1 Kasım 2017 Çarşamba

YARATICI BELLEĞİ ENGELLEMEK…


YARATICI BELLEĞİ ENGELLEMEK…

En bölük pörçük bilinen gerçekliktir varoluş. Biçimden etkileşimle yazgı ortaklığına bağlanan bir düzen, düzenleme, düzenlenmedir varoluş. Veya bir tür sorunudur…

Varoluş derinden izlenmeye başladığında belleğe takılan kültürel yapıya ve siyasal ideolojiye göre şekillenen bir iç dinamiği de vardır. Dinler felsefesi ile de yakından ilgilidir. Dinbilimsel tahlillerde tamamen apaçık geçmesine karşın tam anlayabilme üst düzey bir yetkiliye ve birikime sahip olma ile gerçekleşir zaafına yakalanılır. Akıl almaz deyip geçilemeyecek denli aykırılıkları da içerir bu dinsel bildirimler. Özünde hep tür yaklaşımı yer alır. Canlı cansız türlerin çevresinde döner her şey.

Döngü tüm türlerin ayrılıkları, birliktelikleri ve buluşmaları ile resmedilir. Resim iyi izlendiğin de evrimleşmeler göze çarpar. Daima geleceğe dönük uyartılar var gibi görünür. Ancak daima geçmişi betimler ve anımsatır örneklemeler. Demek ki varoluşu özgül nitelikleriyle var eden bir gücün varlığı söz konusudur. Yani türler evrimle geleceğe taşınırken birliği ve düzeni sağlayacak ortak bir akla da ihtiyaç vardır. En önemlisi milyonlarca yıllara denk varoluşu izleyen ve evrimsel rotayı sürekli kılan bir gözlemciye de yok denilemez.

İşte en bölük pörçük bilinen veya bilinmeyen budur. Olgunun özü yaratıcı bellektir. En bilinmez olan en ulaşılmaz olan odur. Düşünce ile başlar varoluş. Var olma ile de gelişir Dünya…

Gelişen dünyada varoluş hikâyesi asla analitik çözümlemeler içermeyen bireyselleşmelerdir. Küreselleşme mantığı içinde halledilemez. Yani neye inanırsan odur tüm kâinat. Biri olmadan diğeri olmaz ama olmak yanlışlığına düşmek işte bu inançla başlar. Biri ötekine zorunludur oysa. Öteki de değerine.

Ancak yaratıcı belleğin batıla havalesiyle mantık dışı düşler buyruklaşır. Güçler doruklaşır. Korku güçlendikçe de akılcı ve özgür anlayışlar pusar ve susar. Ruhlar karanlığa gark olur. ve mecazi, ilahisel dürtüler etkisinde aboneleşilir. Ve varoluş değerleri kehanetsi yorumlarla alçaltılır.

Aslında estetik ve çok boyutlu bir gerçekliktir varoluş. Korkularla korkusuzca yüzleşilmedikçe kaçınılmaz kötü sonuçlara evrilir her varoluş. Ondan sonrası varoluş ve yok oluş sürecidir…

Sürüncemede kalmadan biraz olsun yaratıcı belleğin huzurunda sona gelindiğini irdelemek, tanık ve kanıt arayışı varoluşu kutsama öyküsüdür. Bunlar sana yetiyor mu yetmiyor mu ayıracıdır. Muğlak mutlakiyete bedelli teslimiyete karşı duruştur.

Durup bakıldığında özellikle yaratıcı bellek kitabı başta iyiydi sonra bozuldu kıyasları, eleştirileri ve özeleştirileri ile yüklüdür. O yüzden tarihi doğru yazmak ve yazdırmak için en bölük pörçük bilinen gerçekliği birlemek gerekir.

Aksine belleğin yaratıcılığını engellemek ve öldürmek başta yaratıcı belleğe ihanettir. Öncesi de sonrası da yoktur…

Hiç yorum yok: