24 Ocak 2015 Cumartesi

ŞİİR AŞKI…



OSATA AŞKI

Osmanoğluyum
Otuz altı yaşında iki defa doğmuş
Saltanata geç vakit salınan salınır erim
Otuz dokuzda acilen değiştim vurdum Tuna’ya
Kaç kuşak sarılsa da boynuma
İlk yirmi birimde dellendim
Osmanoğluyum
Ayın ondörtleri karanfilli file
Kekik kokuyor diller illa
En yaşlı halim eski isimli delikanlı
Hakim olamadım nefsime arada
Arda boylarında devrildim
Makamına eriştiğim o gündü
Bir akşamüzeriydi kız gibi derin
Altmış yıl ömür biçilmiş güneşim
O gün ağırdan ağıra battığında
İnan ki yalancı değilim doğrusu budur
Dünya alem bilir
Osman Usta oğluyum...

AŞKI ANMAYA GÖR

Ana gör ki devrilişimi
Yavrum bak simli İsimli diyebilesin
Ben doğurdum onu
ve bir daha doğurasın her ölümde
Doğan da yeniden ilk nefeste aynıyla sen
Çocukluğumu ver elime
Muzipçe çiğ sütünü
Siyah buğday ekmeğini ve
Sapsarı mısır unu bulamacını
Hayat üniversitesinde ölümsüzlüğü kat can suyuma
Kazanımı, tüm kaybedişler adına,
Adım musafın en arka yaprağında
Yaprak yaprak savrulmuş
Serilmişim ayağına anam
Sevmişim devlerin tepegözüyle
En çocuksu ve en delikanlı
Gör ki böyle bir aşk görülmeyesi
Devrilişler yaşanmayası böyle bir daha
Ayağının altı cennet köşesi.
Anam dur ki o köşede dinleneyim ve öpeyim, öpeyim…

SEVGİYLE BORAN

Sevgi yoluna kar yağsa da tipi boran
Üşümesin yüreğin asla,
Üşümeyeceksin hiç parmakların donsa da
Sıcacık atsın yarınlara, sırsıcak,
Durmayası kalbin asla
Sevgiyle döküyor içini doğa inan,
Sevgiyle yoluna kurban
Yeryüzü alaca beyaz
Eller buz, gönüller ayaz
Güle gül sunan diller üşümüş, öpülesi
Yüreğin sıcacık çarpsın sonsuza bir an,
Her an ve o an gelmeyesi asla
Sarı sıcak bir ışık sevişiyor kar bulutlarıyla
Gelmeyesi bir daha o karartma geceleri
Şubat ayı ortası otuz dokuz derece ateşteyim
Ellerimde sönüyor sevgi feneri fısıltıyla
Bir sokak lambası parıltısında yalnızlık
Ağlıyor aklımın şiire sevdalı delikanlısı
Sevgi yoluna kar yağıyor tıpkı behice.

OPAL GEMİ

Aşikane repliklerle uyandı doğa
El ele oyalanırken el, elalem
Şen kahkahalar köprüsünde şenlik bitti
Yok yok, ne ararsan köpürmekte
Kümbette yapraklıda yapraklar soldu
Nekesçe yüzüyor onur
Sırılsıklam ağırlaşan anılar
Başkaldırmış şenliğin altında şelale
Nakaratların peşinde anasonlu bir oya
Oya gibi işlenmiş rüyalar
İskeleye döndü yüzünü
bakışları kırmızımsı
Taklit gemi paylanıyor oluruna olmazına
Kendinden emin geçitlerde arsızca
Opal parlaklığında repliklerle tersanede işçi
Narin gövdesinde eksik yazılmış bir duyuru
Duyan duymayan bir olsun
Dillensin geçsin manyetolu şoklarla
Reddediyorum nadasa bırakılmış aşkları
Diye diye sarılsın
Parkama gizliyorum tartışılmaz güneşi,
Güneşle doğan eşimi
Itırlara boğuyorum nefsimi
ese ese estikçe esinti aşıkane
Esenlikler dileğim aşikane replikli
Esenler’de uyurken doğa, uyanıyorum.
Opal gemideki yolculuğum bitti

Kapalı taş durakta bambaşka hayaller…

Hiç yorum yok: