20 Temmuz 2017 Perşembe

EKOLOJİK DENGE, İKLİM DEĞİŞİMİ VE FELAKET


EKOLOJİK DENGE, İKLİM DEĞİŞİMİ VE FELAKET 

Yakın geleceğe bu üçlü egemen olacak. Ne büyük sermaye, ne emperyal güçler ne de o güçlü iktidarlar egemen olamayacak dünyaya. Sadece sorumsuz enerji üretimi ve kullanımı ile ekolojik dengenin bozulması, ayırdına varılmayan iklim değişimi ve bu iki nedenle devleşecek, artacak ve sıklaşacak doğal felaketler belirleyecek dünyanın yarınlarını

Buraya bir tanım eklemesi yapmak gerek fakirane: Ekoloji; organizmalar, çevre ve güç ilişkileri dengesi, dengenin iklim değişimi ve insan faaliyetleri ile bozulmasının etkileri üzerine dokunan bir bilim. Bilimsel ayrıntılar gösteriyor ki ekolojik düzen bozulduğunda doğanın giriftleşen labirentlerinden çıkılması güçleşir. Ve tarihe geç kalınmış notlar düşülür. Tarihedolambaçlı yollardan afat yollu damga vurulur. Ama ‘başa gelen Allah’tandır’  imalı akla pranga vurulur. Bu fatalistik  inanışla da bilimsel hassasiyet zedelenir. 

Oysa dünyadaki canlıların tümü ekosistemin bir parçasıdır. Sistemdekiher canlı diğerine bağımlıdır. Böyle yürür ilahlı veya ilahsız koca kervan. Bağlı oluşun ve bağımlılığın özü ise gümrüksüz geçişlerdir. Bu geçişler vurdumduymazlık neticesinde kesilirse eğer ekolojik çıkarsama şişedeki mesajların tasnifi değildir asla. Akılcı bilgilerin sıcağında serinlemek benzeri bir çabanın da ötesindedir gerçeğe ulaşmak. Veya ansızın buz dağına çarpmakla özdeştir bilimsel eksiklik veya bilimdışı aldanışlar. Eksiklik neysenasıl ve neredeyse milyonlarca yıldır mikro veya makro organizma işlevselliği tam da oradan çürümeye başlar. Otonom otorite tarihe karışır. Dünyadaki ve ‘dört boyutlu sınırsız sürem’ deki tüm dengeler bir anda bozulur. 

Aklı erenlerin asıl korkusu işte budur. Heraşamada karşılaşılan o iklim değişimi ve bilgi karışıklığıdırmesele. Faal her işin, her aksar görüntünün akıl ötesi bir çıkmaza sürüklenmesi ile ekinoks eksiye düşer. Değişimininyörüngesi kayar. Oluşan paradoksal irkilişin, spontane gelişmelerdenfarz edilmesi,  küçümsenmesi, saklanması veörtülmesi aslında boş idelerin etrafında dönüp dolaşma denemeleridir. Bu hurafesel geçiştirmelerle oyuna devam edildikçe, acı gerçek bilimsel temelli iddia edilenlerin gün gelip kapıyı çalacağıdır. 

Burada da iki tanım eklemesi yapmak gerek fakirane: İklim; atmosfer, kıtalar, kar ve buz, buzdağları, okyanuslar ve diğer su kütleleri ile canlıları kapsayan karmaşık ve etkileşimli bir sistemdir.  İklim değişimi ise; “Karşılaştırılabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri ve atmosfere salınan sera gazları sonucunda iklimde oluşan değişikliklerdir.”Değişen ve dönüşen açık açık sistemsizliktir.

Yani iklim ve iklim değişimi akşam bültenlerinde hava raporunu takip ederek yarın hava parçalı bulutlu, denizler mutedil dalgalı’ haberlenmesi değildir. Önemsenmesi gereken iklim bilimcilerin yaklaşık kırk yıldır iklim ve küresel iklim değişikliklerinin dünyayı getireceği noktayı bilimsel normlarda ortaya koymasıdır. Ve iklim bilimci ve astronomların ısrarla dünyanın bir milyon yılın en sıcak günlerine yaklaştığına dikkat çekiyor olmasıdır. Koca koca kentleri ısı tarlasına, kıtaları ateş parçasını çeviren sözde teknolojik yatırım ve hizmetlerle dünyanın yakın gelecekte cehenneme dönüşeceği vurgusudur. 

Bu orijinal uyarılar dikkate alınmaz ise aforizmalaryumağı ekolojik sistemin ustalıkla bozuluşuna zemin hazırlar. İnsan eli ve beyni ile iklim değişir, değiştirilir. Çünkü insanoğlu küresel ısınmaya koşut ne varsa aymazlıkla uygulamaktan çekinmiyor. Dünya merkezli sıralanan senaryolarçok gerçekçi lakin çok uluslu şirketler güdümündeki iktidarlar bilim kurgu film izler gibi iklimsel değişime neden olan gelişmeleri izliyor. Eğer iklim sistemine yönelik atalet bu kadar yaygınlaştırılırsa, acı gerçekler gözden kaçırılırsa doğanın adaleti de kaçınılmazlaşır. Yani açmazlar ve aşırılıklar doğrultusunda ekolojik denge kaybı, iklim değişimi tüm kaynaklara, beslenme kaynaklarına kadar nüfuz eder. Ve bu gidişle nüfus, Dünya nüfusunun yüzde doksanı iddia edilen odur ki yakın gelecekte telef olacaktır. Hele karbondioksitin ısıyı artırdığı bilinmedikçe veya önlenmedikçe, iklimsel ve ekolojik gerçekler gizlendikçe ortada dünyanın kalmayacağı da açık bilgidir. Bilimsel gerçekliktir. 

Deneyimlerve birikimler, bilgi ve bilim sadece keyifler için harcandıkça Dünya en büyük felaketlerle yüzleşme yolunda ilerler. Bu katı kavramsal yolculukta elde onca imkan varken ısınmayı kaç derecede tutacağında bile anlaşamayan gelişmişliğe ve sanayiye yön verenküresel akıl, küresel ısınmayı tırmandırdıkça dünyayı bekleyen acı son da kaçınılmazlaşır. 

Bunca realiteyi iteleyerek, özellikleher fırsatta ilk beşte geliştiğini vurgulayan bir memlekette, koca memleketin üçte birini her şeyiyle  kocaman köye dönüştürülen bir kentine yığarsanızsaniyede aylık düşen yağmurlara da katlanmak zorunda kalırsınız. Bu insanıyla, sanayisi ile teknolojisiyle vara yoğistiflenmişlik neticesinde, aşırı ısınmadan kaynaklı kuvvetli yağışlar ve yağışların getirdiği sellerle, sellerin meyvesi erozyonlarla cebelleşirsiniz. Mutlaka memleketi saran ve sarsan facialarla baş başa kalırsınız. Yani iklim resmen çalındıkça, değişip değiştirildikçe ekolojik denge kaybolur, iklim değişir, felaketler olağanlaşır. 

Ve doğanın gazabı da acımasızlaşır…

Hiç yorum yok: