11 Mayıs 2021 Salı

“...ANALARDIR ADAM EDEN ADAMI…”

 “...ANALARDIR ADAM EDEN ADAMI…”


Adam gibi adam olmak ve erişilmeze adanmaktır mesele. Meselenin özü "Analardır adam eden adamı… Analara kıymayın efendiler..." Ana kuzularına da...


Emanete hıyanet devrinde şu hain salgın, şu katmerli kıyım atmosferinde, zebanilere inat ayak bastığın her yer cennet köşesi anam. Ayağının altı cennet.  O yüzden şu devrilesi boynum devrilmeden, mühürlenesi dudaklarım mühürlenmeden, son bir kez Cennetinden öpmektir arzum. Sonrasına eyvallah, öleceksem öleyim. Sayende şahlar şahına yolculanayım. 


Anam yoldaşım yazgı kaygı, sevgi saygı piramidinin baş mimarısın, mihmandarımsın. Validem, velinimetim mihrimahım, meğer ne zormuş anaya methiyeler dermek. Ne güzelmiş Ana varlığıyla kuşatılmışlığın ıssızlığında sevgi seline boğulmak. Hakkındır yerden göğe dualardan dua beğen, yarım imanla da olsa ebediyen duacınım...


Baba emanetim, bakıyorum da birlikte büyürken ne çok anı saklamışız. Evlere şenlik. Tam evladiyelik. Hatıramdır, çelik grisi zırhlının güvertesinde uçuşan saçlarının ipeksi telleri. Deniz mavisi gökyüzünü ısıtan birkaç damla gözyaşın. Umarım beraber süzülürüz gözyaşından dalgalarla sonsuzluğa. Kucağında lacivert mavi Denizle yıkadığın, Atlas göğe belediğin bebekliğim. Yıldızlar örter üstümüzü, beşiğimi bağladığın rüzgârlar uçurur anılarımızı. Hatıram olsun sırıdığın düşler, sıcak nefesin kulağıma kulağıma... 


Çağ yangınlarında, sırçasaray felaketlerinde, kırklar sofrasındaki kırk pareliğime en lezzetli lokmadır, güzelden güzel nice söz birikintin. Onlarla avunurum. Avuçlarımda Anaların pirine tek cümle; “Hayatta bir melek tuttu elimden, anamdı”...


Anam, naçizane sürdürdüğüm şu yolculukta, su ve ekmek uğrundaki ağır yorgunlukta, şehirlerin şeyhine isyanda, göğe kuru yaprak misali savrulan yalnızlıkta, tek bir kadın tutar elimden; sen...


Anam gül buğulu safi melek anam, en zor anlardaki Hızırım, en hınzır zamanlarda yine sen tutarsın elimden. Yalan yok, salt o nedenle assalar da, kesseler de ölmezliğe mahkûmdur bedenim...


Anam yıllar yılı dünya döndü, ben durdum, dünya başımı döndürdü. Direndim. İçimde ne kaleler yıkıldı, dışımda nice kuleler çöktü. Sendeleten fırtınalar, yürek kopartan acılar, facialarda boğulmalar asla dönmedim yolumdan. Delikanlıya yakışan biçimde daima öğrettiğin gibi dostdoğru yoldan hiç sapmadım.  Ömürlük değil sonsuzluk için, Denizin bittiği kıyıya ulaşmak için ne kavgalar bıraktım ardımda. Asla gözümü kırpmadım ise iki gözüm sayendedir...


Anam gönlümün solmaz gülü, aklımın yaralı bülbülü yer gök bir olsa, bilirim vira bir kır çiçeği tutar elimden, sen. Elimde memleket kokulu üç kırmızı karanfil   armağanımdır. Hatıram olsun...


Anam doğacaksam bir daha, beni yine sen doğur. Doğaya doğanda beni yine sen dirilt. İçir çiğ sütünü büyüt. Adamlığımı tükürüğünle ıslattığın baldan tatlı lokmayla doyur. Helalinden helal besle. Bereketine dolayım iki cihanda. Başka ana istemem…


Anam ilkim, ilkem, secdem, kıblemsin. Kimbilir seni de belki ben indireceğim ebedi istirahatgahına. Veya ayağının altı cennetten köşe, başım vurulsun boynum devrilsin yeter ki son kez Cennetinden öpeyim. Sonra evelallah gidersem gideyim cehenneme, binbir zahmet yetiştirdiğin adam gibi…


“… Analardır adam eden adamı, Analara kıymayın efendiler..." Ana kuzularına da...

Hiç yorum yok: