7 Kasım 2016 Pazartesi

SİYASETİN BU GÜNÜ BU DAKKA…

SİYASETİN BU GÜNÜ BU DAKKA…

Siyaset bu gün bu dakka itibariyle ölçüsüz vezinsiz bir vedaya hazırlanıyor…
 
Son günlerdeki gazeteciler ve mebusların başına gelenler, beklentiler dâhilinde görülen tarife ayrımına da ilk seyrüsefer. Total veya parsel dağılıma siyaseten gün ay yıl tayin etmek tanrısal kuvvet ölçüsü. Ancak Presidens dansına preslenmiş siyaset amuru, gün geçtikçe çamurlaşıyor. Artık siyaset dakka dukka çerçevesinde hapis, pozitif ve rasyonel düşünce doğrultusunda özgürleşmesi ise çok zor. Artık işlerin rayında gitmesi de güç.
 
Öyle bir dönemden geçiyor ki şu garip memleket ve bulunmaz Hint kumaşı siyaset ile siyasetçileri, ileride bağımsızlığı korumak yolunda epeyce zorlanılacak gibi. Ve bir ileri iki geri ilerleyiş dört kutuplu batağa saplanmış. Bu yerli yersiz baştan çıkış ve çıkışların götürüleri, boşa niyaz etmelerle de sağaltılamayacak derecede vahim. Ayrıca ısrarcı tavırla, sözde kalender görünüşlü önder ve lafta ender görüntülü kelanter ipine sarılmalarla etrafı çevreleyen karanlık da yırtılamaz.
 
Bu gün bu dakka itibariyle memleketi ve siyaseti ve de siyasetçileri kara günler bekliyor…
 
Siyasetin bu günü bu dakka itibariyle siyaset iç danışma, iç dayanışma ve iç barış kapsamında ülke ve toplumlara gerçek yarar getiren taban çapında genleşemiyor. Güdülen siyasette iyice netleşmek gerekirken hala kaçak göçek güreşiliyor. Son on yılların mevcutlu itibarlı politikal iradesi küresel birleşme, kümesel kesişme ve külfetsel ayrışma yoluna sapmışçasına, iktidarda kalabilmek uğruna neler neler feda ediyor. 
 
Bu gidişle daha çok iç ve dış darılışlara hapsolur ülke siyaseti. Küçük ölçeklerde veya büyük çapta, memleket ve ülkeler boyutunda dinsel, mezhepsel ve etniksel açıdan hemen herkes bu tarihsel kavşakta. Kavşağın önemi kavranmadan siyaseten yavşamak rolü üstleniliyor. Arada bir şans kapıyı çalar türden anlarda, en canlı fasılalarda gecenin saltanatı alkışlanıyor. Politik polarik desenli bir dünyaya çakılmış ideler, akılcı realistler taşlandıkça taşlanıyor. Taçlandırılanların yüzlerinde ise karanlığın sırıtık parmak izleri süzülüyor. 
 
Bu gün bu dakka itibariyle siyaset nedeni besbelli yakın çağ paylaşım hastalığına gönüllü eşlik ediyor…
 
Sözde ileri demokrasi varyasyonları vizyona sokulup, araya darbe girişimi de serpilerek demokrasi yurtta ve bölgesel çapta, dünya ölçeğinde en demokratik görünen ülkelerdeki gibi hiç hissettirilmeden askıya alınıyor. Peşine toptan yakalanılan dukalık hastalığı.  Aymazlık öyle sinsice ilerliyor ki ayılan pek az. Sayılan da. Her mesele katı ve katkılı kaskatı bir eforla tarihsel ve dinsel manada yoğruluyor. Memleket ve siyaseti önyargılı ve tutucu yaklaşımlarla yanlışın ağa babasına sürüklenilen bir süreç ile karşı karşıya. Bir daha düşülmemesi gereken veya bir daha düşülebileceği olanak dışı bir yıkımla baş başa.
 
Bu gün bu dakka itibariyle hiçbir ideoloji ile bağdaşmaz ve neden uygulandığı anlaşılmaz bir siyaset kılıflandırılıyor...
 
Manşete sürmanşete çekilenler derhal zindana çekiliyor. Yasalaşırsa yakında dara da çekilir. Çekilmezi çekenler ise arenadan çekilir. Korkuyu çek edenler için de siyaset çekilmezleşir. Değişimin ve gelişmenin gözcüsü siyasetçilerin dünyası morarır. Ortam orta malı polenlere kalır. Ve Memleket içten dışa kararır. Lakin cumhurun umuru değil, başının başında ise başkanlık sevdası.
 
Başkanlık nafile bir koyu karanlığa gömülündüğü biline biline siyaseten inatçı kamplaşma kabadayısı kesilip her sulanmaya sünger çekenlerin bu sünepelikleri, pislikleri hasıraltına süpürerek hasırla altın götürme sarraflığı ve her şey olup bitip görüldüğünde sütten çıkmış ak kaşık ustalığı ve gevrekliği siyaseten enikonu hesaplanıp hesap sorulması gereken bir gerçeklik. Şimdilik izlemeyi ve gizlemeyi sürgünleyen ise acayip bir gevezelik.
 
Bu günü bu dakka itibariyle siyaseten umursamayanların asaleten veya vekaleten dumura uğraması pek yakın. Pek yakında görülecek ki sağlak ve sarsak siyasiler de bu dumur durumuna dâhil. Ayrıca mümin görüntülü mücriminler de…
 
Kesin hesap günü, bu gün bu dakkaya sürdürülen siyaset gevezeliğine asla inanılmaz. Zevzekliğin zerresi dünyaya kâfidir. Mazide neysen kimsen mizan öyle dizgelenir. Dizginler el değiştirdiğinde, döndükçe devran dönülen dünyada, insanlıktan niçin uzaklaşıldığı sorgulanır. Ve dünyanın nimetlerine nitel ve nicel ne densiz düşler kurulduğuna bakılır. Ne dolar düşlere, ne kadar dolar, düşlere bodoslama dalmalar niçin dallanır budaklanır masaya yatırılır.
 
Bu gün bu dakka itibariyle siyaset, dünyayı karşısındakinin gözünden görmeyen veya kendisini onun yerine hiç koymadan, hep ayrıcalıklı sayan kurnaz, şark kurnazı politikacıların tekelinde…
 
Son on yıllarda algı operasyonları ile toplumsal hayata iyice yerleştirilen, kamu ile dayatılan, tabu ile salık verilen uyduruk örnekleme ve çarpık uygulamalar ile güçlenen ama temelli siyasi bir anlayış olmayacak bir sistem egemenleşti, eğemenleştirildi. Bu tip siyaseti ve siyasetçileri hâkim kılma yarışındaki seçeneksizlik, sözde gelenek görenek pompaladı durdu. Ancak muhalifler gerektiğince sertleşerek, acı gerçekleri usulünce dile getiremedi. Arada bir getirdiğinde ise hâkim irade anında mağdurlaştı ve halktan ilgi alaka bekler oldu.
 
Sadece kürsü özgürlüğü bağlamında kalan, kürsi ve kürdi tembelliğine odaklanmış siyaset, ağır aksak işleyen hukukla buluşunca bir damlacık kalan akıl da çöktü. En dinamik ideolojiler bile bu yolla çöker, çökertilir. Saman alevi savrulan boş hayaller göğü deler ve oradan süzülenler kalan siyasal aklı da buharlaştırır. Pes dedirten türden ne siyasi yanılgılar vardır ki siyasi mezarlık öykülerine tescilli ilamlı konudur. Yakındır fesinin külahının altına sinmişlerle, sindirilmişlerin dünyasından fes başa siyasi masallar derilmesi. Her sıkışıklıkta kuşaktan kuşağa anlatılan nice masal ile uysa da uymasa da uyuyanlar uyutulur, uyumayanlar uyutulur.
 
Siyasetin bu günü bu dakka itibariyle görülmeye başlandı ki uyurgezerler için karşılıklı bolca siyaset edebiyatı yapılmış. Hala yapılıyor. Sedebiyat iş değil ama hala siyaset edebiyatına kandıkça kanan mutlu uykucular var…
 
Yeryüzüne akan güneş bile, maviye doğan deniz bile solda sıfır kalır bu düzen de. belki gün gelir uyaranlar anımsanır. Yanlışlar görülür. Siyaseten izleyin demeden, izler kendiliğinden izlenilince siyasi ortam kayganlaşır. Her kaynamada siyasi konuğu zengin ışıklarla uğurlamak da işe yaramaz. Çünkü orman kanunu işler ve kanunsuzlukta orman içi yollar dardır. O darlıkta siyasetin bu günü bu dakka itibarıyle kontroldan çıkar. Devletin kontrolünde memleketi yöneten politik din ve asosyal pratikler vazgeçilmezleşir.
 
Mevcut egemen siyasetin bir yandan yaşamları darmadağın, toplumları karmakarışık, ideolojileri paramparça edip, siyaseti resmen boğarak, kurgulamayı anlamsız dini hikayelerle donatarak memleketi kanları donduran aşamaya getirdiği bir gerçek. Hele hele baş dardayken o halk eylemine çağrı, evrensel bütünleşmeyi hepten yok eden diğer bir konu. İleride başı sonu kurcalanması gereken veya kurcalanması ihtimali yüksek bu siyasi zihin kaybı ibretlik ve ders niteliğinde.
 
Siyaset bu gün bu dakka itibariyle siyaseten vahşi bencilliğin, bireysel ve grupsal egoizmin tekelinde, toplumsal ayrışmalar ve kamplaşmalar sürecine kapı aralıyor. Sosyal içgüdüleri eziyor, toplumu yeniden biçimlendiriyor, devlette ve halkta onarılması güç bozulmaları endeksliyor…
 
Önyargılı, otoriter ve totaliter, kendinden olmayana mesafeli ve darlandığında inkârcı siyaset sergilenmesi kaderciliği perçinliyor. Ve tek tipleştirme tuzağı otoriteye boyun eğiş ile kutsanıyor. Otoriteye boyun eğmeyiş ise sosyal ve siyasi engellerden ve engellemelerden zarar gören birbirinden renkli ama direkt cana dokunan öyküleri yaratıyor.
 
Bu gün bu dakka itibariyle siyaset, yaşam felsefesi karışık kitlelerin oligarşiye empati ve sempati beslemesi sağlanarak oligarşik monarşik bir düzen kurulmasına hizmet ediyor…
 
Bu düzensizlikte oligarşiyi bilmeyen, monarşiyi tanımayan ve demokrasiden hiç anlamayanların bu deneysel maceraya atılması belki de son on yılların en büyük keşfi. Ve siyaset işte o keşfi düşlerle süsleyerek üç maymunu oynayanlara üç vakte kadar gelir kısaltmasıyla aktarıyor. Nabzın zorlandığı anlarda, ateşi düşüren anılara bir memleket şarkısı yerleştiriliyor. Kara karanlığın üzerine korkusuzca gidenler ise zihninde büyük karanlıkla çevrelenmiş gizli düşünceleri var safsatasıyla yaftalanıyor. Böylece karanlığın delinmesi, karanlığı boğmak için karanlığa nüfuz etme bilincinin önü alınıyor. 
 
Dolayısıyla siyasi bilinçaltılar fakirleşip, halk fakirleştirilip, zamane siyasetçileri zenginleştikçe zenginliyor. Oysa eklenip heklenip, yontulup budanıp yalnızlık kapısına sürülüyor siyasetçi. Böylece demokrasi çareyi celladına âşık olmuşçasına ayarlanan ayartan, ayartılan ve sultalanan sultanik formüllerde arıyor.
 
Siyasetin bugünü bu dakka itibariyle memleket ve siyasetçileri durmadan durağanlaşan hatta gittikçe geren, gerilen, gerileyen, gerileten ve gericileşen bir atmosferde döneniyor…

Hiç yorum yok: