SAYI VE RAKAMLA LİTRESİ 100'LÜK, FÜZEMSİ KAZIK...
Dingin denkliğin reel sayısıdır 100 veya durgun dengesizliğin rakamıdır. Yani rakam ile sayı içiçe ama ayrı ayrı şeylerdir. Anlaşılması da zordur. Semboldür rakamlar, sayıları yazmaya. Yani rakamlar, sayıları ve miktarı gösteren temel evrensel işaretlerdir. Dilden dile dile pek değişmeyen 10 işarettir topu topu. Bu 10 işaret yani rakamlar tek başına veya yan yana getirilerek çoğunluğu veya miktarı belirler. Özelde veya genelde her rakam sayısal sonsuzluğu sorgular. Ancak her sayı salt bir rakam, her rakam salt sayı çokluğu sağlamaz bazen. Her zaman saygınlık da kazandırmaz. Çünkü itibar zedelenir sayı ve rakkamlar çok zorlanırsa. Tıpkı 'sayı ve rakamla litresi 100'lük, füzemsi kazık' taşyağı gibi...
Tuttuğu taşın yağını çıkaramayanlar, gün olur kızağa çekilir. Statik sayı ve rakamlara çok güvenenler de gün gelir yenilir. Sayı ve rakkamların diliyle sürekli oynayanlar bile devir değişir devran döner milletin artan kızgınlığıyla başedemezler. Rakkamla ve sayıyla etiketleri tutuşturan her yeni denkleme ve yeni düzenleme dengeyi sarsar ve yörünge kayar...
Aslında denge epeydir sarsıldı ve yörünge de kayık. Ancak etrafa salınan korkudan veya eşrafa verilen fiyat indirin komutundan dolayı bu konulara zumlayan, periyodik zamlara saran yok. Siyonist sarmal işte bu deyip susanların rakamsal oranı da ağır bastığından, sayısal dengesizliğe rakkamsal budamaya dokunduran yok. Ancak dünyanın en baba ekonomistleri bile bizimkisi dahil rakkamla 100 yıl düşünse sayı ile 1 kerreliğine bile aklına getirmez, taşyağın 1 litresini 100'e veya 100'den fazlaya denkleneceğini...
Henüz gidişi tescillenmemiş ama gidici, kendinden güdümlü yüksek rakımlı tepe icadı mali-mum icraat ve indirim+bindirimlerle 100'lendi gitti taşyağı. Bakalım sıkça sulta eteğine 100 sürenler, litresi bir 100'lüğü geçmiş taşyağının egzoztik izini sürer mi? Sürmezler elbet...
Çünkü bir aralar övünçle 100book duvarına methiyeler düzen salvocular, dinsiz imansız galata bankerlerine tapınan saraycı yüzgeçler, dinine imanına çarkına n'olcak bir kerelikten, bundan ne çıkar narası atan saray çıkması yüzler, şahsi hususi deposuna her defasında 100 liralık koyduran sokma akıllı yüzsüzler, işin içinden çıkamıyorlar gayrı. Zamanında yanlışa doğruya kayıp, maluma ayıp masuma hak sayıp tafralanan her kim varsa şimdilerde üç maymun. Hey ki hey 100 de 100 maymunlar cenneti makakları. Be hey makamzadeler, taşyağı fiyatı sayı ve rakkamla 100 lirayı geçmiş, bunlar rakka rukka yerel raksa tutunurlar...
Oysa nesli şahaneler gömütlüğüne gömülünce tabut, neylesin mabut. Şimdilik lafı kursağında kalan mahmut neslinin 100 akları, 100 de 100 haklar bir bir haklandıkça halk da kalmaz. Haklı sosyal hesaplar da sırayla heklenir. Bir süre hesaplı kitaplı bir suskunluk yeğlenir. Sonra çalar düdük, toplumda 100 de 100, yüzdük yüzdük derisi yüzülenler kuyruğuna geldik faslı başlar. Haydi bir kez daha dost düşman başına bu aymazlık. Dünyanın bütün halkları duysun, şarkın 'ya Allah bismill...' kurnazlığını, uyansın...
On yıllardır kurnalardan akıtılan zehir hep aynı zehir. Bu mazlum millet geçen 100 yılda, malum zihniyet yüzünden kuyruklarda mezalime uğradı yalanı. Yokluktan çok çekti martavalı. Zahir zevat bir daha çekmesin diye litresi 100'lük patriyot füzesi manipülasyon rampasında. Pompalar şimdilik 100 mum dikti kale içi şamdanlara. Yarınlar meçhul...
Yazık ki yazık füzemsi kazıklarla artık litresi 100'lük taşyağının. Bu patriyotik 100'lüğün savunulacak yanı yok. Savurgan mim koyucular yeterince yüzsüz olunca yetişmedi sondaj. Ham hamalak dolu variller. Tek bir suçlu varsa rafineri fareleri. Ondan sebep sayısal ve rakkamsal fire. Durum buyken buyrukçu mihmandarlar hala minare yakılmış mihrap yerinde avantacılığı peşinde. Peştemalı yırtıkların 100'ü 100 yerde, yüzüstü bırakılan sürülerde sağmal¹ koyun...
Şimdiki zamanın fluorecent neslini 100 de 100 ile çarpan, bu 100'lük ampul zammı zümresi lafta batan vatan savunması. Dört tarafa kurulan oynak rampalar ve kıvrak pompalar bu 100'lük fiyatla, 100 de 100 her etiketi peşinen etkiler. Hatta litresi 100'lük aldığıyla yetinmez, kalibresi düşük 200'lükten daha çok liralar çarpar. Bu kadar yüzsüzlük yeter, darası hortumu uzun istasyonlar başına...
Başka isimleri de var ama istasyon denilen enerji zincirinin son halkası. Litresi 100'lük akaryakıtı ve kokaryakıtı tüketiciyle buluşturan nihai merci. Bir kısmında elektrik de devrede. Litresi 100'lükten büyük rızık sağlayanlar ile iki dünyalık varlık kazananların bütün istasyonlar. Resmiyette rakkam ve sayıyla 100×130 kadar. Her sektördeki kayıt dışılığın olabilirliği gözetilince, yeni istasyon hesaplaması sayı ve rakamla minimum 100×140 dolayında. Bu füzemsi kazık rampaları ile nazik pompaların konuşlandığı istasyonlara, litresi 100'lükleri dağıtan yerli ve milli veya çokuluslu firmaların sayısı 100'ün üzerinde. Hatta yenileriyle birlikte 200'den rakkam çalıyor sektöryel dinamik...
Çıkarına dokunulduğunda dinamit gibi patlayabilen yüzlük, binlik, onbinlik bir sektör bu. Toptancı akılla irdelendiğinde durum bazı ekonomistlere normal gelebilir. Bize anornal. Bu dağıtımcı sektör ile paydaşı, satıcı onbinlerin ticari kaybı sübvanse edilebilir. Ediliyor da. Ancak geceyarısı operasyonlarıyla, çok kısa zamana sığdırılan enerji güncellemeleriyle bir 100'lüğü geçen taşyağı mağduru on milyonların zararını kim karşılayacak. Hiç kimse. Yani pek yakında geçim-seçim daha da zorlaşacak. Hemen her yerde...
Hele de El heykelli Ada'da. Denkliği bozanlara çanak tutanlar kale içinden itibaren sayı ve rakkamla kendine gelmeli. Gelmedikçe, ne yazık ki füzemsi kazıklar durmaz. Durgun suda balık arayan litresi 100'lük, sabit fiyatta kalmaz...
Evet Ada küçük. Kuş kadar ama yaklaşık sayı ve rakamlarla yaklaşık 80.000 civarında, minimum üç kişilik yerleşik ailesi var. Ayrıca boş, zamanla daha dolacak ciddi bir bina stoğu da var. Mevcut nüfusun sayı ve rakkamlarla 2, 3 ve 4 tekerli yaklaşık 150.000 araç parkuru var. Bu hususi rezerv yaz aylarında, yazlıkçı ve turistlerle neredeyse 100 de 100 artıyor. Ayrıca bu sayı ve rakamlara ticarette ve tarımda kullanılan litresi 100'lük ihtiyacı olan tekerlekli veya paletli küçük büyük araçlar dahil değil. Yıl ortalaması yıldan yıla katlanan bu araçsal sayı ve rakkama hizmet veren yerel istasyon sayısı ise görünürde yaklaşık 25-30 civarında. Tabi etkili ve yetkili kurumlar bu istatistiki sayı ve rakamların en doğrusunu bilir. Bilmelidir de...
Çünkü litresi 100'e hatta 100'ü geçen fiyata, depolara taşyağı pompalayan sektör, kuş kadar ada da bile büyük bir hacme sahip. Ciddi bir potansiyele sahip. Akıl almaz bir boyut. Dijital hesap makinelerine sığmaz sayısal ve rakamsal bir büyüklük...
Büyük bir yarımada olan ülke ele alındığında her cinsten 100×350.000 araç varlığı söz konusu. Bunların kullandığı akar, kokar ve ceryan yakıtını istatiksiyenler hesaplasın. Bu hesaba yatı, botu, feribotu, takası, tankeri, mavnası, gemisi dahil değil onlar da eklensin...
Ayrıca şimdilik 1 litresi bir 100'lük olan taşyağına bindirilmiş vergi yükünü de vergi koyucular tekrar ayarlasın. Çünkü salt özel tüketim diye bütçeye koyulan sayı ve rakamla 1.000.000.000.000 lira, kayıplarla daha da fazla. Taşyağı ve diğer enerji materyallerinde fiyat artışını önlemek için lafta fedakarlık ve dönemsel eşel mobil babında 100 de 40 resmen birilerinin cebine gitmiş. Bunun adı büyük sermaye adına tekelci tahsildarlıktır. Hatta zar zor 100 de 30 vergi toplayıp 100 de 10 fazlasıyla hazineden aktarım, bankerlere güvenerek yapılan bonkörlüktür.
Yani taşyağının litresi bir 100'lük olduğundan değil müzmin başağrısı. Olsun ama devlet kazansın. Bir açığını kapatsın. Ama kazın ayağı öyle değil. Sektörün cilalı görüntüsü kazınınca altından çıkan akla ziyan gerçeklik. Dünyanın sayılı ekonomistlerini hatta bizimkisini bile şaşırtacak boyutta, sayı ve rakamla topyekun yenilen 100 de 100 füzemsi kazık...
Bu saatten sonra dünyanın en saygın, sayılı ekonomistleri hatta bizimkisi bile 100 yıl düşünse, 100 yıllık kazanımların bir kaç yılda el değiştirebilirliğine katkısı olacak bu denli hassas dengeli yöntem bulamaz. Bulsa bile şartlara özgü sürekliliğini geliştiremez. O yüzden bu milleti bu hale düşürüp, her fırsatta baştan sona haklı çıkanlara bravo.
Bravo dingin denkliğin reel sayısı 100'ü, durgun dengesizliğin değişmez rakamı yapanlara. Bravo susanlara ve susturanlara. Ayrıca sayı ve rakamla taşyağı litresi 100'lük olmuş, fiyatı füzemsi kazık olmuş kime ne. Bana ne. Sanki 2 ve 2'den çok tekerlekli, dört ve fazlası çekerli taşıtım var. Evet 100 de 100 yok...
Yok, ayrıca sayı ve rakamla litresi 100'lük taşyağı içilmez ki. Vardı da içtik mi?diyebilelim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder