18 Ocak 2018 Perşembe

SANAL-SOSYAL ÂLEM SİYASETİ…

SANAL-SOSYAL ÂLEM SİYASETİ…

Komple, topyekûn bir tek kompozisyona itilen milyonlar, nevrotik üstünlük sağlama aracı olarak sanal-sosyal âlemi kullanırlar ve orayı bir kurtuluş yolu olarak görürler. Dayatılan her ucuz fantaziye de lastik mührü vururlar. Yeni seçilen CHP İl Başkanına seçilir seçilmez yapılanlar aynen bu tuzağa düşmüşlüktür. Resmen sanal-sosyal âleme haddinden fazla düşkünlüktür…

Modernite vurgunu toplumların internetteki uçuşu aslında bir fantazya merakıdır, alımlılık beklentisidir. Bila bedel olmadığı muhakkak öncesi ve sonrasıyla bulup buluşturma kokusu veya sanal âlemde duyumsanabilir alıntılar ve al gülüm ver gülüm alınganlığıdır. Veya her şey taraflar arasındaki alışıklık, alışkanlıktır.

Âlem orada burada, tikelde grupta atışmak üzerine kurgulandığından iklimi huzursuzluktur. Aklı çoğunlukla ikilemler kuşatır. Ama hiç önemsenmez. Ve sanal-sosyal âlem bu haliyle siyasetle buluşur. Kendiliğinden sanal-sosyal siyaset âlemi oluşur. O telli felli âlemde de puslu paslı çarkın klavyeli kahramanları cirit atar.

Ve bu sanal-sosyal âlem siyasetçileri durmaksızın gerçek hayatı presler ve gerçek siyasetçileri resetler. Öyle bir hal alır ki kapışma, özdenetim düşüncesiyle en doğal ve lokal kültür birikimlerinden yararlanmak bile bir kenara bırakılır. Her yere kadar zalimane ulaşılır. Lafta derin bilgi sahibi bilginler ve bilgilerini satmaya yönelik düşkün âlimler kısır fırsatlar üreterek restleşirler. Bestleşirler, betleşirler. Oyun tuttukça tabanlar kemikleşir, tipitip sanal-sosyal âlem siyasetçileri playerleşir.  Her defasında papaz pilav yemese de türer ve türevleşirler.

Türevi estetik görüntüsü veren romantiklere özgü bir özgürlüktür. Fantazyalara faylanmak ona buna laf atmak ve yalan dolan anlatmak ise falan filan ile biten veya başlayan cümlelerde geçen öznelerdir. Tarz ne olursa olsun biriktirilmiş sözler kentte ve millette sonsuz yaralar açar. Bazen yılışık ve yanaşık düzen tasarımlar ve tafralanmalar ile bulaşan aşırı sıvılaşma içinde bulunulan kabın şeklini alır.

İstanbul’a İl Başkanı seçilir seçilmez yeni başkanın başına gelenler, abuk sabuk yakıştırmalarla getirilenler,  resmen başkanı bu sanal tuzağa çekme düşkünlüğüdür. Susakça sanal-sosyal âlem siyasetine haddinden fazla bağımlılıktır. Oysa gerçek siyaset rehavet ve rekabet havasında işlemez. Devamlı dik duruş pozu veren gerçek hayatın devrimci siyasetçileri bir anda kılı kırk yaran fikirleri firketeleyen sanal-sosyal âlem siyasetçilerinin diline düşer.

Hazmı zor kıvamda süslü püslü sihir birden bozulur, sır perdesi zedelenir. Solgun ay ışığının gösterdiği dar yollardan geçen sanal-sosyal âlem siyasetçileri özçekim, durum ve an itibariyle yüklendikçe yüklenirler. Gerçekle kucaklaşmak cesaret ister, cesaret ise adalet ama yoktan gelinir, yokluğa gidilir. Sanal-sosyal âlem brüt veya netten yarı açık cezaevlerini kurar, kurgular. Yani indir, kopyala, yapıştır ile güncellenen tutsaklık zihinlerde sürer.

Yeni Başkanın İstanbul’a İl Başkanı seçilir seçilmez karşı karşıya kaldığı aynen budur. Açıkçası abuk sabuk yakıştırmalarla sanal tuzağa çekme girişimleridir…

Sınırlı özgürlük sınırsız hürriyet sanal-sosyal âlemin intizamında gizlidir. Arada bir mim koymak üzere evrelenen ve evrenselleşen yaşayan ölüler ise sanal-sosyal âlem siyasetçileridir. Aslında kurgusal siyasetin derinliğini hesaplayamayanlar insan karakterinin güzelliğini de harcarlar. Harcıâlem kısa süreliğine her şeyi biliyor görülme ve lafta geleceği görme kırıklığı babında siyaset tellallığıdır biteviye işlenen. İşaretleri ise ben yazmıştım, atmıştım, beğenmiştim, demiştim ve saire temelli sanal-sosyal âlem siyaseti çalkalandırmasıdır.

Tüm bu pervasızca yapılanlar, yeni seçilmiş bir il başkanına reva görülenler gerçekte aklın kepenklerini kapatma, kestirmeden kesicilik, infantil düşçülük, bilinç ve bilinçdışı fukaralıktır. O kadar…

Eylemsellik adına resmen eylemsizliktir. Paralı filtreleme, somut vakalarda açık düşürme panayırında iş bilirliktir. İş bitiriciliktir. Bazen sanal-sosyal haller somut vakalarla örtüşmez. Siyasal düşler tutmayınca, o zaman tutkulu tumturaklı söylemlerle bütün ahenk bozulmaya çalışılır. Başkana uyarlanan durum alenen budur.


Komple topyekûn tek bir komplekse düşmenin olgusu, vurgusu sanal-sosyal âlem siyasetçilerinin bolluğudur. Artık mühür kimdeyse, kimin eli kimin cebindeyse tuşlara dokunulur da…

Hiç yorum yok: