29 Mayıs 2017 Pazartesi

HAYAT TARZI

HAYAT TARZI 
 
Binlerce yılın birikimi ile yoğurulmuş şu cennet coğrafyanın iyi niyet göstergesi hayat tarzı son on yıllarda iyice budandı. Diğerhayat tarzlarına saygı da parçalandı. Memleket tek bir hayat tarzına şartlandırıldı. Bu gün için durum budur… 
 
Belli koşullar ve koşullandırmalar hariç hayat tarzı renklere, çok çeşitliliğe, direkt çevre koşullarına ve endirekt siyasi atmosfere bağlıdır. Kendine özgü değerler veya diğer kazanımlardan da acayip etkilenir. Özellikle hayatsal ilgi yarına değil, güncel gerçeklerden çok geçmişe odaklandığında sıkıntı var demektir. Çünkü geçmişe aşırı bağlılık karakteristik özelliklerbir anda değiştirir. sıkışma ile hayat tarzı resmen siyasetin güdümüne girer. Bireysel girişkenlikler ve çıkışlar bir yana bu günkü toplumsal durum budur. 
 
Her dönem için geçerlidir; toplumun en alt basamağında yaşamanın ilk koşulu hayatta kalmaktır. Sonrasında hep başkaları için üretmek kuralına tapınılır. Öyle bir üretim ki can pahasına devam eder. Bu fabrikasyon temelde koşullanan hayat tarzına yön vermek yaşamsal içgüdüler ve izlenimlerle olağandır. Olağandışı olan ise ahalinin zamanla tamamen güçsüz kılındığından yayılan güç bunalımı ve neticesinde gelen eylemsizliktir.
 
Hayat sosyoekonomik değerlemeler ile koşut böyle veya benzer evrelerden oluşur. Öğrenip, bildikçe gerisingeri devrilmekten kurtulmak kolaylaşır. Yine de çoğunlukla kararsızlık ve gizem ağırlığını korur. Devreler karışınca, karıştırılınca da  hayat tarzı parçalanır. Hayallerin eyleme dönüşmesi de bir tarzdır. Ama egemen sermaye önlemleri alır. Bu tarza geçit verilmez. Bu arada sıfır eylemlilik, tabii eylemsizlik kendi kaderci hayat tarzını canlandırır. Son on yıllarda üzerinde çalışılan proje tam da budur.
 
Hayat tarzı tersine dönüşüp, geriye değişince toplam karakter kendiliğinden bozulur. İnsan malzemesi de bozulur. Yüzlü yüzsüz açmazında kaybolur gider hayatın ahengi.  Gelenekler çöker, inanç gider ve toplumsal yıkım başlar. Hayat tarzları ne olursa olsun kaçınılmazdır budurumBöylece yüz yılların birikimi hayat tarzı hepten bozulur. Bu arada toplumsal uyum da bozuldukça bozulur. Hayat işte sınırlar ve sınıflar birbirine karşıdır ama sapmalar standartlaşınca sınır da kalmaz sınıf da. Denge bozulur. Kıymeti gereğince bilinmeyen ne kadar çağdaş kazanım varsa görülür ki kısa zamanda yok olur. Yüz yılın emeği hayat tarzı da batar. Yeni hayat tarzı sembolik giyinmeler ve giydirmeler üzerine inşa edilir.
 
Oysa yıkılan hayat tarzı ile beraber kocaman dünyalar yıkılır. Kanaatler küçülürhayatlarlokallaşir. Yerellik ve dinsellik öne çıkar. Çıkar için çıkarılır. Bilir bilinmez gerçeklikte çok geniş aile olma kavramı da işte o zaman biter. Geleceğe taşınamaz. Çöker. Uygarlaşma muharebesi kaybedilir.
 
Kayıplar peşi sıra gelir. Hayat tarzı çağa aykırı trajik ve dramatik olaylarla çizgi kırılması yaşar. Döneme ilişkin ayrıntılar bilinçli veya bilinçsiz yeni bir hayat tarzının oluşumuna katkı verir. Hâkim anlayıştan kopulmadıkça evreni anlamak da zorlaşır. Gelişen hayat tarzı ise hiçbir akıl yürütme formatında olmayacak şekilde eşine az rastlanır biçimde anormalleşir. Tersine dönüşür. 
 
O tersine akışa hayat tarzı işte deyip de geçilemez. Geçilirse eğer o zaman başka bir boyutta kulluk başlar.Kula kulluk artar. Toplumsal dayanışma duygusu yükseldikçe hayat tarzı en ciddi koşullarda bile biçimlenir. Ancak geçmişten yarına kuşku arttıkça hayattan kendi kendini soyutlayanlarla bir girdaba düşülür.Bugün yaşanmakta olan işte o düşüştür.
 
O düşkünlükte köşe dönme, mevki kapmaca, ahali, devlet ve devletlilerin örgütlenme biçimleri öyle karşıtlıklar günceller ki şaşıp kalınır. Hayat tarzı hiç umulmadık anda umulmadık yerlere taşır zevahir zevatı. Zamanla hayata ve insana dair değerlendirmelerin tümü kurulan soyut elçilikler ve soyut ölçülerle ele alınır. Elçiye zeval olmaz maksatlı tıkanır tüm yollar.
 
Çıkaryol bu felaketin önceden kestirilmesi ve yıkımın tam zamanındazararın neresinden dönülse kardır misali önlenmesidir. Aksine tutumla asla hiç bir şeydeğişmez.  Ve gelişmez. Bu hayat tarzında ısrarcılık anlamsız kuruntuları da doğurur. Ve memlekete yerleşen bu hayat tarzı derin kuşku ve nedensiz kuruntu doğrultusunda siyaseten kullanılmaya başlar.  
 
Buyeni hayat tarzı özgürlüğe ve özgürleşmeye de imkân tanımaz bir sınırlılıktır. Egemenlik değişmedikçe, siyasal erk tavır değiştirdikçe, yetkiler devredilmedikçe mahalle ölçekli baskı basmakalıp yükselir. Giderek evrenle diklenilerek evrensellikten uzaklaşır. Onbinlerce yılın birikimleriyle çeşitlenen ve renklenen hayat tarzları at başı bir çeşit renge dönüşür. Bu hayat tarzına da kimseler yüreklice adı karadır diyemez. Gelecek karanlık diye betimleyemez.
 
İşte adam olanı terleten asıl durum bu durumdur. Budur…

Hiç yorum yok: