9 Kasım 2020 Pazartesi

UŞAK, KUŞAK, KUŞATMAK

UŞAK, KUŞAK, KUŞATMAK...
Büyük abi, sonuç belli de her seferki gibi kimi seçtiğini sürüncemede bırakarak dünyayı süründürüyor. Spekülatörlük ediyor. Zaten hangi başkan adayını seçerse seçsin hiçbir şey değişmeyecek. Eski tas eski hamam. Şeytan üçgeni hazır, uşak, kuşak ve kuşatmak...
Şeytani üçgenin manyetik alanında memleketler. Kuşatmadan kurtulmak zor. Çünkü on yıllardır tam bağımsızlığı ver, ileri demokrasi al yarışı yapıyor ülkeler siyaseti. Afra tafralı tavır, alan satan razı pozisyonunda yarı sömürge tavrı...
Garip ama gerçek, yıllardır merkezi otorite eksenine hapsolmuş özgürlüksüz bir demokrasi realitesi veya en temel özgürlükleri bile kısıtlayan, dünya ölçeğinde sonun başlangıcını geciktirme çabasında bir ülke. Az gelişmiş ülkenin, az gelişmiş akıl cambazlığı. Parola tam bağımsızlığı sat, en ileri demokrasi satın al. Emperyal pazarın en cazip müşterisi olma hevesi...
Hangi Emperyalist oyunun, hangi şiddetli tavsiyedir bu vahşi kapitalist süreci yaşatan? Daima bir sır gibi saklanır. Küresel organizasyonun jandarması, en iyi sır tutan ve en mükemmel saklayanları daima müstakbel ortak görür. Görür ama ortağını çeşitli tezgah ve icatlarla güçten düşürmekten de hiç çekinmez. Karşılıklı en aciz kalındığı anda ise 'bizim çocuklar' denilen güruh devreye sokulur. Böylece olmayan demokrasi hepten sıfırlanır...
Çünkü tam bağımsızlık talebi ileriye dönük güçlendikçe, ülke siyaseti anında frene basar. Bastırılır. El freni çekilir. Tüm geri kalmışlığa mahkum ülkelerde durum böyle işler. İşletilir. Sonra içeriden dışarıdan gelişmeye mim koyanlar, tam bağımsızlığı bir kenara bırakmak koşuyla yeni ileri demokrasi satın almaya yönlendirilir. Ve yeni merkezi otoriteler kurulur. Ve büyük abi kurgunun her anını yakından denetler...
Ülke tarihinin aşina olduğu, muslukların açıldığı lale devri hep belli zamanlarda yaşanır. Kısa sürse de, geleneksel anlayış tüm ağır kusurları bir nebze örter. Bu geçiş dönemleri on yıllardır kullanılan kanıksanmış bir yöntemdir. Yönü yöntemi bellidir, tam bağımsızlığı ucuza sat, fahiş rakamlara demokrasi satın al. Demokraside demokrasi olsa...
Yani büyük abiye hangi başkan adayı seçilirse seçilsin, büyük abi daima aynı oyunu tezgahlar. On yıllardır ayan beyan yaşananlar, açık seçik bunlar olsa da, türlü bahanelerle zayıflatılan rejim en nihayetinde daha otoriter bir çerçeveye oturtulur...
Demek ki ana gaye on yıllar boyu saklanarak içten içe işlenen, önce istikrarı boz sonra tam bağımsızlığı yok et ve ithal ikame demokrasiyle yönettirmeyi denet açılımıdır. Bu projeksiyonda tüm aktif ve alternatif unsurlar uyuşturulur. Uymayanlar, uyumayanlar da...
On yıllardır açık gizli faşist uygulamalarla, uydurma taktiklerle biçimlenen ülke siyaseti resmen kan kaybetti. Kaybettirildi. Ve tam bağımsızlığı sat, ileri demokrasi satın al tavsiyesine uyanlar, büyük abinin karakterine uygun olanlar merkezi otoriteyi kuşandı..
Bu kuşaktan kuşağa geçen kuşatılmayla birlikte, özgürlükler ve demokrasi kuşa döndöndürülür. Kuş da uçup gider. Uzun zaman önce uçtu gitti...
Yani büyük abinin işine böyle geldi. Aslolan başkan demokratmış, cumhuriyetçiymiş hiç farketmez. Yani değişen hiçbir şey olmaz...
Senol Bas, Ülkü Aras Karatay ve 1 diğer kişi
Beğen
Yorum Yap

Hiç yorum yok: