23 Eylül 2014 Salı

SÜNGERSİ AKIL ÇIKMAZI…



Bu bir Işitme problemidir ve sosyo-siyasal açıdan ada ve nama konuşmalar yapıp edip sonradan sağır sultanların duyduğuna ve tek merkezli sultaya göstermelik huylanmadır. Çok yakında bu Işitme problemine de sünger çekilir ve gelmişi geçmişi unutturulur…

Geçmişe sünger çekmek deyimi her çıkılmaz sokakta usturuplu bir çıkış yolu eylemine eylemliliğine dönüştürüldüğü sürece bu ülke de, iktidarları da, muhalefetleri de asla iflah olmaz. İflasın eşiğinde bir siyaset silsilesinin siyasal tarzı geçmişi süngerlemek oluverince ortalık tümden süt liman oluyor. Güncel siyasetin en vazgeçilmez dayanağı olan bu yersiz istila da bu sayede sürüp gidiyor…

İstifade edenler ve ettirenler görsem de inanmam düzeneğini işlettikçe garibim halk da topyekûn bu düzmecelere kanar. Bu kandırmacalar aklı evvel işgüzarların ve işbilir birlikçilerin bu yönsüz rüzgâra kapılmasıyla kılcal damarlara kadar uzar. Ancak hayatta her şey zamanı geldiğinde filmi gerisingeri sarar, üstüne sünger çekilse de gerçekler asla değişmez değiştirilemez.

Ayrıca herhangi bir kanıt olmasa bile varsayılan ve savlanan bir durum mevcut ise sonuçta o mevcudiyet bir şeylerin olmadığı veya hiçbir dolabın dönmediği, döndürülmediğinin kanıtı değildir…

Belki de söylendiği gibi her şey iyidir ama iyinin de iyisi olabileceği asla hatırdan çıkarılmaması gereken bir temel olasılıktır. Hatıra binaen kötü geçmişi iyi halli göstermek uğraşı da uğursuzluğun en uğrak adresidir. Her kim olursa olsun bu adreste uzun süre konaklarsa tez elden hesabı görülür. Asıl fenası ise mahşere kalan ve bırakılan eksik ve açık hesaplardır. O vakit geçmişe sünger çekmeler ve sünger çeken ve çektirenler ustura ağzı keskinliğiyle hizaya çekildiğinde asla iflah olmazlar. İflahları o an kesilir.

Elbette böyle tıkır tıkır işleyecek bir realite söz konusu olabilir ve olmayabilir de. O halde bu artık değer değersizlerini ve değersizleşmeleri illa da ilahi adalete bırakmamak gerekir. Değer veya değmez ama onları Âlemin yüce değerlerine göre divana yatırmak gerekir. Süngersi akılla akı karaya bağlayanlar, karayı aklayanlar kipi kisvesine bakılmadan, her kim olursa olsun ayni cetvelle ölçülmedir.

Ceddine rahmetokutturacak densizlikle, geçmişin illetleriyle millet önünde denge tutturmaya çalışanların sıkıştıklarında geçmişe kaç kez sünger çektikleri asla unutulmamalıdır ama unutulur ve unutturulur maalesef…

Balık hafızalılık ile süngersi aklın bir potada birleştiği her tarihsel süreç ülke adına daima tarihi bir dönemeç olmuştur. O dönemeçler ilerlemeyi tersine çeviren, hür iradeyi gerisingeri döndüren ve gerileşmeyi yüzyıllara dayayan bir rolü en aktifinden üstlenmiştir. Tüm bunlar çıplak gerçekler olarak masalarda durduğu halde işlerine öyle geldiğinden sünger avcılarının sünger çıkartırken yüzeyden en dibe kaç kez vurgun yediklerini veya vurgun tehlikesi atlattıklarını bilmeden, öğrenmeden dönüp durup geçmişe sünger çekelim deyimini kullanmak Işitme probleminin ötesinde ruhsal bir problemdir. Bu geçmişe sünger çekme eylemselliğinin sürdürülmesi sol tahlilde paslı çakaralmazları bile otomatikleştirir.

Geleceği yok edecek hepten silecek, ahaliyi süründürecek ağır hamleleri gizlemek adına çek bir sünger geçmişe diyebilmek siyaset ötesi ayıp ve sosyo-siyasal günahtır hem de en büyüğünden…

İstifadecilerin yarın sıkıyı gördüklerinde istifacılara dönüştüğünde yani bal teknesinin kararan dibi göründüğünde, paçalara bulaşan kiri bol deterjanlı sünger de temizleyemez sonra. Asıl olan üç maymun oynayarak kanıt peşine düşmek yerine, kanıt olmasa bile hiçbir Bizans oyunu oynanmadığına körü körüne kanmamak gerektiğidir.

Bunca inatçı kamplaşmanın neticesinde gün gelip sütten çıkmış ak kaşık görülenler bir bir karanlığa gömüldüğünde geçmişe sünger çekenler sünepeliklerini nasıl hasıraltına süpüreceklerini şimdiden enikonu hesaplamalıdır.

Yoksa tampon bölgeler de iyileştiremez Işitme probleminden doğan hastalığı ve tüm tampon bölge yaşananları süngersi akıl çıkmazı hastalığına dönüşür…

Hiç yorum yok: