12 Nisan 2014 Cumartesi

HAYALLER GERÇEK OLSA...

ESENLER’DE HAYALLER KİMİNLE GERÇEK, KİME GERÇEK, KİMLERE HAYAL…

Kazananların cephesinden bakmaya çalışan bir yerel seçim yazısıdır…

Elimize geçti; ‘Hayalleri bizimle gerçekleşen Esenler’ Fasikülü ve baktık. Fasikül fasikül beş yıl birlikte çalıştık, birlikte başardık latifesi fısıldanıyor elifin merteğine. Huzur ve umut şehri Esenler; yaklaşık beş yüz bin nüfuslu, on altı mahalleli ve İstanbul’un metrekareye en fazla insan düşen ilçesidir, denilerek belki de tek gerçeğin adı çiziliyor, sonra devam ediyor söylence ve Esenler’e ödül yağdı diye noktalanıyor eğlence.

Elimize ‘Hayalleri bizimle gerçekleşen Esenler’ Fasikülü geçti ve inceledik. Beş yıl durmaksızın hizmet ettik, Esenler’i yeniden inşa ettik. Esenler bizden beş proje istemişti biz beş yüz proje hayata geçirdik. Beşi bir yerde den ne kadarı gerçek oldu, ne kadarı hayal kaldı bilenler biliyor. Ancak bilmeyenler çoğunluğu teşkil edince ve hayaller ile gerçekleri birbirine karıştırıp sandığa gidince yeniden kazandı; ilk günlerin heyecanı ile çalışmaya devam edecek olanlar!...

İki yüz elli sayfadan fazla duran, hayalleri gerçek eylemişlik fasikülü sahife sahife sahiciliği muamma ama muktedir hissi veren bir rota izliyor. Otuz birinci sahifesinden devamla proje atlamadan, konuşma balonlarının içini boş bırakıp yazmadan, altyazısız, yorumsuz tarihe not düşüyoruz sadece, onların ağzından, onların kaydından. 

Vallahi öyle diyorlar kayıtlı baskılı, biz onları söyleyenlerin yalancısıyız;

“ Esenler İstanbul’un rengiyle buluştu. Hayata dair beklentiye Estim ile çözüm ürettik. E-belediye hizmetiyle 7 gün 24 saat çalışan belediye. Değişime kendimizden başladık, tüm personeli eğittik. Huzura geldik hesap verdik. Güler yüzlü esnafı işyerlerinde ziyaret ettik.

Esenler’in kamu hizmet binaları sorunlarını çözdük. Esenler hükümet konağına kavuştu. Esenler’e yeni belediye binası yaptık. Esenler’in artık bir hastanesi var. Esenler’e İstanbul’un en büyük ikinci itfaiye merkezini kurduk. Esenler’de onbir adet gençlik merkezi yaptık.

Esenler’e bir kültür merkezi yetmez dedik ikincisini yaptık. Esenler’e kongre merkezi ve teknopark kazandırdık.esenler’e dev kültür tesisi ve otopark yapımı başladı. Esenler’in artık bir sanat merkezi var. Esenler’e vergi dairesini kazandırdık. Esenler’e SGK şubesini getirdik. Esenler’e dev spor kompleksleri kazandırdık.

Esenler’de İstanbul’un en modern emniyet binasını hizmete açtık. 11 adet sağlık merkezi inşa ettik. Anne çocuk merkezini yaptık. Esenler’i askerlik şubesine kavuşturduk. Kentsel dönüşümde Türkiye’ye öncü ilçe olduk. Ödüllü cephe yenileme projesi güzel Esenler’i yaptık. F. Çakmak mahallesinde hayatı baştanbaşa yeniledik. Esenler’e dev parklar kazandırdık. Esenler çiçekleri ve yeşil alanlarıyla artık daha güzel. Göktürk’te vip piknik hizmeti. Değişimin sembolü Dörtyol meydanı. Prestijli caddeler yaptık.

Kent yaşamına estetik güven ve değer kattık. Esenler’in alt yapısını yeniden inşa ettik. 1/1000 ölçekli imar planlarını hayata geçirdik. Menderes mahallesi tapularını teslim ettik. Daha yaşanabilir bir esenler için 103 bin metrekare alan kamulaştırdık. Esenler’e yeni otopark alanları kazandırdık. İstanbul’un ikinci taş camii Esenler’e hayırlı olsun. Kilise kalıntısından dijital kütüphane. M. Sinan’ın su kemerine sahip çıktık. Camileri yeniden düzenledik. Merkez camiini baştanbaşa yeniledik.

Esenler metro ağlarıyla örüldü. T.Reis mahallesi büyük meydanına ve kat otoparkına kavuşuyor. Trafik yeni üniversite kavşağı ile daha rahat nefes alıyor. Esenler’e akıllı duraklar, modern otobüsler. Nefes kanalları açıldı. Esenler yeni mobese sistemleri ile daha güvenli. Gençliğimize sahip çıktık.

Okuyan Esenler’e modern halk kütüphanesi yaptık. Anne, çocuk, esnaf üniversitesi. Esenler eğitim festivali. Akademi Esenler. Evlilik okulu. Halı dokuma kursu. Kadınlara özel pembe klavye. Esenler eğitim vadisine kavuşuyor. Engelsiz esenler için yürüdük. Anne adaylarına tam eğitim desteği verdik. Yerinde ve düzenli sağlık taramaları yaptık. Esen bebek projesiyle sürpriz hediyeler verdik. Büyük sünnet şöleni.

Modern spor kompleksi yaptık. Yaz spor okulları düzenledik. Spora tam destek. Mücadele sporları ve cumhuriyet kupası. Farklı millilere dostluk mücadelesi. Satranç turnuvasını düşünen kazandı. Esenler’de spor yapmaya engel yok. Barış ekmeği Esenler’de pişirdik. Anadolu’nun tüm değerlerini Esenler’de buluşturduk. Dörtyol’da yüzbinlerle coştuk. S. Zaim İslam ve ekonomi sempozyumu. Akademisyenlerle cami mimarisini masaya yatırdık. Gönül sohbetleri ile gönülleri mest ettik. Hanımlar Boğaziçi turunda.

Sahurdan sehere sohbetler. Ramazanlar bir başka yaşandı. Anadolu’yu mayalayanlar esenlere manevi değer kattı. Ramazan bereketinde kono komşu buluştuk. Dünyanın en uzun iftar sofrasını kurduk. Eve  teslim iftar uygulaması başlattık. Alo iftar ile bereketli sofralar. Bir yazar bi kitap buluşması. Şanlı tarihimize yolculuk, Çanakkale, Kıbrıs. Öğrencilerle uzay yolculuğuna çıktık. Sporda iz bırakanları unutmadık. Yediden yetmişyediye herkesi sanatla buluşturduk. Kadınlarımızı bir gün değil her gün baş tacı ettik. Türkiye’nin enlerini seçtik. Esenler’de perdeler hiç kapanmadı. Anadolu’nun tüm renkleri ile bir çatı altında buluştuk. Metris cezaevinde şeb-i aruz ziyafeti.

Çocuk genç ve kadın meclisleriyle Esenler’in geleceğini inşa ettik. Yoksulun yüzü estim ile gülüyor. Kimsesizlerin kimi olduk. Esenler kardeş aileler ile daha güçlü. Yoksullarımızı sevgi çemberi ile sardık. Esenler ekmeğini paylaşmaya devam ediyor. Hayata tutunmak için hayat butonu. Esenler’in çeşmelerinden çorba akıyor. Cuma pilavı geleneği. İkinci bahar kıraathanesi. Engellerini tiyatro ile açtılar. Engelli ve yaşlılara evde kuaför hizmeti. Sınav heyecanın birlikte yaşadık.

Dünyanın bir çok ülkesine yardım elimizi uzattık.geri dönüşüm tesisini kurduk. On ton atık pil topladık. Haftanın yedi günü çöp topluyoruz. Kapakları topladık engelleri kaldırdık. Doğan her çocuğun bir dikili ağacı var. Esenlerin tarihi kitabı. Esenlerin sesi kentim esenler. Akademik şehir ve düşünce yazıları. Çocuk dergileri. STK’lar tek bir albüm. Kentli yaşam klavuzu…

Ve beşinci yılımızda Esenler’in hayalleri gerçek oldu, Esenler değişti insanlar artık daha umutlu. Çok şükür dualarımız kabul oldu, kalplerimiz birleşti, Esenler kazandı…

İmza Esenler Belediye Başkanı.”


Hayaller kimlere gerçek, kimlere hayal, hayaller kiminle gerçek, kimlere yalan beş yıl sonra sükûtu hayale düşen düşmeyen ömrü olan herkes görecek fasikül fasikül. Vallahi başkaca denilecek bir şey yok şimdilik. 

Kolay gelsin Esenler âşıklıları, olay şovlara devam…

HER SEÇİM SONRASI "HÜZÜNLÜ SABAHLAR"...
Her seçim sabahından itibaren kısa bir süre seçenler, seçmeyenler, seçmenler seçmen olamayanlar, tüm ülke insanı, medyası medyumu, sermayesi emekçisi, sepetçisi anketçisi, çalanı çırpanı,  çobanı çolpanı, velhasılı akla geleni gelmeyeni tüm ahali seçim sonuçlarını tartışmaya başlar.
Siyaset veya politika her seçim ertesi futboldan sonra en bilinenler sınıfına girer ve herkes tahmininin tuttuğuyla övünür oy yüzdelerine sarkarak. Peşinden tuz buz, sus pus kesilir herkes ve diller lal olur. İktidara kimin kimlerin oy verdiği anında sır olur, hiç kimseler sorgu sualsiz verenler bile verdim demez asla, vermeyenler hüzün sabahları geçtiğinde kademe kademe çoğunluğa erişir.

İlk günler tartışmalar sorumluluk duygusu öne çıkarılarak ahlar vahlar arasında şekillenir ve şekillendirilir. Üzüntü süzüntü bir kenara şimdi seçim olsa vallahi kaybeden her kimse ben onlara verirdim yalanları ve keşkeleri sıralanır. Sanki bu keşmekeşte tüm kamuoyunda ortak bir hüzün yaşanıyormuş gibi ahlar vahlar tüketilir, galibiyet sevinçleri gelen günlere ve gülen yüzlere bırakılır. İçten içe yaşanan her ne var ise verilmiş oylar gibi saklanır o hüzün sabahlarında.
Baraj altı kalanlara ve yerel parlementolara yeter sayıda veya hiç temsilci gönderemeyenlerin en büyük partiyi teşkil ettiği şu son seçimde ülke demokrasisine garabet çalan, sakıncalar doğuran doğurtan seçim yöntemine, alavere ve daleveralarına eksiksiz selam durulur yinede. Ortaya yığınla aritmetik dayanağı olmayan fikirler atılır, memleketin ve meclislerin kuşatma altında olduğundan dem vurulur, herkes neden ise sıkı muhalif kesilir sonra herşey unutulur, çünkü vurgun vurulmuştur iki arada bir derede. Evet o ilk sabahlar alay edercesine acayip biçimde ana muhalefetçi kesilinir ve...
Yeni yetme aklıyla halka dayatılmış ne sağ kaldı ne de sol anlayışsızlığı her kafadan meydanlara serilir ama solun değer kazandığı görülünce hemen serden geçilir yardan geçilmez ve topyekun sağa çarkedilir. Böylece sağ merkeziyetçilik adına baş gösteren tüm ciddi endişeler dertop edilir ve taca atılır. Evet illaki böyle olur, oluyor son on küsur yılın seçimlerinde ve her seçimertesi hüzün sabahlarında da ayni terane, illaki öyle oldu yine.
Gecikmiş bir uyanış ve çaresizliğe çare yeni senaryoların havalarda uçuşmasına sahne oldu ama eski tas eski hamam ve ayni kaynar kazan suyu çıktı seçim sandıklarından. Ülke çok yakında bu ortamdan uzaklaşır ve mutluluk replikleri atar figurmanlar. Hemde kuşa kurda mı teslim edilecekti ülke denilirr övünçle. Ben şu olsam bu olsam diye başlayan, kol kesen baş yaran, kıç sallayan yok oluşa yönlendirici düşünceler zıplatılır meclislerde ve çiğ masallar masuralanır, ortalık yerlerdeki çay masalarında...
Atılır ileri ak pak partiden yana ama her partiden görüntü veren general başkanlık heveslileri, genel başkan geminin kaptanıdır, gemi karaya oturmuştur, gereğini yapsın derhal bıraksın naralarıyla cirit atarlar. Kimin kimden olduğu birbirine karışır işte o ilk hüzün sabahlarında. Hep eleştirilen o tek parti dönemi hortlatılır zincirler denize bırakıldığında. Mantık ters yönde işlemeye başlatılınca iki ters bir düz örülür muhalefet ağları, iktidar eliyle ve sanal bir seçim ertesi alemi lemlenir, lehimlenir tüm sereserpe konuşkanlıklara.
Herkes her seçim ertesi hüzün sabahında yankısı ve yanıtı bol çözümler önerir haddini aşan aidiyetsizlikle. Dün oy veren veya vermeyen kendisi değilmişçesine ağır ithamlar ve ilginç tavsiyelerle trajikomik düşünceler serpiştirilir denize toprağa göz göre göre. Üzünçlü tarihsel yenilgilerden pay almış yengi severlikle, oynamış taşların yerlerine nasıl oturtulması konusunda akıl hocalığına tutulunur büyüklenilerek. Böyledir işte her seçim ertesi hüzün sabahları...
Kırgınlıklar, öfkeler, yergiler,övgüler, dövgüler ve sövgüler yeni bir inada dönüşür hüzün sabahları sonrası. Gerileyişin ağır ağır yaklaştığı, sona yaklaşıldığı noktasında kişisel methiyeler düzülür. Düzen çözülür ve oranlar puan puan renkli grafikler eşliğinde kör gözlere parmak sokulur. Aşağısı, yukarısı, ötesi berisi, renkli laflarla remedilir ve delisi akıllısı inandırılır hücceten sırmalanan yalanlara.
Ve en sonunda tartışmaların altın ibresi dibe vurur, pikabın iğnesi de kırılır. İktidarı yeniden yakalayanlara son sürat, eşsiz benzersiz hayır duaları edilir, beddualar gizlenir. Sorumlu sorumsuzluğun gereğiymişçesine taraftarlıklarla gururlanılır, olgunluk ve alınganlık ayni anda zirve yapar ve hüzünlü seçim sabahları yenikleri gerer ve sona erer.
Artık yeni bir süreç işlemeye başlar. Taraflar ofsayt olsun olmasın gol atmaya çalışırlar birbirlerine. Yerelden başlayarak, reisi cumhura uzanan oradan genele teğerlenir seçimler ve hazmedilenler ile hazmedilemeyenler yaftasında güreşe tutturulur. Kimin galip geleceği yenişilemeyen yağlı güreş sonrası kurdelalı puanlamaya kalır. Yağlısında, bağlısında, karlısında ve siyasette en affedilmez hatalar da hakem kulesinde cereyan eder.
İşte her seçim sabahından başlayarak kısa bir süreliğine kurulan en yetkili ve en derun etkin yetkin kurullar araya kulaktan dolma moda siyasi tabirleri de sıkıştırarak tartışırlar seçim sürecini ve oluşan tabloyu. Var oluş,  kimlik ve kinlik bunalımları, yönetsel zaaflar hiçe sayılarak sadece verilen ak-bil oylar neticesinde pili şarzedilen iktidar değil, her daim yapıldığı gibi kaçınılmaz yenilgiyle karşılaşmışlar yatırılır yuvarlak masaya.

İşin özü capcanlı yürütülen seçim kampanyalarından sonra, canlı cansız tercihlerle kampana çalanların hayal kırıklığı yaratan partizan doğurganlığının hiç mi hiç tartışılmadığıdır. Hal böyle olunca Vallahi bu iktidara ben oy vermedim diyenlerin halay başını çekmek de zorlaşır. 
Zor kolay verdikleri oylar ile vicdan azabı duymayacak olanlara hüsran ve hüzün düşüyor ise her seçim ertesi, hüzün dolu sabahlar sadece bir yazının başlığı olur, ilahi yazgının değil...
ÇOK GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE…     
  

30 Mart itibariyle belediyeleri dağıttı halk. Belediye dağılımları irdelendiğinde; Bu seçimin net bir kazananı yok aslında. Mutlu ve umutlu, mutsuz ve inatçı konuşmalar yapıldı ama algılanan oydu ki mutsuzluk hat safhada. Hiçbir partinin mutlu olmadığıdır işin gerçeği.
Memleketimden seçmen yüzleri, memleketin seçim manzaralarını belirledi. Memleketimden seçim manzaraları talancının, yalancının, yalayan yutanın peşinde misali  insanın kurtuluşuna engel sonuçlandı, geçip gitti. Ama havada hala tahammülsüzlük kokusu, geçim korkusu var.

Kimyası ve coğrafyası acayip derecede kaymış bir yerel seçim yaşandı.Muhalefetin kaybettiği, cemaatlerin pusulasının şaştığı, cemiyetlerin temsilde zorlandığı, feodalitenin yok olduğu, fundamantalizmin zirve yaptığı bir tablo ortaya çıktı. Allahtan denize kıyı, denize komşu şehirler var.

Aralık mucizesinden bu yana yaşanan keşmekeşte elbette iktidar açısından bir değerlendirme yapmak gereksiz ve bize düşmez. Ana muhalefette bir aile dramı yaşanacak ise ve yaşanıyorsa, cesur yorumlar yapmak da sadece bize düşer. Kıyı köşelere saklanıp, perde arkasından parti dizayn edip boylarının ölçüsünü alanlara değil. İktidara methiyeler düzüp devamında ana muhalefete çarık giydirenlere hiç değil. Yorum yapmak acıyı, sıkıntıyı, üzüntüyü çeken hüznü yaşayan bizlere sadece bize düşer.

Bir acayip çelişki var ortada. Zaten gerçekler değersizleşirse, değersizleştirilirse edepsizlikle gelen ediple gider. Bir deli bozgun yaşamadan düzelmez manzarayı umumiye. Birileri durum çok vahim diye inceden inceye gergefi dokusa da diğerleri keyif içinde sevinçle martaval okurlar. Milyonlar paslı kırık dünyaları kadar yaşarken, ölmek işte buna denir diyerek sabahın köründe sandığa koşmaların sonucu buysa eyvallah.

Balkon sefası nutuğuna bakarsak geçmişler olsun, çok geçmiş olsun Türkiye demek geliyor insanın içinden. Çok çalıştın yoruldun Türkiye’nin muhteremleri dinlenin. Nasıl olsa seni dinlemeyecekler bir daha, ilk seçime kadar. Balkon sefasında verilen sözler tutulur mu, Allah bilir, dön geri bak eskilere, tutulmadığı ortada.

İnsan olana El insaf dedirten bir seçim tufanından çıktı memleketim. Bu oy patlaması ve eğlence çıkmazı hizmet patlamasına mı dönecek, cadı avına mı göreceğiz. Balkon sefasında edilen yeminlere, anlaşmaları bozup giden rüyalara aldırmadan asıl birinci kim olacak bakacağız. Cumhur reisi kim olacak göreceğiz… 

İçilen acı şerbetin dozunu ve yoğunluğunu iyi ayarlamak böyle ise, seçim galibiyetlerine ve bu yenilgilere artık damar dayanmaz. Çünkü herkese eşit paylaştırılamayan hayatlar belirliyor koskoca dünyayı. Sandıklar şeffaflaşsa ne olacak. Farklı ve Şarklı fantazisinden öteye gitmiyor hiç bir şey, oyların rengi ayni.

Birilerince iyi bilinmeli ki kızılcık şerbeti içenler tehlikelere tedbir almadan atılırlar. Sanal söylemler havalarda uçuşurken ikide biri cebine indirenler çılgın projeleri hemen işleme koymazlar, artık yeterli zaman var nasılsa. Belki tedavülden bile kaldırılır verilmiş sözler. Kızılca kıyamet koparacaklar uzlaşı peşine düşmezlerse eğer çok atasözü gerçek olur.   

Muhalefetin, ana muhalefetin temel taşları yerli yerine oturtulana kadar, doğruları dillendirmeye direneceğiz. Çünkü bizim baba ocağımız burası. Onuncu köydeyiz. Biz de artık sıkıldıkça Allaha havale edeceğiz baş döndüren ama halkın bir türlü inandırılamadığı gerçekleri. Sığınacağız yaradanın büyüklüğüne artık ve büyüklenenleri takip edeceğiz.

Bu arada Türkiye siyaset fabrikasında kimileri tatile çıkar, kimileri erken mesaiye başlarken bize memleketimden garip seçmen tipleri ve seçim manzaraları, aklımıza da amiyane bir cümle düştü;     
  
“Sağdan sollanmaz …”

Hiç yorum yok: