7 Temmuz 2015 Salı

ERKEN SEÇİM ÜÇLEMESİ…

ERKEN SEÇİM ÜÇLEMESİ…

Ramazan sonuna doğru belki de bayramdan sonra başlatılacak görevlendirmelerle meclisin kırk beş günde içinden hükümet çıkarması oldukça güç görünüyor. On üç yılda tek başına yönetip, tek başına yaptıklarıyla toplumun üçte ikisini karşısında bulanların yine yeniden koalisyonda olacak olması toplum yararına hiçbir şey ifade etmez…

Genel seçimin çıkardığı tablo yanlış ve yanlı okunarak her şey eski tas eski hamam olacaksa, halklar yine ufalanacaksa, ufalanmak üzere göbek taşına uzanmanın ve boşa terlemenin de hiç gereği yok. Hamamları da seyranları da onların olsun.

Şu fakir Ülkeye yerelde genelde bir kurtuluş meclisi şart..Kurtuluş meclis oluşturmanın yolu ise bir erken genel seçim…

Daha yenisi yeni yapıldı, diğer yenisi yapılsa üç aşağı beş yukarı ayni sonuç çıkar teranelerine aldırmadan bir erken genel seçime gitmek şart oldu. Şu in, hin ve cin millete şu on yıllarda yapılanları, şu on üç yılda her sıkışıklık anında devreye giren absürt iktidar destekçiliğini tüm ayrıntılarıyla anlatmak lazım.

Lazım ki halklar bir daha bu düzmecelere itibar etmesin…

Ramazanda siyaset yapmak ramazanın özüne aykırı ama siyasi trafik iyice sıkıştığından, ileriki günlerde erken genel seçim de gündemi tamamen işgal edeceğinden şimdiden birkaç siyasi saptamayla yetinmek, iftardan sahura gecelere sarkıldığında görülecektir ki, asla siyaset yapmaktan sayılmaz.

Son on üç yılda tabanla tavan arasındaki uçurum yıldan yıla gittikçe derinleştirildi. Ve şu fakir ülke saymakla bitmeyecek sorunlar yumağına dönüştürüldü.

Her yıl başka uygulama, her yıl başka yaptırım, eğitim, sağlık, ekonomi şu gün haliyle karmakarışık. Her alanda halledildi denildikçe dibe batan bir durum söz konusu. Sözde istikrarın var olduğu pompalanmış şu ülke ekonomisinde paran varsa, paran kadar sağlık, paran kadar eğitim, paran kadar yaşam hakkı. Eğer bireyler küçük ekonomiler çıkmazında ise toplum, çaresizliğe itilmiş insanlar yığını. Yani dini imanı para olmuş hakim hükmedenler sınıfının gözünün milleti gördüğü yok.

İnsani ve toplumsal değerlerin para ölçeğinde önemsendiği yeni ülke planlamasını halka benimsetme kavgası kaybedilmiş gibi, pek tutmadı bu dayatmalar. Ancak halk, ulus, millet kavramlarının içi boşaltılarak devam ediliyor hala bu plana. Kıyı kentlerde pek işlemiyor ama, kırsalda ve gettolarda yaşayanlar ümmetleştiriliyor ve plan yürürlükte.

Basın, medya zaten yandaşlaştırılmış, kısa paslaşmalar suretiyle yapay gündemler yaratılarak incelikle planlanmış yeni rejimi yerleştirme eskisini yok etme gizlilik içinde hala sürdürülüyor. Kısa zamanda korku imparatorluğu inşa edilerek seçimlerde alınan desteğe atıfta bulunuyor. Diğer yandan yandaşlardan kimine ihale verilerek, kimine rant dağıtılarak, kimine göz kirası verilerek payelendiriliyor, muhaliflere ise gözbağı takılarak herkes baş eğmeye zorlanıyor.

Fabrikalar kapanıyor, iflas ettiriliyor, işçileri, arazileri, müştemilatları ile birlikte kelepire satılıyor. Alabildiğine emek sömürüsü almış başını gidiyor, sendikal haklar yok edilmiş, sendikalar yok sayılmış ve sendikalılar görmezden gelinerek dışlanıyor.

Ücretli köle devri taşeronlar taşeronlaştırmalarla süsleniyor, püsleniyor, cilalanıyor.

Yurdun binbir çile, dert, sıkıntı içinde uzun yılların tüm kazanımları, ortak ulusal değerleri, cumhuriyet birikimleri yok pahasına elden çıkarılmış, çıkarıldı, çıkarılıyor. Yetinilmeyerek satışlara toprak, orman, akarsuyu akla gelen gelmeyen birçok değer ekleniyor. Bu temel değerler çokuluslu şirketler aracılığıyla tapu, kimlik ve din değiştiriyor.

Birileri çıkıp her zamanki duyarsızlık ve tapmışlıkla daha neler diyebilir. Denilebilir belki ama yanıtı mübarek ramazan, daha neler var neler ama sırası değil olur…

Sırası veya sırası değil ama görülen odur ki artık şu bahtsız ülkede haksızlığın, hukuksuzluğun, işsizliğin, açlığın, ıssızlığın, uğursuzluğun, ahde vefasızlığın anlamlarını çok iyi bilenlerin öne çıkarılması için, adaylaşabilmesi için bir erken genel seçim olmalıdır.

Olası bir erken genel seçim yeni bir ulusal kurtuluş mücadelesine dönüştürülemez ise bu kimine göre müspet, çoğunluğa göre menfi tablonun yaratıcıları daha bir güçlenmiş, daha da dirilmiş ve daha palazlanmış olarak geri dönerler.

Bu rahvan geri dönüş yeni bir erken genel seçimde engellenip, başkentte kurtuluş meclisi kurulamaz ise ülkenin yıkılış meclisinin kurulduğuna topyekun tanıklık edilir. İzleyici konumunda kalmamak için, şimdiden direnişçi ve mücadeleci tavrı yükseltmek karşıt devrimcileri her alanda her platformda durduracak Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Çepni, muhacir tüm ulusal güçleri örgütlemek gerekiyor. Devrimci yurtsever ilerici kitlelerin eli, sesi, gücü olmak gerekiyor.

Soldan sosyalizmden milim sapmadan, merkez sol sosyal demokrat çizgide, merkez sağ liberal demokrat çizgide, hatta gerçek dindar ölçekte yelpazede yer tutanların zerre taviz vermeden ülkenin kurtuluşuna katkı sunmayı öncelemeleri gerekir. Bu birlik tavrını tarihsel bir görev olarak görenler ülkeye, ideolojilere ve ilkelere sahip çıkmalıdır. Saygıyı sevgiyi hoşgörüyü önde tutan, akılla fikirle bilimle projeyle siyaset yapılmasını önemseyenler ve bu trendi vazgeçilmez sayanlar zaman kaybetmeden erken seçime karar aldırmalıdır.

Kimsenin arkasına sığınmayan, abi, eş, dost, tanıdık, kardeş, oğul desteğine asla güvenmeyen ve inanmayan gücünü örgütlülüğünden ve toplumdan alan halktan alan bir güç ve enerjiyle yola çıkanlara destek olunacak bir erken genel seçim arzulanmalıdır. Çünkü bu günden yarına aktif siyaset içinde tüm engelleme ve güçlüklere rağmen pasifize edilemeyen, zikzak yapmayan, bildiğinden şaşmayan, hiç kimseye biat etmeyen bir birikimin kazanması ve kazandırılması yönünde erken genel seçim gereklidir.

Merkez demokrat, Sol ve sosyal demokrat değerlerden nasiplenmişlikle her katmanın yararına olacakların, siyasal parti birikimleri ve deneyimlerine güvenenlerin, artık sırası geldiğine inananların değerlendirileceği bir erken genel seçime karşı durulamaz. Karşı durulmamalıdır.

Birileri gibi tepeden inme gelmeyen,  toplumun içinden, tabandan, örgütlülükten birileri olarak ülkenin yerel ve genel sorunlarını ve çözüm yollarını iyi bilenlerin, yoksulluğu da varsıllığı da yaşayan ve içselleştirmiş, yolsuzluğa yeltenmeyen ve yolsuzlukları gözlemleyip hesap sorma cesaretini kendinde görebileceklerin yolunun açılacağı bir erken genel seçim bu ülkeye çok yakışır.

Emeğin en yüce değer, insanın en kutsal varlık olduğunu kabul edenlerin, siyasi yaşamda emeğe göre yükselmenin ve niteliğe göre adaylaşmanın gerekli olduğunu söyleyenlerin, niceliği asla vazgeçilmez bir gerçek olarak görmeyenlerin artık görülmesi için erken genel seçim yapılmalıdır.

Eğer bir erken genel seçim yapılır ise olası bir erken genel seçimde; yıllarca aday saptanmasının önseçim ve eğilim yoklamasıyla yapılması gerektiğine inanan ve her aşamada merkezi yoklamayı reddetmiş, merkezi yoklamanın anti demokratik olduğuna inanmış, daima siyasi partilerin iç demokrasisini işletmesi gerekliliğini dillendirmiş, haksızlığın her türlüsüne, haksızlık hangi makam ve mevkiden gelirse gelsin hayatının hiçbir evresinde prim tanımamış ve tanımayacak, güçlünün yanında hiçbir zaman yer almamış, daima ezilenlerin tarafında yer alan, yürek vicdan ve akılla siyaset yapan bir siyasi kimlik olarak veya sıradan bir vatandaş olarak korkmadan vekâlete taliblerdeniz.

Ramazanın bitimine doğru belki de bayramdan sonraki görevlendirmelerle meclisin kırk beş günde içerisinden bir hükümet çıkarması oldukça güç görünüyor. On üç yılda tek başına yönetip, on üç yıl tek başına yaptıklarıyla toplumun üçte ikisini karşısına alanların alicengizlerle yine yeniden koalisyonda olacak olması bu, “ Erken genel seçim üçlemesi”ni gerekli kıldı..

“ Erken genel seçim üçlemesi”nin gerekli kılındığı görüldü ki, son kez bu konuda yazıldı…
 
 

Hiç yorum yok: