4 Haziran 2018 Pazartesi

SANAT, SPOR VE SİYASETTE DEĞİŞİM…

SANAT, SPOR VE SİYASETTE DEĞİŞİM…
 
Şu fakir memleketin sosyal yaşamında üç şey çok önemlidir. Sanat, spor ve siyaset. Faşist diktatörlerin üç fe’sine karşılık gelen memleket gerçeğidir bu bermuda üçgeni. İlerlemeye ve gerilemeye koşut değişimi de tetiklerler. Millet ise bu üç dalda, dalmacasına neredeyse profesör düzeyinde bilgilidir. İktidarlar da yıllandıkça, eskidikçe, ivme kaybettikçe bu üç etkileyici güç üzerinde tehlikeli oyunlar oynar. Veya oynanan oyunlara göz yumarlar. Kendilerine yakın olanları da el altından desteklerler. Yakın zamanda sanat ve sporda desteklediler de. Ama plan proje tutmadı…
 
Tutmadı çünkü doğru bildikleri yolda, izledikleri rotada kimseye biat etmeyenler kazandı. Üyelerine ve taraftarlarına inananlar, mevcut iktidara güvenenleri alt etti. Yani bu karşılıklı inanç kendilerini sorgulayacak hiçbir yanlış ilişkide bulunmayanları zirveye taşıdı. Mevcut siyasal iktidar da kaybetti…
 
Hükümet yılın başlarında sanat deyince ilk akla gelen birliklerden birine müzik eserleri sahiplerine neşteri vurdu. Tarihli ve sayılı yazı ile ‘Bakanlık Makamının olurları kapsamında Birliğiniz üyelerinin daha fazla zarar görmemesi bakımından…’ izahıyla ilgili bakan mevcut yönetimi görevden alarak bir kayyum atadı. Birliğin iki yılda bir mart ayının sonuna kadar yapması gereken kongreyi de üç ay erteledi.
 
Bu ertelemenin birlik üyelerini telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zarara uğratacağı hiç düşünülmedi. Yaklaşık dokuz binden fazla üyesi bulunan birlik yönetimi muhalif, benden değil diye dizayn edilmeye çalışıldı.
 
Bu yandaş ve yanlı kayyum hemen genel kurul öncesinde birliğin ileri gelenlerini üyelikten çıkardı. Yasal süreci işleten genel kurul önce usulsüz üyelikten çıkarılanları tekrar üyeliğe aldı. Sonra da yönetime seçti. Kayyumcular hışımla salonu terk ettiler. İktidarın planları tutmadı…
 
Spor deyince, futbol deyince ilk akla gelen, memleketin en çok taraftarına sahip spor kulübünde de kongre oldu. Oraya da bir neşter vurulma çabası vardı. Yaklaşık yirmi yıldır ayni başkan yönetimdeydi. Bir ara mevcut iktidar o başkanla cebelleşti. İçeri aldırdı. Sonra söylentilere göre adaylaşan diğeri seçilmesin diye de onu destekledi. Sonuç hezimet. Mevcut siyasal iktidarın desteklediği yirmi yıllık başkan, rakibinden dört kat fark yedi. Stadyumu sinir içinde terk etti. Siyasal iktidar yine kaybetti.
 
 
Oysa yirmi yıllık başkan kulübü Avrupa standartlarına yükselten tesisler kazandırmıştı.   Stadı kulüp imkânları ve kendisinin de katkılarıyla baştan sona yenilemiş seyirci kapasitesini artırmıştı. Kulübe memleketin en güzellerinden sayılan kapalı spor ve etkinlik salonu kazandırmıştı. Başkentte kulübün dinlenme ve konaklama tesislerini inşa ettirmişti. Ayrıca yakın bir ilde kamp yapmaya müsait Yayla tesislerini kurdurmuştu. İlk kulüp televizyonunu açmıştı. Döneminde daha birçok kalıcı esere imza atmıştı. Ama yetmedi kaybetti.
                                                   
Sanki birileri ile benzeşiyor ama kaybedişin niyesi şu; Sadece bina, tesis kurmakla, stat salon yapmakla, televizyonla olmayacağını göremedi. Parayı betona gömdü, sevgiyi unuttu. Profesyonel yöneticiydi ama kulübü beklenen düzeyde profesyonel dallarda başarıya endeksleyemedi. Taraftarları üzdü. Yok saydı. Bazen de aşağıladı. Amatör ve yarı profesyonel dallardaki sportif başarılarla yetinildi. Övünüldü. Ama yirmi yıllık başkanlık döneminde ezeli rakipler şampiyonlukta yıldız üstüne yıldız taktılar. Taraftar bunaldı. Utandı. Başkan önüne gelene çattı. Dostu kalmadı. Kendi gibi düşünmeyenleri kulüp içerisinden dışarısından hep azarladı. Herkesi düşman saydı. Sanki biraz despotlaştı. Efsane başkan namıyla zirvede bırakmayı beceremedi. Belki de birileri buna engel oldu, yarışmaya heveslendirdi. Sonuç ortada spor yöneticileri mezarlığı.
 
Peki, kim kazandı? ‘Biz büyük bir aileyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu bize ışık olacak. Onun yılında yürümeye devam edeceğiz. Atamızın hangi takımı tuttuğu önemli değil, kimin onun yolunda yürüdüğü önemli…’ diyebilen başkan kazandı.
 
Bu arada biz de kazandık. Yirmi küsur yıldan beri sürdürdüğümüz Karşıyaka’lılığa ara-son verdik. Artık FenerbahCHE’liyiz…
 
Siyasete gelince sanatta ve sporda olduğu gibi, siyasete de ince bir ayar gerekiyor. Sanatta ve spordaki muhteşem değişim siyasette de şart…

Hiç yorum yok: