hemen özü pik, gözüpek atılır ve hala pik yapma hayaliyle avunan dibe vurmuş karakargayı istim üzerinde yakalar…

 

Ve dahi Karakarga yakalayıcısı Coviti-Corona günlerinde, corvus coroneyi önce mimler. Kara çalılıkları mimozalar süslesin diye, mimodrama son noktayı koyar…

 

Çapsız karakarga tecrübesi, ucuz fiyatlı bir tecrübedir. Hislere tercümanlık ise çok pahalıdır. Hayatın çalınan değeri de yersiz çatmanın, fersiz çapmanın, hain haytalığın ederi de fiyasko fiyatına. Fi tarihinden beri de ayni kara kapan. Yani ne denli mızmızlanılsa da fildişi mızıka asla haksız kapanın elinde kalmaz. Zaten kimin hangi melodiyi üfleyeceği de besbellidir. Yani karakarga yakalayıcısının, asra çığ gibi düşen, çağ tecrübelerinden çıkardığı ders umulası derecede işe yarar. De haydi, death marş. Çünkü gerçeğe ayıklık, geciken tanıklık ve ufukta beliren sanıklık en ufak ayrıntılarda gizlidir. Bu gizemi bezeyenlere, kimliksizliği kendine benzetenlere, yüzsüzleştiren öfkeyle kaçıp, yüksünmeden zarar ziyana tutunanlara, tabansız tutku babında bataklığa düşenlere, hayat hazinesinden düşen pay sıfır, ödetilecek bedeli ise çok ağırdır.

 

Bu ağlak, sağlak, sızlaklar dünyasında sır küpüne depili her herzeyi, çıfıt çaputu, çirkin çamuru, kara karanlıkta bile çok net görür karakarga yakalayıcısı. Hayat kalesinin kapısını sürüngen omurgasızlığıyla içerden sürgüleyenleri de. Heyhat doğruluğun yapısını içten dıştan yıkanları da. O yüzden karakarga sürüsüne, rastgele taş fırlatmaz. Kriz, kristal düşünmez karakarga yakalayıcısı.

 

Çünkü karakarga yakalayıcısı hiç üşenmez. Coviti-Corona günlerinde, corvus coronenin bir anlık gafletinin, fetipli yarenliği iyice şişireceği faturadır beklediği. Şiştikçe şişen bu naylon elektronik faturanın halli çok pahalıya patlasa da asla aldırmaz. Cesaretle gereğini yapar. Asla gocunmaz.

 

Aldırmaz ve gocunmaz çünkü pandemik dünyada artık hiçbir şeyin kıymeti harbiyesi kalmamıştır. Dünya her dönemden daha atak ‘Harp ve Sulh’ kıskacında. Kıssadan hisse, mimodramın devamında ise karakarga yakalayıcısı dikkati dağılan kara karganın ödünü patlatır, dahaca patlatacaktır da. Elbette daima özünü dinler ve er geç sözünü tutar. Ta ki…

 

Dipnot; Tabii ki, ‘Savaş ve Barış/Harp ve Sulh’ yeniden okumak lazım, okutmak lazım…

Hiç yorum yok: