16 Haziran 2021 Çarşamba

TARİH VE DEVLET

 TARİH VE DEVLET...


Tarihe emek yön verir, siyasal düşünceler destekler. Süreç içinde idealizmden materyalizme yöneliş, diyalektik yöntem ve bilinçle mutlaka gerçekleşir. Yani tarihi vareden felsefe, tarih felsefesi ve siyasal düşüncelerdir...


Ancak tarih emek yoğun bir gerçeklik olduğundan, tarih felsefesi daima statikocu tutum sergiler. Buna karşılık siyasal düşünce, devrimci bir potansiyele sahiptir. İşte bu iki temel olgu tarihsel ilerlemeye zemin oluşturur. Devlet ise tarihi ve düşünsel ortamı kaosa sürükleyerek, toplumları ideolojik aygıtlardan kopartarak, sindirir. Kendi çıkarları doğrultusunda resmi tarih tanımlamasına yol verir.


Devlet düşünsel derinlik barındırmayan tarihi, sürekli karmaşık pratiklerle tersine döndüren bir vaziyet üretir. Özellikle öze ve ürettiğine yabancılaşma egemenleşir. Gidişat doğru analiz edilmeyince de bir tarih sona erer hemen diğeri başlar. 


Açıkça ideolojileri yıkmaya çalışan devlet, klasik modeli sürdüremez ve tüm alanlarda oligarşik hakimiyete teslim olur. Yani tarih ile devlet ilişkisindeki çatışma, emekle ilmek ilmek dokunan tarihin hep devlet kontrolünde sergilenmesini getirir. Böylece entellektüel kesime bol malzeme çıkar. 


Çıkarsız tanımlamalar için tarihin akışına dönük eleştirel bakış açısı felsefeyi önceler. Başka girişimler tutmaz, felsefesiz tutarlı bir düşünsel akım da yaratılamaz... 


Tarih, karakteristik özellikler açısından bünyesine giren her türlü vasıflandırmalarla içten içe çatışır. Çünkü geleceğe ve geleneğe dayalı bir tarih anlayışını miras bırakmak derdindedir. Tarihsel travmaları veya vakaları düşüncelere göre değil de maddi nedenlere bağlayarak açıklamak ister. Temel gaye budur. İşte bu yüzden emek önemlidir, emek temelinde tarihin oluşturulması önemlidir...


Tarih kolay biçimlendirilemez ve değiştirilemez öğeleri de barındırmak zorundadır. Yoksa her devlet yeniden yapılanma sürecine girdiğinde bir başka tarih yazar. Kendi kendine yazdığına inanır ve inandırır. Böylece nice emek harcamışlar bir kalemde harcanır, kaleler yıkılır, tarihi hakimiyet teslimiyetçi politika izler. Salt düşünce bazlı derin etkiler gözetilmeden, yeniden harmanlanan tarih ise yönünü şaşırır yön şaşırtır. Ve tarihi yorumlarla aldanan kesimler, devlette vazgeçilmez olan köklü değişikliklere ya direnir veya onaylar. Çünkü doğru tarih yerine beynin arka hücrelerinde saklananlar yansıtılınca, devlet eliyle tarihi mirasa değişiklikler monte edilir. Ve tarihe dayanıksız anlamlar yükleme başta devlete yük, sonra tarihi yarınlara taşıyacak olanlara külfet oluşturur. 


Böylece belirgin kavram açmazı ve çıkmazındaki tarihi tutum hep aynı kalır. Ve zamanla emek heba olur ve siyasal devrimcilik, tarihin reddettiği aktivite olarak kayda geçer. 


Tarihsel kayba rağmen tarihe emek yoğun yön verenler ve siyasal düşünceleri devlet istese de istemese de asla unutulmaz...

Hiç yorum yok: