17 Aralık 2016 Cumartesi

TERÖRÜN BU GÜNÜ BU DAKKA

TERÖRÜN BU GÜNÜ BU DAKKA
 
Belli çevrelerce kabullenilmese de bu gün bu dakka itibariyle, en baştan ayaklara kadar siyasal bir çöküntü yaşayor şu fakir memleket. Daha beteri için de bir yerlerde düğmeye basıldı sanki. Ortadoğu’ya öykünür tarzda çarşı pazar terör hortladı, hortlatıldı. Daha terörist saldırıların biri gereğince kınanmadan diğeri vuruyor. Hem de hiç terör vurmaz varsayılan, lafta terörden arındırıldığı söylenen şehirlerde.
 
Ve böylesine can acıtan bir atmosferde hala sahte partizanlık, mevcut idarecilerin suçu yok işgüzarlığı...                       
 
Her kanlı eylemden sonra çakma terör uzmanı pozunda siyasi ahkâm kesiciliği. Algı operasyonunun dik alası dayatılıyor millete. Söylem, memleket güllük gülistanlık, istikrar ve huzuru bozmak isteyenler var martavalı. Ek olarak kıyısından köşesinden dış mihraklar masalı. Bu partici ahkamcılık mesleğine giydirmek,  yandaş platformlara ve bu zübüklere yol verenlere de dokundurmak var ya şimdi sırası değil.
 
Zaten korku imparatorluğu yüzünden kimse emperyalizmin güdümündeki, çok uluslu terör ve maşaları sinsice dışardan içeri sızmış, terörün en can alıcı yöntemleriyle özellikle bomba yüklü araçlar ile memleketi mesken tutmuşlar diyemiyor. Bunların en kolay girdikleri, yerleştikleri, dolaştıkları ve çıktıkları memleket olmuşluk hiç önemsenmiyor. Yersen, yutarsan babında bir çeşni ve peşinden acılar. Peş peşe olanları önlemek yerine, ocağa her ateş düştüğünde, ilk iş din iman kardeşliği ve bunlar potansiyel teröristtir potasında bir eriyik hazırlamak. Yapılan bu. Şehit şüheda merkezli sunum.
 
Ancak terör bu gün bu dakka itibariyle memleketin hangi bölgesi, bölgenin neresi olursa olsun, ölüm yağdırıyor, ocaklar söndürüyor. Her kimse bu teröristler her istediklerinde açıktan açığa ölüm kusuyorlar denilebiliyor da, hiç kimse bunların ipleri kimin kimlerin elinde diye soramıyor ve yanıtlayamıyor.
 
Üzerinde çok özel çalışıldığı, öncesi sonrasıyla incelikli planlandığı besbelli yerlerde patlatılıyor bomba yüklü araçlar.  Gören, bilen, duyan, uyaran, önleyen yok. Hatta istihbarat hiç yok. Devletin üst düzey terörizm birikimli, tecrübeyle yoğrulmuş makamları kör ve sus pus.  Öyle ki ciddi gözleme, sık araştırmalara dayanan üst akıl terör birikimiyle yapılmış saldırılar bunlar. Bir biçimde farkına varılabilir veya varmak gerekir. Varılmıyor ve bir rehavet anında bomba yüklü araçlar hedefe yaklaştırıyor ve patlatılıyor.
 
Bomba yüklü araç veya canlı bombalar patlar patlamaz istihbaratlar su gibi akıyor ama. Saldırganlar anında tamamı cinsine cibilliyetine kadar teşhis ediliyor. Uzak veya sınır ötesi bağlantıları bile ortaya çıkarılıyor. Saldırıların şiddetine göre tesadüfen hayatından olan gariplerin kimlikleri ise zar zor belirleniyor.
 
Bu belirsizlik daha ne kadar sürer bilinmez ama tescilli terör saldırılarına maruz kalmak şu fakir memleketin ve garip milletin kaderi oldu. Memleketin dört bir yanını sarmış terörün bu kafayla önlenemeyeceği malumdu, daha acımasızca içeri taşacağı da kesindi. Ortamı fırsat bilen terörizm azdı ve azgınlaştı. Sonuçları ortada. İktidar zaafı boyutunda iki ayaklı canlı bombalar ve dört tekerlekli bomba yüklü araçlarla yaşamaya mahkûm edilmiş halk. Milletin mağduriyeti günden güne artıyor. Artacak gibi de görünüyor. Canlar yanıyor, gönül rızası devriliyor ama suratlarda ayni pişkinlik; şehitlerimize Allah’tan rahmet. Bir de; teröre verilen her kurbanın peşinden ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez’ sloganı.
 
Oysa uluslararası terörizm baronları şu memleketin bölünüp buharlaşması için, tutmayan eski planların yerine, sanki yeni yeni planlar devreye sokuyor. Memleket yoz politik manzaraların içine hapsedildikçe kaynatılıp devreye sokuluyor. Atışması çatışması bir yana memlekette güven hissi azar azar yok ediliyor. Sanki işini iyi bilir birileri tarafından toplumda infiale yol açabilecek terörist saldırılar memleket sathına yayılıyor. Sanki boş hafızalar iç savaşa resmi veya gayrı resmi yoldan hazırlanıyor. Pentagonvari planlar, bölgesel projeler el altından uygulanıyor.
 
Emperyal güçlerin ve memleket içinde cirit atan yerli veya yabancı terör odaklı işbirlikçilerin dayanağı hazır; kendin ettin kendin buldun…
 
Bu düğmeye kim veya kimler basıyorsa, kim ve kimler bastırdıysa bilmeli ki; bu memleket bu adi komplolar neticesinde ‘başka çare kalmadı faşizmi’ne asla geçit vermez. Faşizme karşı omuz omuza direnir…
 
Böl parçala yönet organizasyonunu görmeyen politikacılarla ve içte dışta sulh dışı politikaları izleyenlerle,  gelinen nokta işte budur. Terör iç bünyeye sıçrar, ikbal uğruna kamplaştırılan memlekete gelir kamp kurar. Memleketin istikbali ve istiklalini tehdit eder noktaya evrilir. Zaten memleket politikası evrenselliğini kaybettikçe her köşe başında egemen sermaye emrindeki bölgesel ve yerel terörist uzantılar racon keser. Bitlenip yol keser. Göz karartıp canlı bomba patlatır. Gözden kaçan bomba dolu araçlar yaşamın tam içine yanaştığında ise meydanlar cehenneme döner.                    
 
Ahval ve şerait buyken, şu fakir memleket başka şeriat peşinde. Kadrolu veya taşeron devlete çalışanların neredeyse tamamı, devlet kurumları ile devlete kurumlananlar, kamu kuruluşları ile kamuya kurulmuşlar ve siyasi uzantılar, uzantının ucunda bir şekilde sebeplenen ahalinin çoğunluğu tek parti, tek lider rüyasına kapılmış. Gözler başka şey görmüyor oysa  koca memleket binmiş bir alamete gidiyor kıyamete…
 
Bu düğmeye basan baronların maşaları, memleketin dört bir yanında kaosun pimini çekenler artık din, dil, ırk, mezhep, meşrep, soy, sop, köken, kabile bağlamında kendilerini bir an önce çek etmelidirler. Yoksa memleketin hali çekilmez hallere devşirilir. Bu kara körlüğün memleketin ekonomik, toplumsal ve siyasal çözülmüşlüğünü bir yerlere bağlamak olduğu apaçık belli. Bu bağlamda terör saldırılarına son verilmezse,  verdirilmezse, dur denilmezse, önlenmez ve her şekliyle zemin hazırlanırsa, yol verilirse sonuç karanlık.
 
Düğmeye birkaç yerden basıldığı mutlak bu tabloda mutlakıyete yön tayini derecesinde ibretlik senaryolar sahneye koyuldu gibi. Geçmişte bu ve benzer konu çok işlendi. Bu konu, bu oyunlar, bu senaryolar çok oynandı. Özellikle son on yıllarda mevcut iktidar sınır dışı meselelere yoğunlaştıkça, memleket için için yanıyor.
 
Yaşanan tüm acı olaylar bunlar menfur saldırılar, kan ihtiyacı vardır yoktur, sayı veremeyiz şeklindeki devlet erkânı demeçleriyle geçiştirilemez. Bu kanlı saldırılara ilşkin öyle yapıldıkça daha tehlikeli süreçlere kapılar aralanır. İç, dış veya ilgili bakanların bu menfur ve kanlı saldırıların hemen peşinden uçup olay yerine konması da yetmez. Bu teröre karşı yetersizliğin, resmen hükümetin hâkimiyeti kaybettiğinin göstergesidir. Bu tavırların, ajite söylemler ve kınamalar, küfretmek tarzında yaklaşımların inandırıcılığı da kalmaz sonra. Afaki metazori izahatlar yöneticilik oyunu oynamaktan başka bir şey değildir ayrıca.
 
Özellikle düşman fotoğraflarının tespiti net ve doğru yapılmadıkça düşman mevzileri de gittikçe artar. Saldırıların her türlüsü çapına, boyutuna bakılmaksızın kanıksanır ve bir şeyler devlet kontrolünden çıkar. Tüm terörist ataklar hükümet bunalımına çöreklenir. Dolayısıyla akıl tutulması ve tutuşması başlar. Memlekete yersiz ve zamansız ölümlerin kara ve kanlı gölgesi vurur. Bu gün bu dakka itibarıyla yaşanan aynen budur. Artık terör namına aklı kurcalayan ne varsa üstüne üstüne gidilmelidir. Yoksa şehir korkuları artarak yaşanır.
 
Böylesine terörist saldırıların bir daha olmaması için, saldırılar kapsamında acılar yaşamamak için, memleketi bitti biter konuma düşürmemek için, gittiği yere kadar gider çerçevesinde ne ekersen onu biçersin yanlışına kapılmamak için şu zengin toprakların tavı da düşürülmelidir.
 
Son tahlilde bu terör meselesi çakma terör uzmanı pozunda partizan siyasi ahkâm kesicilerinin kestirdiği gibi değil… 

Hiç yorum yok: