9 Temmuz 2013 Salı

KIRKBİR ARTI KIKBİR ZOR-1-



KIRKBİR ARTI KIKBİR ZOR-1-

GÜLÜN ADI YOK DİYE

Çatısı tutuşmuş bir beden
Kalbi kor alevi
Kornalar çalıyor kıvılcımlarla
Sema sessiz ve bir o kadar ıssız
Soğuk soğuk çiseliyor zaman
Güneş kırıklarıyla hesaplaşıyorum
Harbi kör ademi
Doğusu batısı bir beden
Zurnalar halaylarla çıldırıyor
Sema sessiz ve bir o kadar eşsiz
Soluk soluk yitiyor derman
Ufka yayılan çizgiyle oyalanıyorum
Hangi gül elimi
Dikeni yaprağı bir beden
Vazolar çatlıyor kuruntuyla
Sema sessiz ve bir o kadar arsız
Sıcak sıcak dökülüyor
Kemençeler horonlarla çıldırıyor
Kuzeyi güneyi bir beden
Gönül kırıklıklarıyla hesaplaşıyorum
Kalbim kor alevi
Çatısı tutuşmuş bir beden
Allahtan temeli sağlam.

ŞAHİN PENÇESİ

Bir umut çılgınlığıdır
Salıma dilenci
Şahin bakışlı geceler kör
Kömür gibi baykuş misali
Gür sellere kapıldı bilincim
Hangi limansa dilsizce yaklaşılan
Sağırım o geceden sonra
İnmeyeceğim inme sende dur
Şansıma yalancı güneşler
Donmak yine buz gibi gecelerde
Sal dilencim karuni yosma
Kör geceler de şahin bakışlı
Bu çılgınlığa yürek mi dayanır
Gürsellere kapıldı kanım
Karadeniz alı al moru mor
Kanım dondu taş gibi ağır
Hangi limandı inilen bilemedim
Şahin pençesi yakama yapıştı
İn desende vallahi inmeyeceğim

ALT ÜST OLUNCA SEVDA

Alt alta yazıp topla duygularını
Nereye aitsin anla
Sevdikçe huzursuz
Sevildikçe huysuz
Gömdüklerini düşün kelimelere
Ve nereye aitsen oraya
Uçurumu çek içine yankılarla
Sırlarını haykır üst üste dağlara
Ölümle tanışacaksın hikayenin sonunda
İhtiyarlamayı en çok istediğini gör
İçin için sızar içine korkusu
Mumyalar saracak çepeçevre adını
Boyun eğiş yok asla
Ne pahasına olursa olsun sela
Bir avuç dost duası gata
Üst üste koyup sakla duygularını
Kime aitsin anla
Sevdikçe huysuz
Sevildikçe huzursuz
Gömdüklerini düşün mezara
Ve nereye aitsen oraya
Uçurumu çek üstüne yankılarla
Sırlarını dök mışıl mışıl uykulara
Hikayenin sonu ölümle tanışma

KEYFE KEDER

Keyifle somurttum ıssızlığına
Ara sokakların
Ne nemin
Boylu boyuna sonbahar
Islak bir halı yeşilimsi sarı sokaklar
Ve ıslatan
Gözlerim yaşlı
Keyifle seyirttim onsuzluğa
Ara sokaklar benim
Ben sonbahar
Kaç yazı birlikte eritecekken kır güneşi
Sessizce öldüm
Yazlar dolsa hayatıma
Yazılar dosyalasam dosyalarca
Ve neden
Düşlerim yaslı boyuna
Islak bir hane yeşilimsi sarı sokaklarda
Ve yalnız
Gözleri yaşlı
Keyifle sarıldım boynuna
Ara sokaklar sensiz
Ben sonbahar…

ÇİLLİ HOROZ

Çilehane çilekeşiyim
Çilek tadında dudaklarında üşüyen
Kızılımsı rüzgarla öpüşen
Pencere dibine gölgeyim
Hapsolmuşum yalnızlığıma
Dayanamayacağımı bile bile nara
Çilehane çilesiyim
Çiselemişsin ağrıyan duygularıma
Çiçek gibi ömürsüz
İpek gibi yumuşak
Gönüller gönülsüzüyüm gariplere
Göndere çekilmiş bayrak gibi
Süt gibi ovayla süzüşen bulut
Ayaklarıma kapanır gece
Hapsolmuşum yalnızlığıma
Secde edercesine yaradanıma
Ama toprak ama su ama ateş gibi
Çilehane tövbekarıyım
Çilehane çilekarıyım
Çilek kırmızı dudaklarla öpüşen
Üşüyen rüzgarla sevişen
Cumba içine saksıyım
Hapsolmuşum yalnızlığıma
Güneşi içtikçe çileren menevşe
Kelebek gibi ömürsüz
Pamuk gibi yumuşak
Çilehane çilekeşiyim

KUZEYDOĞUDAN BATAR GÜNEŞ

Kozmopolit tanıklığıdır
Kozmoz uzarken usuma
Kozmonotun ayak sesleridir
Çöken bir imparatorluktan kalan
Kuzey doğudanım
Matemler yaşıyorum dünya uyurken
Kuklalar cehenneminde
Özgürlük heykelidir
Sicimlerin ucunda salınan
Öpüldükçe büyüyen umuttur
Cennete köprü
Kozmoz azarken usulünce
Kozmopolit sanıklığıdır
Çöken bir imparatorluktan kanal
Kuzeydoğudanım
Sitemler yolluyorum dünya sarhoşken
Kuklaları cehennemine
Özgürlük heykelidir
İdam sehpasında sallanan
Defnedildikçe umuttur doğan
Cellatlara rağmen
Cennete sırat

KİBRİT ALEVİ

Delibaşım isyanlarda
Binlerce kavga harabı yüreğim
Karanlık basmış geceyi
Açık ağızlarda ıssız kelimeler
Bozguna uğramış ordu neferi
Yüz kızartıcı sabahlara
Silah zoru uyanışlar
Yılgınım çok uzak topraklarda
Artık yol ayrımı çanları gülümsüyor
Delibaşım dellenmelerde
Binlerce kavga hesabı yarım
Karanlık sarmış günü
Aşık yüzlerde arsız kelimeler
Bozguna uğramış oldu seferi
Yüz kızartıcı akşamlara
Silah zoru yatışlar
Bıkkınım çok ırak topraklarda
Artık çanlar kimin için gülümsüyor
Delibaşım belli değil

PERA DA AŞK

Millet aşkının çocuğu merhaba
Tramvay sahanlığında
Pera da
Tutunurken mor parmaklar yarına
Ve kıvılcımlar saçarken
Parıldak çelik
Su yürüdü toprağa
Boy verdi aşk
Pano da
Anadolu sahanlığında
Millet aşkının çocuğu doğdu
Tutunurken gür saçlar rüzgara
Ve yıldırımlar yaratırken
Parıldak sarı
Su yürüdü toprağa
Boy verdi hürriyet
Pekala
Millet aşkının çocuğu merhaba

BIÇAK UCU

Akordeonlar ağladı
Fotoğraf kareleri gülüşürken
Çiçek çiçek yüzlerde
Aynı ağır aksak şarkı
Karbeyazı
Sıcacık yüreklerde
Azgın sancı
Kırkımdan sonra
Aralık kapıdan el salladın
Dokuz doğurdu dünyam
Kaydı toprak altımdan
Zencefil kokulu
Bir avuç doğulu
Bir batımda buluştu
Romen rakamıyla yazılı alına
Alınlarda senesi
Ben sene hala yanarken
Akordiyonlar üşüdü

ŞÜKÜR ANI

Düğün çorbası gelin duvağı
Düğüm çözüldü
Duvar
Vardı bir duvar yıkıldı
Yakıldı kınası
Anası babası şürekası
Şükrettim sana
Di yar
Vardı bir yar başka bir diyarda
Zinhar
Unutmam unutmadı
Dil yarası aklın günahı
Gönül acım senin
Ömür
Bir ömür vardı verilesi
Verdim gitti
Duyar
Duyar da birgün çağlarsan
Tuna boyları benim
Boylarım sonsuzluğu
Suna boylum
Düğün çorbası yoktu gelinin de duvağı
Gözüm seyirdi
Damar
Vardı bir damar çatladı
Yapıldı duası
Allahın emri peygamberin kavli
Şükrettim sana


çile çöle dair...
Çilek tarlası çilerdi
Çilem bitmez
Çile
Çeldi aklımı sıla
Sıraya durdum kararınca
Karınca kaderince
Karalar bağlar anam
Çöle
Çölde saklıydı vaha
Sarıya çalar bukleleri
Sarınca serilince
Yer elması
Sile sile parlattım
Alaaddinin lambasını
Yandı aklımdaki sırra
Safa durdum aydınlanınca
Kaderimin cilvesi
Beyazlar bağla anam
Göle
Göle çaldıydım maya
Tutmadı körolası

BEYNENMİNEL

Domuzburun minübüsler vardı eskiden
Motor kapağı kıç yakan
Balık istifi insan
Parsellerden şehre
Kör sabahlarda
Kar palazı
Aman yaman mı yaman
Bir çelimsiz çocuk vardı eskiden
Arnavutun lokantasında ısınan
Pabucunu yıkayan cami avlusunda
Alt geçitte dolanan (yeraltı çarşısı)
Bedeni büyüdükçe kendi küçülen
Hapis kalan
Jeneriği akan hayatta
Adı en sona yazılan
Domuzburun minübüsler vardı eskiden
Motor kapağı kıç yakan
Camları cambaz süsü
Arabesk ezgilere zorlayan
Acıları içti çelimsiz çocuk
Balık istifi kızan
Parsellerden kente
Kör ayazlarda
Gözleri açılan

OKUL YOLU

Kitap oku
Oku delsin yüreciğini ekinin
Gül yapraklı (dudakları) kurut arasında
Sarı başak renkli saç tellerini
Çocuklarıma saklı
Akla beyninin karasını
Sular serpilsin yüreciğine
Kirpiklerine süreyim kendimi
Kendin olacaksın oku
Kitaplarca
Ve büyüdüğün gün
O günü anacaksın okkayla
İncecik bir anlatının ilk sayfasında
Kendini bulduğunu sandığın
Sayrılardan sıyrılıp
Kitap oku
Diyeni arayacaksın okul okul
Kul değil ki söyleyen
Emreden o ‘ Rabbin adıyla oku ‘
Gül dudakları düşerken sonsuzluk döşeğime
Çam ağaçları hışırdarken aklıma
Kulağım sende
Oku kitapsızına
Canına okudumun dünyası
Okudu canıma

PİS ŞİİR

Oku bokunu ödemez bi hayat
Heyhat sukara gelesice
Tarı pak günlere gebe
Yıkan yıkan hep kan
Öbek öbek yalan
Kandırmaca
Ödü bokuna karışan bi ödlek
Heyhat foseptiklere düşecise
Elinde yapma tabanca
Dolma mermi
Yedi altmış beş
Ayakkabısının altı yırtık Fırat
Denkledin adını göğe evelallah
Götü boklu aklı zifti bir hırta
Hartamalara giresice
Tanrı versin cezasını ite
Utan utan hep kan
Öbek öbek aynı vallah
Gerçekten
Oku bokunu ödemez bi hayat
Ödü bokuna karışan bi ödlek yarattı
Heyhat bir cana daha
Adı Fırat soyadı dik mi dink
Dengine geldi azrailin...

Hiç yorum yok: