10 Haziran 2017 Cumartesi

YENİ IRK; KÜRESEL MÜLTECİ

YENİ IRK; KÜRESEL MÜLTECİ 
 
Küresel yönetimin piyonlarından olmak, onların açtığı yollarından gitmek mülteci gibi yaşamak ve yaşatmak pratiğini günceller. Yakın veya uzak bölgelerdeücra veya ortacoğrafyalarda teorisi dayanaksız bu çürük pratik hayata geçtiğinde siyaset de, diplomasi de, ekonomi de zar atmak üzerine kurulur. Zırlamak üzerine inşa edilir. Nasıl olur denile denile, ortaya karşı konulamaz paylar sürüle sürüle bir emperyal güdüleme politikası izlenir. 
 
Bu izleksel fonda her daim din kisvesine bürünmüş paralel hikâyeler ağır basar. Memleket ağırdan terso ve forsa formalında şekillendirilir. Şekillendikçe de özgürlükçü tutkular toprağa gömülür. Gömülen savaş baltaları da bir türlü topraktan çıkarılamaz. Bu çıkmazda, bu bulaşıcı bataklıkta toprağı sahiplenmek hissi en tatlı rekabetleri bile bedleştirir. Düşmanları birleştirir. 
 
Bu bileşen güç yaşadığı toprağı savunmak gibi bir derdi tasası olmayan, emperyalist istiladan kurtulmak için her türlü iptidai yöntemlerle kaçışlar planlayan riya ile rüyalanan yeni bir insan ırkını oluşturur. Adı ileride koyulur ama şimdilik küresel mültecilik denilebilir. Bu oluşumla sınırlar, sınır kapılarıbeti benzi atmışlarla dolar. Ucuz senaryolu duyguları sömüren acizlikte zenginliğe sığınmalar uğruna Denizler geçilmeye çalışılır. Ve yer yurt bırakılır kaçılır…
 
Bu sınıra dayanma ve içe dalma operasyonları her yerde toplumsal sorunları çoğaltır. Her yerde hep aynı uluslararası vahşi girdap yaşanır. Muhafazakârkarılma ve ortadan ikiye kırılma yeni inanç krizlerine gebedir. Zaten mevcuda doğum sancısı bıktırmıştır. Üzerine bu küresel mülteci yığılma da eklenince gaipten gelen sesler bile kurtaramaz bu kerametsiz zevatı, kerevetsiz cemaatleri. Sonra söyleyecek sözü olanlar sorgusudur en yürek burkan süreç. Acıtansonuçlar.  Sözün bittiği yeri savunanlar yüzünden eğerlicümleler,değersiz miraslar sandukalardan güneş ışığına çıkar. Çıktıkça da açık açık defolular ve defolasılar efsaneleşir. Arşivler tasniflendikçe ete kemiğe bürünür nice kayıplar. Kayıp anılar. Ve göç hikâyelerine karışır vatanlı vatansız küresel mülteciler. Aklı fikri sabittirler kolay kolay dönmezler.
 
Akıl almaz biçimde cereyan eden hayatın ve en etkileyici dünyaların yitik metinlerine dayanır bu küresel erozyon. Mültecilikbayağı küresel yöntemlerden bunalmışlığın ve yine ayni küresel yönetim arayışının yarım akıllılara hediyesidir. İnsanlık tarihinin uygarlaşmamış yüzünde hala devam ettirilen en çarpıcı hikâyedir ayrıca. Bugün kriz derecesine varmış bir boyutta tüm dünyayı egemenliği altına almıştır küresel mültecilik. 
 
En çok rantı götürenler kapılarını sıkı sıkıya kapamış ve sınırlarını dikenli tellerle örmüşlerdir. Rant götürme hevesindekiler ise tüm kapıları ardına kadar açmış, sanki giren çıkanın belli olmadığı bir transit geçiş turnikesi kurmuşlardır. Tüm kara, hava ve deniz taşıtları ring çalışan bir sistematiğe bağlanmış gibi işler. İşler mütercimsiz işlenir yandaş akıllara. Duysa da duymaz, uysa da uymaz şiarla tüm yancı kulvarlar duyarsızlaşır. 
 
Bu küresel duyarsızlık daha çok ülkeleri batırıp, küçük dünyaları kararttıkça kan ve kasvete bulanmış yaşlı dünyayı çok yakında işte bu küresel mülteciler yönetir. Emperyalizmin, vahşi kapitalizm sopasını kullanarak ve yerli veya bölgesel işbirlikçilerle el birliği güç birliği kurarak Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yıktığı ülkelerde türemiş, türetilmiştir bu ‘yeni ırk, küresel mültecilik’.
 
Şimdi emperyal sermaye açılan veya kapanan kapılar doğrultusunda yaygın mülteciliğe göre küresel diyet üretiyor. Bu savaş kaçkınlarını almayanlar hiç pişman, alanlar ise bin pişman. Toptancı çare topunu vatandaş kılmak olarak gösteriliyor. Gösteriliyor ama bu küresel mülteci pozisyonundabin bir cefa vardığı ulaştığı ve yerleştiği topraklarda tutunmaya çalışan bu yeni ırkın kimseyi de taktığı yok. Küresel mülteciler dâhiyane biçimde rahatlık ve akıl almaz ölçüde duyarsızlıkve de pervasızlık içindeler. Yarı geceden sonra şehir merkezlerinde vatansızlık kol geziyor
 
Sadece onlar, egemen güçlerin peydahladığı bu yeni ırk bu küresel mülteciler haklı. Daima haklı. Kendilerine acıyan, hiç zorluk çıkarmadan hayat hakkı tanıyanlar da dâhil tüm dünya suçlu. Çokuluslu sömürünün işine gelen planlar kapsamında anında kendi ticareti, kendi okulu, kendi kültürü velhasıl herşeyle kendisi olan bir pespaye paralel karşıtlık tırmandırılıyor.  Yarınlarda güncelere kaydedilecek bir keşmekeş yaşanıyormuş kimsenin umurunda değilAlmayalım da napalımdı sızlanmalarını toplum katmanlarına sızdıranlar, Allah rızası edebiyatı yapanlar ise toplumdan kopuk yaşadıklarından bu tarihsel realitenin hiç farkında değiller. Ağızlarında hemhal sakızı gevip duruyorlar.
 
Fark ve farkındalık ayrımında bocalayan zengin topraklarda bu yeni ırk küresel mülteciler çoğunluğu siyahi veya arap ırkının uzantılarından kökleşen bir çoğalmaya kolay zemin buldular. Devlet eliyle de buluyorlar. Ve dini mezhebi ayni veya farklı hiç fark etmez başka ırkları da kendilerine ezeli ebedi düşman görüyorlar. İlletsi bir tavır takınıyorlar. Küresel mültecilere sığınılan memleketlerin kendimilletine tanımadığı oranda imkân tanımışlığı da yetmiyor. Sanki daha fazlasını hak etmişlik duygusu veya travması ile tafralanıyorlar. Mazur görülüyor. Kimseyi tanımaz ve saymazyeni bir ırk kardeşliği. Saymaz ve tanımaz bir yapı. Adı şimdilik küresel mültecilik. Kaynaşarakya da dönüşerek hepten zıvanadan çıkacak bir dünya. Allahmuhafaza.  
 
Küresel sermaye küresel yönetimin piyonları ile zır pırt oynadıkça deliren dünyanın ürünü bu yeni ırk küresel mültecilikyakın zamanda dünyayı ele geçirir. Yerel siyaseti de küresel siyaseti de bir bir belirler. Görünen o ki, önlenemeyecekbir hızla gelişir ve çoğalır nüfusları neredeyse mülteci gibi yaşamaktan asıl vatandaş seviyesine sevk edilecekAsıl vatandaşlardan kesilip onlara aktarılacak. Ve kol kanat geren memleketlere geliri bol götürüsüdaha bol, getirisi sıfırbir düzey sapması yaşatacak bu küresel mültecilik. 
 
Şimdi devletten şu kadar, belediyelerden bu kadar, vakıf benzeri toplayıcı yapılanmalardan o kadar destek deyip rakamsal açıklamaya hiç gerek yok. Durum resmenböyle.  Aritmetiği de besbelli ayrıca. 
 
Sonuç itibariyle küreselküp kafalılık bu küresel mülteci ırkının kıyı kent yayılmasına ve kendi ülküsünü oluşturmasınaçözüm üretemedikçe teorisi de pratiği de karmakarışık bir düzen oluşur. Bu düzen ise emperyal dünya düzenine hiç koşulsuz hizmet eder. Belki istenen de odur, kim bilir. 
 
Başkabir deyişle ileride şu zengin memlekete de diz çöktürmek için başka enstrüman kalmadığında kendi toprağında ata toprağında mülteci gibi yaşayanlar ile yeniırk küresel mülteciler arasında alabildiğine çatışmalar yaşanır, yaşatılır ve yaşatılabilir
 
Kim ne derse desin inanılmaz ama gerçek çok yakında Dünya'yı küresel mülteciler yönetecekyönetirveya yönettirir

Hiç yorum yok: