9 Temmuz 2013 Salı

KIRKBİR ARTI KIKBİR ZOR-2-



KIRKBİR ARTI KIKBİR ZOR-2-

SIKILAŞTIRICI KAYNAK
Ondört sene olmuş
Dile kolay
Yağmurunda ıslanalı sırsıklam
Yatak döşek bir hafta yatalı sonra
Kaç ocak daha senden sonra
Dile kolay
Ne sen sor ne ben söleyim
Aynı tas aynı hamam aynı kubbe
Ve illaki takunya
On dört sene sonra ben belki olmam
Dile kolay
Yağmurunda ıslanırız sırsıklam
Yatak döşek lafta beraberliğin sonra
Özgürüz aynı safta
Bir mum aleviydi en başta
Dile kolay
Güneşinde ısınalı sıpsıcak
Kaç on dört seneye bedel bir bilsen
Ömrümden verirdim
Uğursuz kalmaktansa yıllarca

CEM İ CEMALİ NUR
Cem toplandı
Cem tek şiirle hayatını topladı
Ne derli toplu ve yamandı
Beyaz camla büyüdüm onunla
Elini sıktım dostça
Gözleri dermandı denizdi
Yüreği ipek çilesi
Halkını sevmekti çilesi
Halk toplandı
Cem tek şiirle halkına veda
El salladı dostça
Ne deli dolu ne zorbaydı
Güleryüzlü bir beyefendi ve sosyal demokrattı
Türkiyeden onca uzaktayım
Giremedim cemine
Renkli camda öldüm onunla
Elimi sıktı dostça
Ve ağlama ağlama dedi ısrarla
Gözleri deryaydı denizdi
Yüreği ipek kozası
Halkını sevmekti tekçe günahı
Halk toplandı
Cem tek şiirle halkına elveda

TEK SEFERDE
Ya veyli
Kurak mı kurak bir çöl dalgası
Nilüferler yüzdüren bir göl rüyası
Ve dahası
Esaret ayak bileğine halhal
Hal böyleyken hürriyet narası
Ya veyli
Sahrayı yakar uçuşan yürüyüşler
Ne yeryüzü ne gökyüzü var
Zaman saklanmış kovuğuna
Ve sonrası
Nihayete dek toprağı yırtan yağmur
Mahmur gözlerde yaşam pırıltısı
Ya veyli
Ateşten hayallerin yolcusuyum
Yanarsam yanayım
Anasını satıyım

ŞİİR YAŞI SIFIR
Şiirlerimle aynı yaştayım
Sözcük sözcük ihtiyarlamış
Sarhoş bir…
Alkolden fazlaca hazzetmeyen
Meltem sigarasından mentollenen
Duman duman dağılmışım
Vincesterden çıkan mermiyim
Adres şaşıran
Şiirlerimle aynı yaştayım
Dize dize emekleyen
Memede çocuk…
Emzikten fazlaca hazzetmeyen
Ağlama naralarından kaçan
Sayfa sayfa toplamışım
Ofsette renklenen boş kağıdım
Milad değiştiren
Şiirlerimle aynı yaştayım
Uyak uyak uyuklamış
Artık uyanan cüce…
Gücüme gidiyor şiirsizlik
Bu yaşta küçük küçük
Embesilce bir…
Biliyorum biliyorum ihtiyarcığım
Sorhoş bir…

GÜNEŞ ÖLÜNCE GÖR
Güneşe yürüyenlerin soyundanım
Fırtınalarla savrulan ruhtan
Tenim kör gözüm güneş
Toz kervanındayım
Aklımın kuraklığına tutsağım
Ateş filini içerim
Dilsizim dinsizim
Peygamberi nebilerin soyundanım
Fırsatları yaratan ruhtan
Etim toprak sözüm deniz
Zerre kervanındayım
Aklımın kuraklığına özgürüm
Ateşin gözünü öperim
Alım kızılım
Bayrağı bayraklaştıranların soyundanım
Farazaları yok sayan ruhtan
Elim solak aklım solak
Kum kervanındanım
Aklımın kuraklığını seveyim
Ateş topunu tutarım
Tenim güneş gözüm kör
Güneşe yürüyenlerin soyundanım

DÜŞYAKASINA DÜŞ

Önüm sıra gideceksen
Öncüm
Eksi kaçlarda ağlıyor dünya
Veya insülüne
Ve eksik şekere
Kanar mı bu rüya
Düş yakamdan düşler yakası
Gönlüm
İstinat duvarları yıkıyor
Babam yarenim
Yardan oldum ardan olmadım
Güller açılıyor sofamda
Güllaç sofrası
Cananı sardıkça sonbahar
Güneşe eş arıyor Samanyolu
Önüm sıra öleceksen
Ölümsüzüm
Çeltik tarlasında üşüyor dünya
Özlemektir vakitli vakitsiz üşenmeden
Aşka erişim saltanatı
Tunçtan heykellere aldırmadıkça
Ardımsıra geleceksin
Ardıç kuşum
Eksi kırklarda donuyor insan
Veya doğuyor
Ve eksik bedende
Yanar başka rüya
Düş yakamdan düş yakası

VASİYETİM HAYSİYETİM

Er doğdum geç ölürüm belki
Geç olsun ama güç olmasın
Uykumda
Uy…
Uy adamcaz ölmüş desinler
Ölüme yalnız gidilir sevgilim
Yiğitçe
Ak kefenlere sarıldıkça ruhlar
Sular seller gibi yaşanır
Er doğdum geç ölecem sanki
Geç olsun ama güç olmasın
Yatağımda
Yat…
Yattı adamcaz yatış o yatış desinler
Ölüme ağıtlar yakılır sevgilim
Yakma
Kara toprağa yatırılınca bedenim
Sular seller gibi yaşayabilirsin
Geç doğdun er ölebilirsin
Unutma
Erin öldü diye ölecek değilsin
Alabildiğine yaşa

KOKU

Adam gibi adam olmakla başlar
Damarda dolaşan sevgiyle
Çık salın öpücüklerle
Islak güneşi anlatırken masallar
Kayalar deniz kokar
Yosunlar kaya
Sen bi başka
Arştan marşa
Pul pul dökülür hayat
Zarftan mektuplara
Sıran geldiğinde adamlaşacaksın
Beklediğin doğum
Suspus gecelerde kara bi çığlık
Yarılır yüreği gecelerin
Sen adam gibi adam korkmayacaksın
İncinmesi yüreği masalların
Deniz balık kokar
Ihlamurlar doğa
Sen bi başka
Karman çorman
Babakolik bebekler ağlamaz
Adam gibi adam olmakla başlar
İçeri akıtılan gözyaşları
Çık salın sözcüklerle
Güneş tutulmasını anarken şiirler
Işıklar sen kokar
Karanlık ben

KAÇINCI SUNU

Kaç tonluk pres kalbimi zorlayan
Her gece her gece
İstemdışı
Kar suları içiyorum
Atabarı dönerken fırtına
Karşımda koskoca bir tablo
Ecinni fırçasından çıkan
Acınma sıram geldi
Kaç tonluk pres ciğerimi daraltan
Her gece her gece
Soluksuzum
Ucu yanık hayatı çekiyorum içime
İstemdışı
Camekanları donarken gecenin
Can cana susamış
Cam cama sabahlarda şah
Gürler ağlandıkça yarınlara
Kötürüm doğar kırkayaklar
Her güne her güne
Doğa dışı
Bacalar pusarken akdumanı
Karla yuğarım yüzümü
Kaç tonluk pres aklımı kurcalayan
Her gece her gece

GÜNEŞİ BALÇIKLA

Bacılar alınmayasınız
Duyarsanız günün birinde birinden
İnanmayasınız aldırmayasınız
Alnımın çatından öpün yine
Vurun gerekirse alnımın çatından
Ondörtlü yatağımın altında
Kar yığınları kararırsa erkenden
Unutmayasınız her şey iyi bir gelecek için
Duyarsınız günün birinde birinden
Alnımın akından öpüldüğümü
Çarşı pazarda aynı bilmece
Anamın taze sütünden emdiğim günü
Ezansız ezalara inanmayasınız
Asi kentin asimilasyonuna
Aşkı kaybettiren iç güdüdür hırs
Evet gülün adı yok
Vurun dilerseniz alnımın akından
Ondörtlü şiltemin altında
Şahin pençesi boğazlamadan yarınımı
Altüst olunca sevdalar
Keyfe keder yaşanır kader
Çilli horozların ötmediği gündür son
Sonsuz teşekkürler orağı paslı
Bacılar üzülmeyesiniz

ONURSAL TAVIR

Bir ipucu ver dedimse
Uydu mu ya şimdi
Kuzeydoğudan batıyor güneş
Hafızama kayıtlı tarihler sırasıyla
Kibrit alevi gibi rakipler
Oldu mu ya şimdi
Hangi hayatta hangi yeni sayfa
Bir ipucu ver dedik diye
Pera da aşk
Bıçak ucu sırlar şimdi sırada
Saf güzelliğini sergiliyor
Hangi anlaşma hangi birlikte hayata
Şükür anı küfür anı zaman içinde
Çile dimdik hayatta
Çöle döndü geleceğime dokunuldu
Serada arz
Göle çaldığım maya tutmadı
İçime çektiğim her nefeste sana dair ne varsa
Beynelmilel bir ipucu
Okul yolunda deniz kokusu
Pis şiirler yazıyorum diye
Kuzeydoğudan batıyor güneş
Oldu mu ya şimdi

OCAĞIN ORTASINA

Tabancalar patlar sinsice
Havaya uçar barış
Sakın şaşırma
Ailem var korunacak
Günlerim var yaşanacak
Vargeçmesede kaybettiren gala
Tabancalar susar ateş gülü
Yere yığılır barış
Sakın unutma
Ailen var korunacak
Günlerin var yaşanacak
Rüzgardan bir hançer içini deler
Tabancalar kusar ateş dölü
Toprağa uzanır barış
Adım adım çaresizlik
Sakın inanma
Ailen var yaşatılası
Aklın var korunası
Yalanlardan bir demet elini yakar
Tabancalar kusar ateş topu
Sele kapılır barış
Sakın korkma
Ailen de var aklında

BUZ GİBİ RÜZGAR

Bir bayram günüydü
Mavi gökyüzü doyasıya ağladığında
Sessizlik çığı düşüyor düşlerin içine
Sokağa çıkma yasağı şaşkınlığı
Kolaçan seviyesinde zırhlılar
Mırıldanışlar demir elbiseli
Namlular çömelmiş tepkisizliğe
Korkudan sarardı yapraklar
Bir bayram günüydü
Şehrin ana caddesinde devasa uğultu
Kızıl kestane gökyüzünde direniş çarkı
Dağlar kayalar titriyor bu kapışmada
Tanrıçaların göğsünde küfür ve beddua
Beşikler sallanıyor büberonsuz
Nişanlar takılı koca gövdeler düşlerin içine
Mavi gökyüzü delicesine ağladı
Bir bayram günüydü

SİHİR SİSTEMİ

Aileler dağıldı
Çocukların büyükleri hapiste
Baskı güç getirdi
İç savaş gölgesi kapıda
Toprak duvarlar bile ördü
Damlar çöktü
Ölümün ilk akşamıydı
Kuran dan ayetlerin gözü yaşlı
Göğü dolaşan ilahiler esrik
Bilinçaltı denizinde öfkeli destan
Aylaklık eden yıldızlar uslandı
İç barış zedelenmesi pencerede
Toprak sıvalar bile döküldü
Camlar patladı
Can mı dayanır bu acıya
Aileler dağıldı
Çocukların büyükleri hapiste
Kardeşleri mektup yazıyor
Dağlar göçtü
Ölümün ilk akşamıydı
Kuran dan surelerin gözü yaşlı
Göğe terk edilen umutlar eksik
Ne yapsaydılar imamı reddetmeyip
Allah ın hakkı üçtü
Canlar düştü
Ölümün ilk akşamıydı
Aileler dağıldı

ÇIRPI KİRPİ SAÇ VE ARIZA

Bir bitim bile yok
Su yok
Çinko leğen ve çırpı çocuk
Arap sabunu ve gazyağı
Maşrapa naylon
Su aşırı sıcak
Soğuğu yok
Bir bitim bile yok dedi çocuk
Arkadaşları etti hediye
Yaş aşağısı yukarısı yedi
Ve anacığından dayak yedi
Çinko kazanın altına yakıldı ateş
Ortalık yerde çinko leğen
İçinde ayaküstü çırpı çocuk çıplak
Küllü arap sabunu
Ve kapkaynar su
Kafatasını kazıyan dişli tarak
Acıması yok
Bir bitim bile yok dedi çocuk
Gazyağı oldu parfümü
Yaş aşağısı üstü yedi
Akşamı gaz ışığında ders çalıştı
Bir biti var idi hediye
Anacığı ellinden aldı
Af yok

TATLI DİL

Sıkıldım
Sıkılaştırıcı kaynaktan içtim
Cemi cemali nurdan
Tek seferde
Sıyrıldım
Şiir yaşı sıfır yalnızlıklardan
Güneş ölünce gör sen beni
Düş yakasına düşünce güneş
Vasiyetim haysiyetimdir
Tek nefeste
Sıyrıldım
Gül kokunu içince canım
Kaçıncı sunu bitmez umu
Güneşi balçıkla sıvadıklarında gör beni
Onursal tavır düşünce kalbe
Kaç kalibrelik bir patlamadır
Düşüveren ocağın ortasına
Buz gibi rüzgarla palazlanan
Tek nesilde
Savruldum
Sihir sistemi buğulandıkça
Şiir yaşı sıfır yalnızlıklara
Çırpı bacaklı kirpi saçlı çocukla
Usulca çık dışarı
Tek başıma
Sıkıldım.

USULCA DIŞARI ÇIK

Bermuda şeytan üçgeni yalanı
Ve ütopya
Kaç yılımı çaldı
Geriye kaç yılım kaldı
Kör şeytanından bulası bermuda
Ve ütopiya
Kaç ülke kaldı
Geriye kaç yalan
Akıl yaşımda kırkbir
Kırkbir artı sonsuz artık bir masal
Kırkbir artı kırkbir zor
Geriye zavallı bir yalım kaldı
Salım kaç kişiyle acaba
Geriye sayım başladı
Gözlerimi kör eden ışık
Ve güneş
Uçsuz bucaksız deniz
Kapkara
Bilginin eteklerinde bir çocuk
Ve zamansız ölüm
Sihrini sayısız hikayeye sakladı
Bu safdışı bir neslin gücü
Şeytanı boğazladı
Ve ütopya
Kırkbir kere maşallah
Aşk türküsü söyleyerek yaşadı
Ve bilgelik.

KIRKBİR ARTI KIKBİR ZOR-1-



KIRKBİR ARTI KIKBİR ZOR-1-

GÜLÜN ADI YOK DİYE

Çatısı tutuşmuş bir beden
Kalbi kor alevi
Kornalar çalıyor kıvılcımlarla
Sema sessiz ve bir o kadar ıssız
Soğuk soğuk çiseliyor zaman
Güneş kırıklarıyla hesaplaşıyorum
Harbi kör ademi
Doğusu batısı bir beden
Zurnalar halaylarla çıldırıyor
Sema sessiz ve bir o kadar eşsiz
Soluk soluk yitiyor derman
Ufka yayılan çizgiyle oyalanıyorum
Hangi gül elimi
Dikeni yaprağı bir beden
Vazolar çatlıyor kuruntuyla
Sema sessiz ve bir o kadar arsız
Sıcak sıcak dökülüyor
Kemençeler horonlarla çıldırıyor
Kuzeyi güneyi bir beden
Gönül kırıklıklarıyla hesaplaşıyorum
Kalbim kor alevi
Çatısı tutuşmuş bir beden
Allahtan temeli sağlam.

ŞAHİN PENÇESİ

Bir umut çılgınlığıdır
Salıma dilenci
Şahin bakışlı geceler kör
Kömür gibi baykuş misali
Gür sellere kapıldı bilincim
Hangi limansa dilsizce yaklaşılan
Sağırım o geceden sonra
İnmeyeceğim inme sende dur
Şansıma yalancı güneşler
Donmak yine buz gibi gecelerde
Sal dilencim karuni yosma
Kör geceler de şahin bakışlı
Bu çılgınlığa yürek mi dayanır
Gürsellere kapıldı kanım
Karadeniz alı al moru mor
Kanım dondu taş gibi ağır
Hangi limandı inilen bilemedim
Şahin pençesi yakama yapıştı
İn desende vallahi inmeyeceğim

ALT ÜST OLUNCA SEVDA

Alt alta yazıp topla duygularını
Nereye aitsin anla
Sevdikçe huzursuz
Sevildikçe huysuz
Gömdüklerini düşün kelimelere
Ve nereye aitsen oraya
Uçurumu çek içine yankılarla
Sırlarını haykır üst üste dağlara
Ölümle tanışacaksın hikayenin sonunda
İhtiyarlamayı en çok istediğini gör
İçin için sızar içine korkusu
Mumyalar saracak çepeçevre adını
Boyun eğiş yok asla
Ne pahasına olursa olsun sela
Bir avuç dost duası gata
Üst üste koyup sakla duygularını
Kime aitsin anla
Sevdikçe huysuz
Sevildikçe huzursuz
Gömdüklerini düşün mezara
Ve nereye aitsen oraya
Uçurumu çek üstüne yankılarla
Sırlarını dök mışıl mışıl uykulara
Hikayenin sonu ölümle tanışma

KEYFE KEDER

Keyifle somurttum ıssızlığına
Ara sokakların
Ne nemin
Boylu boyuna sonbahar
Islak bir halı yeşilimsi sarı sokaklar
Ve ıslatan
Gözlerim yaşlı
Keyifle seyirttim onsuzluğa
Ara sokaklar benim
Ben sonbahar
Kaç yazı birlikte eritecekken kır güneşi
Sessizce öldüm
Yazlar dolsa hayatıma
Yazılar dosyalasam dosyalarca
Ve neden
Düşlerim yaslı boyuna
Islak bir hane yeşilimsi sarı sokaklarda
Ve yalnız
Gözleri yaşlı
Keyifle sarıldım boynuna
Ara sokaklar sensiz
Ben sonbahar…

ÇİLLİ HOROZ

Çilehane çilekeşiyim
Çilek tadında dudaklarında üşüyen
Kızılımsı rüzgarla öpüşen
Pencere dibine gölgeyim
Hapsolmuşum yalnızlığıma
Dayanamayacağımı bile bile nara
Çilehane çilesiyim
Çiselemişsin ağrıyan duygularıma
Çiçek gibi ömürsüz
İpek gibi yumuşak
Gönüller gönülsüzüyüm gariplere
Göndere çekilmiş bayrak gibi
Süt gibi ovayla süzüşen bulut
Ayaklarıma kapanır gece
Hapsolmuşum yalnızlığıma
Secde edercesine yaradanıma
Ama toprak ama su ama ateş gibi
Çilehane tövbekarıyım
Çilehane çilekarıyım
Çilek kırmızı dudaklarla öpüşen
Üşüyen rüzgarla sevişen
Cumba içine saksıyım
Hapsolmuşum yalnızlığıma
Güneşi içtikçe çileren menevşe
Kelebek gibi ömürsüz
Pamuk gibi yumuşak
Çilehane çilekeşiyim

KUZEYDOĞUDAN BATAR GÜNEŞ

Kozmopolit tanıklığıdır
Kozmoz uzarken usuma
Kozmonotun ayak sesleridir
Çöken bir imparatorluktan kalan
Kuzey doğudanım
Matemler yaşıyorum dünya uyurken
Kuklalar cehenneminde
Özgürlük heykelidir
Sicimlerin ucunda salınan
Öpüldükçe büyüyen umuttur
Cennete köprü
Kozmoz azarken usulünce
Kozmopolit sanıklığıdır
Çöken bir imparatorluktan kanal
Kuzeydoğudanım
Sitemler yolluyorum dünya sarhoşken
Kuklaları cehennemine
Özgürlük heykelidir
İdam sehpasında sallanan
Defnedildikçe umuttur doğan
Cellatlara rağmen
Cennete sırat

KİBRİT ALEVİ

Delibaşım isyanlarda
Binlerce kavga harabı yüreğim
Karanlık basmış geceyi
Açık ağızlarda ıssız kelimeler
Bozguna uğramış ordu neferi
Yüz kızartıcı sabahlara
Silah zoru uyanışlar
Yılgınım çok uzak topraklarda
Artık yol ayrımı çanları gülümsüyor
Delibaşım dellenmelerde
Binlerce kavga hesabı yarım
Karanlık sarmış günü
Aşık yüzlerde arsız kelimeler
Bozguna uğramış oldu seferi
Yüz kızartıcı akşamlara
Silah zoru yatışlar
Bıkkınım çok ırak topraklarda
Artık çanlar kimin için gülümsüyor
Delibaşım belli değil

PERA DA AŞK

Millet aşkının çocuğu merhaba
Tramvay sahanlığında
Pera da
Tutunurken mor parmaklar yarına
Ve kıvılcımlar saçarken
Parıldak çelik
Su yürüdü toprağa
Boy verdi aşk
Pano da
Anadolu sahanlığında
Millet aşkının çocuğu doğdu
Tutunurken gür saçlar rüzgara
Ve yıldırımlar yaratırken
Parıldak sarı
Su yürüdü toprağa
Boy verdi hürriyet
Pekala
Millet aşkının çocuğu merhaba

BIÇAK UCU

Akordeonlar ağladı
Fotoğraf kareleri gülüşürken
Çiçek çiçek yüzlerde
Aynı ağır aksak şarkı
Karbeyazı
Sıcacık yüreklerde
Azgın sancı
Kırkımdan sonra
Aralık kapıdan el salladın
Dokuz doğurdu dünyam
Kaydı toprak altımdan
Zencefil kokulu
Bir avuç doğulu
Bir batımda buluştu
Romen rakamıyla yazılı alına
Alınlarda senesi
Ben sene hala yanarken
Akordiyonlar üşüdü

ŞÜKÜR ANI

Düğün çorbası gelin duvağı
Düğüm çözüldü
Duvar
Vardı bir duvar yıkıldı
Yakıldı kınası
Anası babası şürekası
Şükrettim sana
Di yar
Vardı bir yar başka bir diyarda
Zinhar
Unutmam unutmadı
Dil yarası aklın günahı
Gönül acım senin
Ömür
Bir ömür vardı verilesi
Verdim gitti
Duyar
Duyar da birgün çağlarsan
Tuna boyları benim
Boylarım sonsuzluğu
Suna boylum
Düğün çorbası yoktu gelinin de duvağı
Gözüm seyirdi
Damar
Vardı bir damar çatladı
Yapıldı duası
Allahın emri peygamberin kavli
Şükrettim sana


çile çöle dair...
Çilek tarlası çilerdi
Çilem bitmez
Çile
Çeldi aklımı sıla
Sıraya durdum kararınca
Karınca kaderince
Karalar bağlar anam
Çöle
Çölde saklıydı vaha
Sarıya çalar bukleleri
Sarınca serilince
Yer elması
Sile sile parlattım
Alaaddinin lambasını
Yandı aklımdaki sırra
Safa durdum aydınlanınca
Kaderimin cilvesi
Beyazlar bağla anam
Göle
Göle çaldıydım maya
Tutmadı körolası

BEYNENMİNEL

Domuzburun minübüsler vardı eskiden
Motor kapağı kıç yakan
Balık istifi insan
Parsellerden şehre
Kör sabahlarda
Kar palazı
Aman yaman mı yaman
Bir çelimsiz çocuk vardı eskiden
Arnavutun lokantasında ısınan
Pabucunu yıkayan cami avlusunda
Alt geçitte dolanan (yeraltı çarşısı)
Bedeni büyüdükçe kendi küçülen
Hapis kalan
Jeneriği akan hayatta
Adı en sona yazılan
Domuzburun minübüsler vardı eskiden
Motor kapağı kıç yakan
Camları cambaz süsü
Arabesk ezgilere zorlayan
Acıları içti çelimsiz çocuk
Balık istifi kızan
Parsellerden kente
Kör ayazlarda
Gözleri açılan

OKUL YOLU

Kitap oku
Oku delsin yüreciğini ekinin
Gül yapraklı (dudakları) kurut arasında
Sarı başak renkli saç tellerini
Çocuklarıma saklı
Akla beyninin karasını
Sular serpilsin yüreciğine
Kirpiklerine süreyim kendimi
Kendin olacaksın oku
Kitaplarca
Ve büyüdüğün gün
O günü anacaksın okkayla
İncecik bir anlatının ilk sayfasında
Kendini bulduğunu sandığın
Sayrılardan sıyrılıp
Kitap oku
Diyeni arayacaksın okul okul
Kul değil ki söyleyen
Emreden o ‘ Rabbin adıyla oku ‘
Gül dudakları düşerken sonsuzluk döşeğime
Çam ağaçları hışırdarken aklıma
Kulağım sende
Oku kitapsızına
Canına okudumun dünyası
Okudu canıma

PİS ŞİİR

Oku bokunu ödemez bi hayat
Heyhat sukara gelesice
Tarı pak günlere gebe
Yıkan yıkan hep kan
Öbek öbek yalan
Kandırmaca
Ödü bokuna karışan bi ödlek
Heyhat foseptiklere düşecise
Elinde yapma tabanca
Dolma mermi
Yedi altmış beş
Ayakkabısının altı yırtık Fırat
Denkledin adını göğe evelallah
Götü boklu aklı zifti bir hırta
Hartamalara giresice
Tanrı versin cezasını ite
Utan utan hep kan
Öbek öbek aynı vallah
Gerçekten
Oku bokunu ödemez bi hayat
Ödü bokuna karışan bi ödlek yarattı
Heyhat bir cana daha
Adı Fırat soyadı dik mi dink
Dengine geldi azrailin...