30 Ocak 2015 Cuma

SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER PARTİSİ OLMAK…

SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER PARTİSİ OLMAK…

Ülkede muhalefet partilerinin tek sorunu aslında başlı başına sorunlar ve de çözümler partisi olmasıdır. Özellikle solun tam karşılığıdır bu tahlil. İçinde tüm enerjisini kaybettirecek sorunlar türetme kötü alışkanlığından kurtulup ülkenin sorunlar yumağına çözümler üretecek sarmala bir türlü giremeyişidir yaşanan yalnızlık…

Ülkede halklar, sınıflar ve katmanlar arasındaki uçurum giderek derinleşiyor. İşsizlik, gizli işsizlik had safhaya ulaşmış boyutta. Bütçeden yüklü oranda, ilahlanmaya, silahlanmaya, resmi din ve mezhep istismarına, yandaş bulmaya, yandaş yaratmaya, yandaş kurtarmaya ve gizli dev özelleştirmelere resmi bankalar ve ihaleler yoluyla, alış satışlarla dehşet paylar aktarılıyor. Enflasyonist ekonomik sistem gizliden gizliye uygulanıyor, gün güne zamlar ve pahallılık yürek paralıyor. Dün eşitlenen döviz kurları on onbeş yılda yabancılar lehine üçe beşe katlamış. Amerikan parası bugünlerde yılların en yüksek kuruna kurulmuş. Serbest piyasa ekonomisi denetimsizliğin ve vahşi kapitalizmin kucağına itilmiş. Kaptıkaçtıcı, rantçı, hisseci, komisyoncu, ihaleci, ilaveci, hileci, hülleci, mülteci, sükseci bir ekonomik model geliştiriliyor.

Doğu ve Güneydoğu’da barış adına sırlı, silik hamleler demokratik bir program çerçevesinde yürütülmediğinden belli kişi ve kesimleri zenginleştiren, kurumları hırpalatan bir süreç yeğleniyor. İzlenen ve yürütülen siyasi süreç karşıtlarını keskinleştiriyor, yandaşlarını teskinleştiriyor ve sivil halk iki arada bir derede telef oluyor. Çift taraflı baskıların inceden inceye en derine kendini hissettirmesiyle yerinden, yurdundan, köyünden koparılmışlar dışlamışlığın, ezilmişliğin hissini hala taşıyor. Ayrıca Ortadoğu batağından zoraki veya keyfi kaçanların buralarda asil yurttaş durumunda salınmaları ve barındırılmaları ülke halklarının da bir nebze kanına dokunuyor.

Artırılabilecek nice, binlerce sorun siyasilerin işi ve becerisi kapsamında ortadan kaldırılır kaldırılmalıdır beklentisiyle; kısaca ve tek cümleyle ülke sorunları ekonomik geriliğin ve geleneksellikle alakası bulunmayan yozlaşmış hakim bir düşüncenin uzantısı olarak anlayışsızca devlet içinde, devlet adıyla ve devlet eliyle şekillendirilmesi ile büyütmekte denilebilir.

Ülkede bir çaresizlik yaşanıyor, yaşatılıyor ve bellek karışıklığı yaratılıyor. Topluma gelir dağılımı adaletsizliğine koşut yardım kamyonları ve tırlarıyla sözde sosyal devlet yalancılığı ve yabancılığı pompalanıyor. Aslında görünen ama saklanan ve kafeslenen gerçek tüm sorunları çözmek bahanesiyle ya temelinden dinamitleyen ya da durduk yerde üstüne vazife olmadan kaşıyan yine iktidarın ta kendisi olduğudur. Köşeye sıkıştığında ki pek nadir hemen onun zihniyeti bunun zilleti saptırmalarıyla nefes alma gayretinin adı da ustaca politika etmek ve hükümet hüneri sayılmasıdır. Böyle belletiliyor yurttaşa ve taş taş üstüne koymasa da veya bir koyup bin kaldırsa da mubah sayılıyor.

Oysa sorunları çözmekte zorlanan, hevesi ve gayesi meçhul, sorunlarla gereğince baş edemeyen, iç dış meseleleri birbirine karıştıran ve karıştırdıkça çoğaltan, geleceği göremeyen, hala geçmişte yaşayan ve geçmişin azameti ve şatafatına tapan bir kör zihniyet hüküm sürüyor. Bakan oylamasıyla çoktan güvenoyunu kaybetmiş hükümeti ise ayak sürüyor. Hal böyleyken halklar tüm hadsizliğin önlenmesini ve çapsız idarecilerin öngörüsüzlüğünü hala muhalefete ve sola, sol partilere yaslıyor.

Aslında parlamenter demokraside akla gelen gelmeyen ve gelecek bütün sorunların üstesinden gelecek olan parlamentodur. Çözüm mevcut rejimde parlamenter mazbatalı cumhura hizmetkar konumundaki epey yüksek maaşa çalıştırılanların ellerinde eriyor. Eridikçe de ülke geriliyor. Ülke halkları yararına önerilerin tekliflendirilip, projelendirileceği ve yürürlüğe sokulacağı mercidir parlamento.

Parlamenterler ise halka parlamak yerine görevlerini parlatmalıdırlar. Parlak fikirlerle kara makara paralarını parlatanları aklamak, paklamak değildir yüce mecliste bu yüce millete hizmet. Bu hizmet değil illettir illaki ve keşkelerle de olmaz bu işler. Parlamentoda işler organize işler parkındalığında park edip, farkındalık yaratılıyor masalıya işlemez, işletilemez. Kasadan, kutudan, kuytudan dökülenlerin faiziyle iadesine çanak tutmak, iktidar veya muhalif cumhur hizmetçilerini hiç bunaltmıyorsa bu akıl bunalımında bir yalanı daha doğrulamak gerekir; evet ‘Allah’ın sopası vardır’…

İşte bu ahvalde özellikle ve öncelikle sol şarttır ve solun partileri sorunlar ve çözümler partisidir son tahlilinin hakkının verilmesi, mevcut tablonun ve eskimiş şablonun değiştirilmesi gerekiyor. İçerisinde acayip dertler üreterek tüm enerjisini kaybetmekten yakasını kurtarmalıdır sol.  Mevcut hükümetin sorunlar türetme alışkanlığından ülkeyi kurtaracak yine de soldur. Sol partilerin sorunlar yumağına çözümler üretecek sarmala giremeyişin önündeki engelleri de bir an evvel kaldırması gerekir…

Herşey anormal seyrinde seyrilirken, hareket durağanlaşmışken, ülke uçurumun eşiğinde iken, hayat yakınma noktasına zımbalanmışken,  nedense yelpazeye yayılmış sol ve sol partilerden hiç biri çözümler partisi olduğu bağlamında inandırıcı davranamıyor. Sorunları çözmeye hazırım, çözecek sadece benim deseler de inandıramıyorlar. Herkes kendi tarzında, kendi havasında havanda su dövüyor.

Ülke genelinde her ne kadar sol bitti, battı deniliyorsa da öyle olmadığı tüm dünyada açıkça görülüyor. En son örnek komşu Yunanlılar. Ülke dibe vurmuşken başarı çatısında birleştiler ve kazandılar. Aslında sağ, tıkandıkça tıkanmış, uzun vadeli çözümler üretemeden günü kurtarmaya yönelik gündem yaratma peşinde. Deyim yerindeyse ki tam yerine rast geldi emperyalizmin, çok uluslu sermayenin kuyrukçuluğunu yapıyor yalnızca.

En acı olan ise bu ülkeyi girdaba sokma gayretkeşliğine karşı duracak, ağırlaşan sorunların tümünün halledilmesi ile mükellef olanların yani yelpaze solunun devrim süreci başlatma durağındaki korkaklığıdır. Beklemekle izlemekle olmaz. Bu zorunluluğu yok sayarak, kendi çaplarında türevledikleri siyaseti sadece ülke halklarından alacakları oya endeksleyerek ve temelde bir bölünmüşlük hissi yayarak gelecekten iyice kopuyorlar. Sol değerlerle uzlaşmasızlığı yayarak ve yaşayarak içten dışa sağla ve sağ politikalarla benzeşerek uzun yürünemeyeceğini bilmezden geliyorlar. Art niyet olmasa da bu iç sarsıntılar dışa dönük frekansları da, fraksiyonları da olumsuz etkiliyor.

Parti içi deprem ve erozyonlar, önlenemez kadro kayıpları ve ivme düşmesi objektif yaklaşımlarla da giderilmiyor. Soldan kopuşun ülkenin öznel şartlarına uygunluğu öngörüsü ise yepyeni tahlilleri geciktiriyor ve gerekli gereksiz tahliyeleri de sıklaştırıyor. Bu çekirdeğine sıkışma ise her seçim öncesi zor koşulları güncelliyor. Her daim önseçim yapacağız deniliyor, seçime yakın kalemi birileri kapıyor, kalem bende kahramanlığına soyunuyor.

Tam da kamuoyunda ve halklar nezdinde tüm organlarıyla bir bütünleşme beklenirken zar zor yakalanan bütünselleşme fırsatları da bir bir elden kaçırılıyor. Böylece halkoyuna tutarlı mesajlar, çözüm önerileri ve yöntemler üretmek gitmenin ve yepyeni programlar sunularak yıllarca kaybedilmiş yitik puanları yeniden kazanmanın mantıksallığı da her seçimde çöküyor. Küçük olsun benim olsunlar la varılacak yeri hala öğrenemedi şu sol.

Yılların birikimi güvensizliğe karşın her koşulda destek veren kesimlerin, desteğini hala çekmeyenlerin, geniş kitlelerin sola ve sol partilere umutsuz baktığı dönemlerde umut olanların, siyasi kulvarda önü de hiçbir zaman açılmıyor, açılmalıdır. Yol yol erkan bilenlere bırakılmalıdır. Sorunları çözecek parti olmak demek motivasyonu eksik, ümitsizliğe düşen, kopan, ayrılan, dışlanan, pasif üyeliği benimseyen ve sessizliği seçenlerin söyleyeceklerine ayrımsız kulak kabartmak demektir. Yoksa sol yönetsel kadrolar sadece yaşananları izleyen ve yaklaşımları hiçleyen konumdan çıkarılmadıkça olmaz. Düz mantık, düz kontak sağdan sollamaların solu düzlüğe çıkarmayacağının da artık iyice anlaşılması gerekiyor.

Bu gün bütün yönetim makamlarının ve özelden genele siyasetin her alanının yeterlilik ve yetkinlik yitimi ile özdeşleştiği bir gerçek. Öncelikli sorun ideolojik kayma ise eğer tüm eksiklik ve tutarsızlıklar bir bir giderilmelidir. Değil ise yaşanan iç sorunları programsal eksiklere indirgemek ise kolaycılık ve girişim yanlışlığından başka bir şey değildir. Eğer sorun taban kayması ise yıllardır tabanın sesine kulağını tıkayanlara dönüp son kez bakmak gerekir. Teori değil belki ama pratik kökten yanlıştır.

Yol yordam bilenlerin sorumluluğu işte burada başlıyor. İstensin veya istenmesin, izinli veya izinsiz sol ilkelere dayalı pratiğin işlerlik kazandırılması yolculuğudur başlaması gereken...

Hiç yorum yok: