30 Eylül 2016 Cuma

YUVARLAK MASA EŞRAFI…

YUVARLAK MASA EŞRAFI…
 
Kuşaklar boyunca yalandan aldanmışlıklar damgasını vurmuştur tarihe. Ve bizdendir babında, inadına inadına aldırmazlıklar deler geçer tüm gerçekleri. Ve her devirde yoz manzaraların içine dibine gizlenir büyük yalanlar ve büyük günahlar. Kategorize edilen o karikatür yaşamın yuvarlak konuşma balonları o yalanlarla dolar. İçi boşalır tarihsel gerçeklerin. Ve o kısır döngüde büyük günahlar bile mubah sayılır.
 
Yaşı başı denk düşenler iyi bilir, çok eskiden tek renk tek kanal televizyonlarda yuvarlak masa siyasi tartışma programları yapılırdı. Ahali belli zamanlarda ekrana kilitlenir savundukları ve savuşturmak istedikleri görüşleri cam ekranda yuvarlak masalarda arardı. Yuvarlak ağızlı aktarıcıların dilinden kendi adlarına ve hesaplarına çıkacakları heyecanla gözlerdi. Ancak masanın yuvarlak olması, aktarımların gerçeği belirleme ve yönlendirme gücünün zayıflığı hiç düşünülmezdi. Sanki üstten ve alttan basık yuvarlak dünya durur, dünyalıların tamamı bu yuvarlak masaya bel bağlardı. Oysa hiçbir derinliği olmadığı daha programlar biter bitmez anlaşılırdı. Boş yere etkisi çarşı bayır yuvarlak laflarla uzatılırdı.
 
Tüm yuvarlak masaların yuvarlak laflar edilen, köhne düzeni hiç de değiştirmek istemeyenlerin izleyenlerde gerçekler hakkında yeni imaj yaratma kurgusu, lafı güzaf olduğu da bilinirdi ayrıca. Yine de belli zamanlarda cumartesi geceleri akşamcılara rahat nefes aldıran yerli sinema tahtına kurulan yuvarlak masalar ailecek izlenirdi.
 
O zamanlarda olanları bitenleri, tüysüz yetim hakkı yiyenleri halk anlamak bilmek istemezdi nedense. Bir türlü uyanmazdı acı reçetelere. İçe dönük ve sönük bir fukaralık sergilenirdi yalnızca. İstifçi karaborsacıların işine gelen, yeni yeni içeri uzanan büyük elin dizayn ettiği şimdiye göre pek basit programlardı hepsi de. Bazen korkusuz, pervasız ve gözü pek açık oturumlarda olurdu. O vakit yuvarlak masa çatlar, yuvarlak laflarla günü kurtaranlar afişe edilirdi.
 
Özellikle seçimler öncesi yuvarlak masa arenasında, yuvarlak masalar sayesinde şu fakir ülkede yüzyılın en değişmez sağ iktidar anlayışı habire nal toplasa da ki toplardı, seçimlerde tılsımlı bir el değer tırısa geçer oyları toplardı her seferinde.
 
Ne kadar oy toplarsa toplasın yine de memleket sadece yönetene ait olmazdı. Bırakılmazdı. Muhaliflerin söz hakkı daima saklı tutulurdu. Yuvarlak masa eşrafı yırtınsa da durum buydu. Hele eşref saati gelip çattığında memleket sevdası her cenahta ağır basardı. Mostralık yuvarlak masalarda dahi dâhice çözüm önerileri ortaya atılır, olası çözülmeler uyuşuk ve uyduruk laflamalar pozunda ötelenir, el birliği ile bozulmaya çalışan birlik sürer giderdi.
 
Tüm bunlar kalplerde kara delikler, beyinlerde zifiri boşluklar açan faşist 12 Eylül darbesinden önceydi elbette. Sonrasında izlenen uydurma-kurmaca Türk İslam sentezi renklendirmesiyle çoğu şey gibi bu yuvarlak masalar da unutuldu. Unutturuldu. Millete abuk subuk içerikli tek sesten seslenişler ve tak kasedi hanım türü tek elden ülke yönetimleri bir ara moda oldu.
 
Sonrasında geçip giden uzun yıllar çerçevesinde inceden milletin yuvasını yapan bu Tislamik sentez hoş görüldü, loş gösterildi. Ancak göz göre göre yekten uçuruma yuvarlanmalar yaşanınca her türden yuvarlaklık prim yaptı. Meseleye yuvarlak bir hava verenler, lafı gediğine koymak yerine oraya buraya serzenişte bulunanlar her dem ynetenler ailesinden sayılarak primlendirildi.
 
Bu körleme ve kapalı devre gidiş ve de ibretlik kirleniş ile biçimlenen, cemaatler ile hacimlendirilen onca yıldan sonra derin uçurumlar oluştu. Memleket ortadan ikiye bölündü. Memleket alanın ve satanın elinden zor kurtuldu. Veya daha tam anlamıyla kurtarılamadı. İşte o yeni kurgu aşamasında çok renkli görüntüsü veren ancak tek renkli tüm kanallarda birden açık oturum modası yaygınlaştı. Bir akşam alacasında gelişigüzel çalınan düdüğün, memlekete ve millete alacakaranlık kuşağı yaşatan yansımaları mizahın asli konularından ve konuklarından sayılabilecek tipi tiplerle masaya yatırıldı. Masalar devrilmişti bir kere, masa başı yuvarlakları cansiperane ekrana saçıldı. Tek renk tek sesli bu yuvarlak masa aktarımcıları edebi ve politik format düzeyini iyice dibe çekti. Sızlayan göz yuvarları yine binlerce yıllık tarihi dini masallarla dolduruldu.
 
İşte bu yuvarlak masacılardan çok var bu günlerde. Eşraf kalabalık, etraf kalabalık. Bu yuvarlak masa eşrafı kanal kanal yuvarlanarak yuvarlak masalar teşkil ediyorlar ve memleketi başka bir mecraya mayalıyorlar. Tek amaç gerçek olmayan gerçekler inşaa ederek izleyenleri yaşanan veya yaşanacak karabasanlara alıştırmak ve mevcuda inandırmak. Yalandan göğü delen kuleler kurmak ve maceralara alıştırmak. Yalpalayan iktidarı ve kutup başlarını tümleyip halkları bir güzel bu kör kara mantıkla yönettirmek. Siyasetin boy aynasından süzülenler, politika sahnesinden dökülenler ve politika kazanında kaynaması gerekenler ile şu garip milleti yeniden sözlendirmek, sözleştirmek.
 
İşte yuvarlak masaların ve yuvarlak masa eşrafının tek amacı en yuvarlak emeli, ileride sonuçlarına katlanılamayacak biçimde kaçkınlığa varsa da açık saçık hesapları bir bir kapatmak ve yenilenmiş varsayılan eşkalleri millete ezberletmek.
 
Bu yuvarlak masa oturumlarının ve oturumcularının oturup ezber bozmak, oruç yemek, pozitif inanç seviyesini, iman çıtasını yükseltmek gibi bir niyetleri olmadığı açık. Dertleri varsa yoksa cereyan doğrultusunda paralanmak, millete kanmayı öğütlemek ve yanmayı övmek. Çarçabuk eskidiği için sürekli değişen bu yuvarlak hatlı figürler ve kösele suratlı piyonlar utanmadan nice uçuk formülleri bu yuvarlak masalar yoluyla hala milletin gözüne gözüne sokuyorlar. Bu sokma akıl artık kaç adım giderse.
 
Tek arzulanan ise kuşaklar boyunca din iman mezhep cemaat aldanmışlığına ve aldatmacasına yeni kılıflar bulmak ve yarın lazım olur düşüncesiyle yeşil başlı ördekleri de ürkütmemek. Bu kurmaca din ve kurgusal mezheplerine eski ama yeni vizyon gösterilen cemaatler yoluyla yönetsel kapılar aralamak yeni kutsallıklar pazarlamak. Öyle bir cereyana kapılmak ki bu, bu çağda cahiliye devri inanç yozlaşmasından daha kaygan bir zeminde at izine it izi karışıyor. İşin kötü yanı ise o cereyana koşulsuz şartsız kapılanların kendi cenahından oturumcuların zehir zemberek dokunuşları ile ulvi mertebelere kavuştuğunu sanmaları. Böyle inanmaları veya inandırılmaları. Eski tas eski hamam. Bu yuvarlak masalar ve yuvarlak masalar eşrafı ekranlarda hala yeni tutsaklıklara yuvarlanmanın yuvasını kuruyorlar.
 
Matem havası estirilen meydanlarda ve yekvücut ekranlarda kurulan bu yeni versiyon yuvarlak masalar pazarında, yuvarlak masa eşrafı her şeyiyle ipliği pazara çıkmışları hikayeler ve hurafeler eşliğinde kutsama ve masumlaştırma meczupluğu yürütüyor. Gelişen hoşnutsuzluğu savma, ayrısını gayrısını meşrulaştırma, Müslümanlığı da Araplaştırma modunda bir çılgınlığa yuvarlanıyor tüm yuvarlak masalar ve yuvarlak masa aktarımcıları. Bu yeni ve tam ileri yuvarlak masalar versiyonu egoları tatmin eder bir eko ve edayla sürerken birileri yine el altından götürüyor. Yuvarlak masa aktarımcılarını ise o birileri görür.
 
Ancak kısa zaman içinde yuvarlaklaşan bu tozutma, masalar eşrafından toz olmaları da barındıran, başka yuvarlak masalara ve yusyuvarlak masallara yuvarlanabilecek bir süreci de inceden inceye hazırlıyor.
 
Yaşı başı denk düşenlerin anımsayabileceği çok eskide kalmış o yuvarlak masalara ve yuvarlak masa müdavimi aktarıcılara can feda. Onlar da gün olur özlenebilirmiş meğer…

Hiç yorum yok: