6 Eylül 2017 Çarşamba

PASKALYA ÇÖREĞİ

PASKALYA ÇÖREĞİ

Kimselere söylenmez sözler arasında
Kiliseler yıkılır yapayalnızlıktan
Paskalyalarda…
Çamlıklarda çalan dökme çanları çalar çingen çocukları
hanlı pazarda çam sakızına satarlar.
Paslı anahtar paspasın altında yatar.
Ve tuğla tuğla günah çözülür Tuna’da
ıpıslaktır tuğrası toylar ıssız.
Her taşın altında yeşillenir din bezirganları.
Çarmıha çivilenmiş İsa yaşamın içindedir
Çağlar çağladıkça Muhammed ile söyleşir
Paskalyalarda…
Mumlar yakılır kuytularda yapayalnızlıktan
söner canlar canlarda
ardı sıra cam kırıkları
sönmez asla yürek yangınları.
Yumurtadan çıkar sarı sarı yumurcaklar
sıcacık bir nefesten akar yarınlar
umuda keser yalnızlıklar.
Soğuktur geceler buz keser akıl
her gece her geceden daha fazla beyaz karanlık.
Yatak odalarından sobalıya misafir edilir garipler
Bir gariplik yağar pamuk şekeri pembesi.
Her kış sonu yaz başı sevap reçetesi.
İki alemde de Muhammed yaşamın ta kendisidir
Mısır püskülü denizde Musa ile söyleşir.
Paskalyalarda…
Kiliseler yıkılır yapayalnıztan
Camilerde kırılır mavi çiniler
simgeleşmiş simleri çalınır.
Buzlu kaldırımlarda kılınır gecikmiş cenaze namazları.
Her taşın altında meleşir mezhep bezirgânları.
Çan sesleri akşam ezanına karıştığında
Aklım savrulur yapayalnız
Yanarım yapayalnızlıktan…
Üstüme üstüme çöreklenir buz tutmuş Tuna.
Yüz çevirdiğim ne varsa kapı komşumdur artık
Sanrılar ve tanrılar kızılca kıyametimdir.
Her alaca karanlıkta rahmet adına
softa rahiplerle safta hocalarla hesaplaşırım
istisnasız kara pelerinli rahibelerle halleşirim.
Kırk kilisede geçen gençliğimden beri öyledir
Kırklara varmak uğruna sarı sıcak bir pencere ararım hep.
Paskalyalarda…
Ve Kimseler bilmez paskalya çöreğini neden bunca sevdiğimi…

Hiç yorum yok: