6 Aralık 2017 Çarşamba

BİRLİKTE KAZANACAĞIZ…


 BİRLİKTE KAZANACAĞIZ…

Kongreler temel ideolojiye dayanarak, detaylarda boğulmadan sorunları her yönüyle çözme işlerliğine kavuşmayı düzenler. Kongreler aynı zamanda siyaseti yaşam biçimi edinenlerin temel kurum ve kurallarıyla yapıyı gözlemlediği ve belirlediği yegâne arenadır. Bu kez bazı sorunlar görüldü ve süreç kısa bir süre İstanbul için durduruldu. Şimdi ise kaldığı yerden devam edecek. Bizde kaldığımız yerden devam ediyoruz. Adayız ve birlikte başarmak adına çalışıyoruz. Birlikte kazanacağız.

En tepeden bir talimatla bu durdurma tavrı iyi okunmalıdır. Demek ki zirvede bir yenilenme arzusu ve değişim beklentisi egemen. O halde bize düşen yıllardır savunduğumuz yenileşerek gelişme düşüncesini hayata geçirmektir. Küçük ve kişisel kavgaları bir yana bırakarak partiyi istenen düzeye çıkaracak kadroların önünün açılmasına destek vermektir. Yani bu yolculukta herkese sorumluluk düşüyor.

En tepe talimat gösteriyor ki şimdi yapılması gereken zamanla altına imza atılamayacak imzalara hapsolmamak gerektiğidir. En olmaz ve ideolojiye uymaz kararları meşrulaştırırken atılan imzaların siyaseti gayri meşrulaştırdığıdır. Siyasetin olmazsa olmazı geleceğin mücadelesine hapsolmaktır.

Zaten bugünden sonrası için yerel ve genel siyasette en büyük sorunları bile basitleştirip çözen, projelendiren bir yapısal bütünlük kurulması şarttır. Bu şartın doğru analizler doğrultusunda gerçekleşmesi için yakın zamanda yapılacak kongreler ise en önemli fırsattır.

Ayrıca başarı veya başarısızlıkta ciddi payı olanlar her kim olursa olsun kongre günü geldiğinde hesap verme cesaretini de göstermelidir. Gerçi kongre ve sonrasında bir biçimiyle yapılanın yanına kar kalmadığı da görülecektir.

Öylesine davranışlarla kızdım, sıkıldım, beğenmedim, değişsin, gitsin tavrı siyasetin örgüsüne terstir. Bu tutum bir ters durumda kongre sürecini sadece kazanmak uğruna her şeyi yapmayı, istisnasız ve koşulsuz her denileni kabullenmeyi getirir. Bu genel şartlama ve şartlanma başta iyi ve makul görülebilir, kimseye ağır gelmeyebilir. Ama bu tip yönetsel adaylaşmaların başarısız olacağı besbellidir. Ve belirgin zafiyet kısa zamanda yakın çevresinden başlayarak ben merkezli dayatmacılığı getirir. Yıllardır ayni şeylere tanık oluyoruz.

O yüzden önce birey olarak kendimize dönüp bakacağız. Aynaya bakmadan, elini taşın altına koymadan, yapay başarı sözü veren veya vermeden tekrardan ortalıkta dolaşmaya asla prim tanımayacağız. Yılların siyaset belirleyicilerini, yıpranmış yöneticilerini, yılların kaybetmişlerini tekrardan aday gördüğümüzde geçmişi sorgulayacağız. Eğer aynılıkta ısrarcı olursak yereldeki her seçimde oranı %15 oya veya daha düşüğüne bağlayan sonucu kabulleniriz.

O yüzden gerçekten bir kurtuluş öngörüsü ortaya koyanlara bir nebze de olsa destek olunduğunda aşı tutar. Sahaya iner, sokağı örgütler, mücadele eder, tavır koyar, olumlu tepkiler alır, halka dokunan etkinlikler düzenler dolu dolu bir iki yıl yaşarız.

İşte en tepedeki beklenti aynen budur…

İşin özü her birimize düşen sorumluluk bu kongrede siyasette her an atak ve tetikte bir anlayışı özümseyebilmek ve o yönde karar vermektir. İleriye dönük amaçlara yönelik uzlaşıyı öngörmeyen, evrensel değerlerle bütünleşemeyenlerin kısa sürede döküldüğü bir gerçektir. Yani kongre kazanmaya yönelik kaynaşmalar uzun süre azim ve canlılık içinde de kalamazlar. İçten içe kanama sürer. Kanamayı durdurmak gerekir.

On yıllardır toplumun dimağına yerleştirilen olduğu kadar olsun, küçük olsun benim olsun, ondan bundan iyisi mi var düz mantığı çerçevesindeki tutum ve yaklaşımlarla gelinen nokta tarihe kaydoldu. Bir kara nokta gibi siyasete güveni azaltan da işte bu modda siyaset yapmaktır. Yani bu çağda siyasetçi olmanın gereği topluma dönük tavır ve eylemliliğin gösterilmeyişidir.

O nedenle bu kez birikimli, donanımlı imajını yayan, sorunları sahiplenen ve analizlere tabi tutarak çözmeye çalışan, kimseyi ayırt etmeksizin kucaklayan bir yetkinleşme yetkilendirilmelidir…

Hiç yorum yok: