26 Mayıs 2019 Pazar

OKYANUSUMUN DENİZİ


OKYANUSUMUN DENİZİ

Bir Deniz vardı. Hala hasreti çekilen. En hasından ve gözüpek. Gözünü budaktan esirgemeyen. Korktular. Denizi kurutalım dediler. Okyanusa dönüştü. Düştü iki gözüm.  Aktı özüm. Doğan da Okyanusumun Denizi…

Ok yaydan çıktı günlerinin evladı; ‘Kızım Deniz, senin Tanrı’ya, bize ve ailene ve de binnetice vatana hayırlı bir evlat, nesil olarak yetişmeni ve adın gibi yapacaklarının da, başarılarının da Deniz olmasını dilerim…’

Unutma, unutma sakın ve unutturma…

İnsanlar yeryüzünün en korkunç yaratıklarıdır. Adeta canavar. En vahşi. Çiğ süt emmişlerdir. En alasının bile sağı solu belli olmaz. Geleceğini onların mutlu geleceği uğruna feda edersen et. Tamam. Ancak iyi düşün. Doğru bildiğin yolundan asla dönme. Ama bil. Zora düştüğünde ilk fırsatta zehirli bir hançer gibi saplanırlar yüreğine. Ana kuzusu demezler. Azap çektirirler. İşkence ederler. Utanmadan vururlar boynunu. Nankörce. Murdarca. Murderce.

Sonra ateş soğudu, Kızıldeniz yarıldı, gemi tufanı aştı sananlar kader derler. Lafta kederlenirler.  Bunlar sonsuza dek yaşamanı sağlarlar belki ama ömürden çalarlar. Ömürlerden çalarlar...

Deniz ömrün kısa veya uzun. İşte hep o karşılıklı ince hesaplaşma denizinde geçecek. Denizde karada ölüm var veya yok. Efsanelerden güç alarak at kulaçlarını. Etraflıca boğmak isterler, diren. Yılmadan savaş. Kurulu kurgu tezgâhlarında sakın boğulma. Kızılırmaklara tutun. An gelir kıran geçer, boran durur. Bir gün mutlaka hesaplar sorulur.

Fırtınalar durduğunda kötülüklerin sonlandığı bir dünya elbet kurulur. İnan. Değişime gebedir çünkü doğa. İnsanlarda gün olur değişir. Yine de fazla kanma.

Kızım Deniz, kendine kardan siperler kur. Kartoplarıyla dağılan, çığa evrimleşen, ölümsüz çağ maceralardan beslen. Seni eriten güç sadece güneş, Güneş olsun. Ve diz çökme, doğrul, daima dostdoğru ol. Yarınlarda her dem bağımsızlığa çelik bilek. Zehir akıl. Tek yumruk tek yürek ol. Yıldızlaş…

Ve sev her şeyi, herkesi. Her kesimin sevgiyi hak edenini. Düşkünleri kim olursa olsun ayrımsız. Ayrıcalıksız kol kanat ger ezilen dünyaya. Esaret altındakileri en radikal sayılsan da hiç çekinmeden say. Say ve sayıl. Asla evrensellikten ayrılma.

Hayat tatsız tuzsuz berbat ve çekilmez olsa da gülümse objektife. Hala umut var. Daima objektif ol. Daha çocukluğunda eliyle altı ok işareti yapan, zafere endeksli politik tavrın solmaz gülü. Karanfili gibi. Karanfil kokulum mavi bulutların arasından gülümser sana adaşın. Gülümse sen de yeryüzüne. Yüzünde zulme başkaldırış filizlensin. En özgürlükçü. En isyankâr. İsyanın dışa vursun yakın çekim. Endişe etme görülsün. Gök gürültüsü gibi çağla.

Kızım Deniz çağ değişir, bu memleket ne zaman ki gökyüzü ile buluşmaya hazır hale gelir hep kontrol altında tutulur. Kimseyi yaklaştırmazlar özgürlük ateşine. Sözde yanmaktan kurtarırlar. Yalan. Kuyruklu yalan.

Onlar ki; o kuyrukçular asıl kendileri yakarlar. Asarlar. Unutma ipten almazlar. Kelamı kadim’e el basarlar, kalem kırarlar. Kalemi önce hediye ederler sonra. Gözlerini kırpmadan sehpaya gönderirler.

İşte günün birinde böylesi mahlûklardan biriyle karşılaşırsan veya topuyla asla yakarmalarına aldanma. Yak köprüleri. Geç karşılarına öfkeni belli ederek uzaktan tekme salla. Bir tekmede kıytırık sehpaya…


Kızım Deniz öyle acımasız ki hayat daha çok şey öğreneceksin. Dileğim fazla bedel ödemeden öğrenmen. Hayatının her dakikasında bilgiye deryalan, bilgece davran. Bilime Deniz ol.

Önünde yaşanacak daha çok yıllar var; “Seni önce Tanrı’ya, bizden ailenden çıktığında ise binnetice Vatana, Yetişmiş hayırlı bir evlat olarak emanet etmek isterim. Adın gibi yapacaklarının Deniz, başarılarının Okyanus olması dileğiyle…”

Gözüpek, gözünü budaktan esirgemeyen, kurusun denildikçe Okyanuslaşan Okyanusumun Denizi, iki gözüm. İki gözüm, gözlerinizden öpüyorum. Gözlerim kapanana dek seninim. Sizin.

Cankızım, ardımdan “Deniz’in bir babası vardı…” diyeler bana yeter…

Hiç yorum yok: