6 Aralık 2017 Çarşamba

DEVAM

 
Ana Sayfa > SİYASET

MÜCADELEYE DEVAM
29 Eylül 2017
Mücadeleye devam. Dünya tahammül sınırlarını zorladıkça, memlekette orman kanunları güncellendikçe en yüksek perde mücadeleye devam gerekir. Devam. Çünkü mücadeleyi miras almışlar zamanı gelince oyunun kuralları çerçevesinde en yüksek perdeden mücadeleyi elbette yükselteceklerdir. Mücadeleye devam…
0
Fontu Büyült Fontu Küçült100%
MÜCADELEYE DEVAM 

Mücadeleye devam. Dünya tahammül sınırlarını zorladıkça, memlekette orman kanunları güncellendikçe en yüksek perde mücadeleye devam gerekir. Devam…

Devam gerekir çünkü meydan boş zannedilince, hâkim ve hüküm sağlamasıyla solda üstünlük elde etme çabası ve girişimleri kamuoyunda epeyce saygınlık kaybettiriyor. Böylece bilinçaltını baskıyı alan tutkular siyasal yaşama da doğrudan etki ediyor. Ve tabanlı tabansız abartıları tetikliyor. Ne yazık ki yerelde mevcut durum bu.

İşte bu yüzden ileri düzeyde ve toplumsal ölçekte siyaset dizaynı gittikçe zorlaşıyor. Kişisel çıkarlar üzerinden yürütülen siyasetle aidiyet hissi zedeleniyor. Birbirine kaşla göz arası madik atanların yarattığı çapraşık süreçler el yakıyor. Eylemselliğin çok uzağında statik yapılar biçimleniyor. Biteviye biçimlendiriliyor.

Tüm bu yanlışlara ve yanılgılara karşı çıkıp, oluşan böylesi gelişim bozukluğunu değiştirmek ve vazgeçilmez idenin karakteristik özelliklerini toplum katmanlarına yaymak gerekir. Onun için mücadeleye devam. Gittikçe tahammül sınırlarını zorlayan yasakçı, korumacı ve kovmacı zihniyete karşı duruşla en sol perdeden mücadeleye devam. Yılmadan usanmadan en rasyonel düzeyde mücadeleye devam gerekir…

Bu mücadele sürecinde hiç de özel olmayan, sözde duygusal zekâ ve hiç beceri gerektirmeyen şartlı komplekslilere, kompliman sırasına girenler ve yanlayanlarla yol ayrımı şarttır. Ve bu süreç kapıda. Ve de başlayan bu mücadele sürecinin hassasiyetine gölge düşürmemek de şarttır. Kavgacı bir tavrı yerli yerinde kullanarak cesur bir duruş gerekir. Zayıf ile değil güçlü ile kapışma günlerinin yakınlaştığını da gözetmek gerekir. Bu mücadele platformu öznel koşulları içinde renklenmelidir ve renklendirilebilir.

Yani bugünlerde gelişen atmosfere koşut ve önyargılardan arınmış bir ide ve eda ile mücadele şarttır. Öyle ki şikâyetçi, direktifçi, dikteci, zaaf ve gaf sınırında dolaşan tek merkezli akıntının önü de bir an önce kesilmelidir. Onun için de keskin söylemlerle kemikleşen tarafları ayni paydada buluşturarak, dönemin gereği alternatif yaklaşımlarla mavi ile buluşturmak şarttır. Çünkü yeryüzü açık hapishanesinde gökyüzü herkesindir.

Ön ve yön kestirmeci düz mantıkla tüm bağları çözen, özgüvenli bağlılığı yok eden sabit bir noktaya eklenme ve kitlenme uğraşısı asla bir yazgı değildir. Bu yazgıyı tescillemek de ayıptır. O yüzden yarınlarda aynı kötü yazgıyı yaşamamak ve hezimet görmemek için mücadeleye devam gerekir. Her haliyle otoriter bir yapıyı sistemleştiren, despotizmden beslenen mevcut kof modeli ret etmek gerekir.

İşte bu yüzden tarihsel kökü derinlerde devrimci bir duruşla mücadeleye devam gerekir. Klişe kalıplarla dayatılmaya çalışılan portre cambazlığı ve imaj cilası söyleyecek sözü olanları hiç etkilemez. Etkilememelidir.  Etkilerse eğer nedeni baştan belli bu dar kadrocu zihniyete bu günden yarına mücadele üst seviyede devam edecektir.

Çünkü mücadeleyi miras almışlar zamanı gelince oyunun kuralları çerçevesinde en yüksek perdeden mücadeleyi elbette yükselteceklerdir. Mücadeleye devam…

İLÇE BAŞKANLIĞINA ADAYIM…

 
Ana Sayfa > SİYASET

EVET, İLÇE BAŞKANLIĞINA ADAYIM…
Flaş Haber
13 Ekim 2017
Evet, Esenler ’de CHP İlçe Başkanlığına söylendiği biçimiyle “solun adayı” olarak aday oldum. Ama solun da solunun adayı olduğumu biliyorum…
1
Fontu Büyült Fontu Küçült100%
EVET, İLÇE BAŞKANLIĞINA ADAYIM…
 
Evet, Esenler ’de CHP İlçe Başkanlığına söylendiği biçimiyle “solun adayı” olarak aday oldum. Ama solun da solunun adayı olduğumu biliyorum…
 
Cumhuriyet Halk Partisi Esenler İlçe Başkanlığına aday oldum çünkü özellikle son günlerde iyice sarsılan parti içi güvenin ve yitirilen saygının yeniden tesisi gerekiyor. Bu karşılıklı keskinleşen tarafların halledebileceği bir iş olmaktan çıktı ve de zorlaştı. Hak, hukuk, adalet, demokrasi, özgürlük, barış ve partide emek öncelikli yükselme esası hep hiçe sayıldı. Sadece bunları gerçekleştirmek, gerçekleşmesine çalışmak için aday olmuş olsam bile yetmez mi?
 
Kim ne derse desin önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek kongrede, ilçe başkanlığı için en güçlü aday benim. Çünkü CHP’ye yıllarımı verdim. Birileri gibi tepeden inme politikacılardan olmadık bir ömür politika ile geçti diyebilirim. Ve her zaman sade bir üyesi olmaktan bile gurur duyduğum partimde artık daha fazla görev yüklenme zamanımın geldiği inancındayım. Asla tükenmeyen bu inançla örgütümün ve saygıdeğer delegelerimizin onayıyla yönetsel eylemliliğe daha yoğun zaman ayıracağımı, partime çok daha fazla yararlı hizmetlerde bulunacağımı düşündüğüm için adayım. Eğer en ufak bir tereddüdüm olsa çıkmam bu yola. Ayrıca mevcut yönetimi de zamanında çok iddialı gelişine rağmen yeterince başarılı bulmuyorum. Neden daha iyisi olmasın ki? Ve toptan yıprandıklarını görüyorum. Artık böyle gitmez. Eski yapıyla devam yenilgileri tekrarlamak, seçimleri baştan kaybetmek olur. O yüzden yeni bir ses yeni bir nefes gerek diyerek başkanlığa aday oldum. 
 
Çünkü artık partinin Esenler’de solun solu bir anlayışla yenilenme zamanı gelmiştir…
 
Özellikle ülkemizin içerisinde bulunduğu zor koşullar hepimizin malumu. Bu zor koşullarda ülkemizi aydınlık yarınlara çıkartabilmek için partimiz ve partililerimizin her zamankinden daha çok çalışmaya, sevgiye, beraberliğe ve sağduyuya ihtiyacı var. Elbette Esenler zor bir ilçe. Memleketin de sol siyaset adına en zor yeri. O nedenle kimsenin diğerini ötekileştirmeyi kendinde hak görmesi doğru değil. Ve çıkış yolu da bu değil. Asıl olan el ele vererek, sır sırta dayanışarak her zamankinden daha çok çalışma gerekliliğidir. Maalesef bu her defasında siyasal çıkarlar doğrultusunda es geçiliyor.
 
Günden güne rasyonel irade de kaybedilmiş durumda. İşte o nedenle bu günden itibaren kadrosal bir devinim şart. Ve kongre sürecine kadar ve kongrede herkesin üzerinde ciddi ciddi düşünmesi ve özeleştiri yapması gereken konular var. Kırgınlık ve ayrılıkların giderilmesi, ayrılıkların önlenmesi ancak yenilenen ve nitelikli bir yönetsel yapıyla olasıdır. Sırf bu yüzden bile olsa adayım.
 
Ne yazık ki epeydir kamuoyunda söylenegelen iyice ivme kaybeden partimi yüceltmek ve hak ettiği mertebeye çıkarmak için adayım. Başta parti içi demokrasi gönüllüsü olarak ve geriye giden memlekette demokratik, laik ve hukukun üstünlüğüne dayanan sosyal bir devletin varlığını hepten kaybetmemek için kollarımı sıvadım. Çünkü başka çare yok. Evlatlarımızın yarını için siyasal öncülerimizin dediği gibi çizmelerimi giydim. Parti programı ve tüzüğümüz çerçevesinde geniş projeksiyonu ve hedefleri olan, sol değerlerle yoğrulmuş, sürekli eylemselliğe inanan birisiyim. Elli yıllık bir Esenlerli olarak biliyorum ki doğru eylem ve doğru kıdem doğrultusunda parti tabanımız halkla buluşacaktır.
 
Bu geç kalmış buluşmada elbette genç kadrolara ve kadınlara gereksinim hat safhada. Maalesef onların yıllarca yok sayılmışlığının faturası seçimlerde alınan oylarla sabittir. Bu yüzden hepimizin bir adım önünde ilerleyen gençlerimizin ve özverili kadınlarımızın hak ettikleri biçimde siyasete kazandırılması şarttır. Sırf bu yüzden bile olsa aday oldum.
 
Ayrıca başarının anahtarı olan siyasi birikim, dürüst yönetim, hoşgörü, samimiyet, emek, yerele özgü disiplin, strateji, temiz bir geçmiş ve kimseyi kimseden ayırmayan bir yönetim mekanizması oluşturmak için aday oldum. Çünkü Esenler’de son yıllarda parti içi güven iyi yönetememek yüzünden hepten sarsılmıştır. Hoşgörünün yerini birbirine hor bakmalar almıştır. Ve saygı resmen yok edilmiştir. Saygınlık yıpratılmıştır. Her kaybedilen vazgeçilmez değerin ve değerliliğin yeniden tesisi için birilerinin çok ama çok çalışması gerekiyor. İşte kendinde bu gücü görenlerle yola çıktım. Aday oldum. Eminim süreç ilerledikçe kortejimiz daha da güçlenecektir. Ve o nedenle de en güçlü aday benim.
 
Çünkü her daim olduğu gibi kazanıp da kaybedenler kulübünde yer almayacaklarla Esenler’de özlemle beklenen bir sol çıkışı gerçekleştireceğimize yürekten inanıyorum. Bu kez bir ilk yaşanacak ve asla güdümlü ve kumandalı değil ama uyumlu ve dirençli bir siyaseti egemen kılmak gerçekleşecek. İşte sadece bunun için adayım. Şahsi çıkarları değil, toplum çıkarlarını düşünerek artan ve biriken sorunlara çözüm önerileri sunmak ve çözmek için aday oldum. Dünü iyi okuyup geleceğe umutla bakmak için, umudu yarınlara taşımak için adayım. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, birleştirici ve bütünleyici olarak, emperyalizme, vahşi kapitalizme, faşizme ve her türden gericiliğe karşı hep beraber bir arada mücadele platformları kurmak için aday oldum.
 
Tek hedefim öncelikle partimin yerelde ve genelde iktidar olmasıdır. Solun solu bir anlayışın halkla birlikte neler yaptığına ve yapacağına tarih kanıttır. Ve bu tarihsel gerçekliği kongremize sunmak üzere şimdiden çalışmalara başladık.  Kimse alınmasın ama tüm hazırlıklarımızı solun da solu temelinde yapıyoruz. Örgütümüz Esenler’de uzun zamandır beklediği ve unuttuğu bir kongreye şahit olacak. Ve biz değil CHP kazanacak.
 
Eğer biz kazanıp CHP kaybedecekse, kendi payıma böyle kazanma da istemiyorum…

ADAYIM VE DELEGEYE GÜVENİYORUM…

 
Ana Sayfa > SİYASET

ADAYIM VE DELEGEYE GÜVENİYORUM…
Flaş Haber
21 Ekim 2017
Muhalefette geçen uzun yıllardan sonra ilçe başkanlığına adayım. Adayım ve kim ne derse desin aldırmıyorum. Çünkü örgütüme ve delegelerimize güveniyorum…
4
Fontu Büyült Fontu Küçült100%
ADAYIM VE DELEGEYE GÜVENİYORUM…
 
Muhalefette geçen uzun yıllardan sonra ilçe başkanlığına adayım. Adayım ve kim ne derse desin aldırmıyorum. Çünkü örgütüme ve delegelerimize güveniyorum…
 
Bu parti içinde geçen otuz yılların deneyimiyle biliyorum ki; bir sosyal demokrat partinin temel dayanağı örgütü ve örgütlülüğüdür. Bu hiyerarşi üye, delege ve yönetici üçgeninde hayat bulur. Bu buluşma da temel etken ise yerelde ve genelde itibar görmek, seçimleri kazanmak, yerel ve genel idarede söz sahibi olabilmektir.  Bu bağlamda yeri ve zamanı geldiğinde yönetici olmak isteyenler çıkarlar ve kendisine en etkin rol biçilenlere, yani üyelere, delegelere tek tek seslenirler. Ancak her defasında boşa gider. Gider çünkü önceden sözler verilmiş, iş tepeden bağlanmıştır.
 
İşte bu kez öyle olmayacağını görüyorum…
 
Çünkü çağdaş demokratik sol siyasetin ve ana siyasal kuruluşunun emekçileri, üyeleri ve delegelerimiz bu kez çoğulcu katılımcı demokrasi değerlerini gözeterek gerektiği gibi davranacaklar. Adaletin vazgeçmez savunucuları olarak hak ve adalet gözetecekler. Gereğini yapacaklar.
 
Bu kez gücünü halktan alan bir siyasi inancın neferleri olarak, usanmadan yılmadan yıllardır her türlü hezimete karşın, bitmeyen mücadeleye destek verenler sol vuracaklar, değişimden yana tavır koyacaklar. Bu gittikçe daralan çemberde, siyasal yaşamda görev almayı onurlu bir toplum hizmeti saydıkları, siyasi görevleri özel çıkarların önünde tuttukları için özgürce taraf belirleyecekler.
 
Onlara, delegelerimize canı gönülden güveniyorum…
 
Nasıl ki; Özel yaşamlarında, işyerlerinde, işlerinde, üyesi oldukları STÖ’lerde, derneklerde, evde, sokakta, mahallede, evlerinde yani hemen hemen her yerde her ortamda sosyal demokrat ilkeler ve ideolojilerini korkusuzca savunuyorlar aynen o doğrultuda; bu kez asla korkmayanlara destek verecekler.
 
Şu fakir ilçede uzun yıllardır akçalı bir karşılık görmeksizin ve de iş aş beklemeksizin fedakârca, cefakârca, yılmaz yürekle durmaksızın çalışanlar onlar. Onlar seçimlerde içlerine sinse de, sinmese de öyle veya böyle belirlenmiş adaylara katkı sağlar ve oy verirler, verdirirler. Girilen her seçimin kazanılması için umut saçarak gece gündüz, yağmur çamur demeden, yemeden, içmeden çabalarlar. Üstelik insanüstü gayret gösterirler. Asla çalmaz, çırpmaz bütün yoksunluk ve yoksulluk içinde güzel yarınların kurulması için çırpınırlar. Partinin başarıları ile övünür, yapamadıkları için, yapılmayanlar için dövünürler. İşte o yüzden bu kez ciddi ciddi düşünerek seçecekler.
 
Tüm bunları yaşamış biri olarak ilçe başkanlığına resmen adayım ve bu nedenlerle de örgütüme ve delegelerimize güveniyorum…
 
Evet, onlar onay vermedikçe bu toplum asla gerisingeri yürütülemez, döndürülemez, biçimlendirilemez. Asla keyfe keder, kader kısmet yönetilemez. Yönetsel kadroların bırakın bir kısmını, hiçbiri yandaş ve paydaşlardan belirlenemez, mevkilere getirilemez, koltuklara oturtulamaz. 
 
Bu kez partinin yönetim kadrolarının sol, solun solunda kimliklerden oluşmasına aktif tavır koyacaklar ve parti içi bütünleşmeyi onlar gerçekleştirecekler. Elbette gerçekleştirirler, onlara gerçekten ve yürekten güveniyorum…
 
Onlar bu kez sorumluluk bilinciyle, başarılı, bilgili, birikimli, eğitimli, deneyimli, emekçi kadroların yolunun açılmasına izin verecekler. Umuyorum ki verdirmezlerse de verecekler. Verdirmeyeceklere de hadlerini bildirecekler... 
 
Bu kez yetenekli ve yeterli gördüklerinin önünde asla engel olmayacaklar. Partiyi bu kez doğru yönlendireceklerinden hiç kuşku duymayanlardanım.  Çünkü örgüt tabanındaki beklenti besbellidir, tamamıyla budur ve zamanı da gelmiştir. Başka çare yok bu kez doğru yönetecekleri seçecekler.
 
Ayrıca delegelerimizin tek amacı var sömürünün ve sömürgeciliğin önlenmesi. Yegâne istekleri budur. Tüm insanlığın özgürlüğü, demokrasi ve toplumsal barış beklentisi içinde kavrulurlar. Ve en son kendilerini düşünürler. Tüm hayatları bu değerleme üzerine kurgulanmıştır. Bunca katkı ölçütünde partinin de ülkenin de gerçek sahipleridirler. İşte bu yüzden gelenek ve yenileşme, değişim ve dönüşüm çerçevesinde geçmiş ile geleceği bütünleştireceklerdir. İşte bu nedenle onlara güveniyorum…
 
Ülkede demokrasinin kurumsallaşmasından başka hiç derdi olmayanlara, partide yeni bir yönetsel üst yapı kurulurken parti içi demokrasiyi çok görmek asla iyi niyetle açıklanamaz. Hızlı kalkınma ve hakça bölüşme üzerine kurumlanmış bir iktidara yolculuğun yerelden genele delegelerimizin tavrıyla belirleneceğini ve şekilleneceğini görüp, duyup, yok sayanlar çok yakında gerçekle yüzleşecekler.
 
Evet, parti içi seçimlerde örgüt güç ve ivme kazanır. Parti içi yarış parti içi barışı da gerçekleştirir. Yarınları aydınlatacak partiyi güçlendirecek delegelerimiz bu kez kavga ve kaos siyasetine prim tanımayacaklar. Buna güveniyorum. Bu kez çağdaş normlarda bir yaşam düzeyine ve düzenine kavuşabilmenin ve evrensel ilkelere sahip çıkabilmenin gereği önyargılı ve tutucu yaklaşımlara da takılmayacaklar. 
 
Bu kez sosyal demokrasiye yakışır ve yaraşır olgunlukta gerçekten özverili hizmet edecek kadroların uzun yıllar sonra bir küçücük fırsat yakalamalarına izin verecekler…
 
Ya tersi olursa tüm emekler boşa gider, enerjiler boşu boşuna harcanır, yetersizlik güncellenince de tabandan tavana en geniş yelpazede küskünlük başlar. Halkoyu bu küskünlüğü her defasında fark edince de seçimlerin birbirinden farkı kalmaz. Günler çabuk geçer, seçimler ezer geçer, başka seçimler gelir kapıya dayanır. Fark kalmayınca da fark kapanmaz. Ve hep ayni hüzünlü son ile karşılaşılır…
 
Ancak bu kez umuyorum ki, her şey çok farklı olacak. Güçlü ve keskin bir aday olarak buna yürekten inanıyor ve farkı görecek delegelerimize sonsuz derecede güveniyorum…

AKSU; PARTİDE VE SİYASETTE UZLAŞI

 
Ana Sayfa > SİYASET

​AKSU; PARTİDE VE SİYASETTE UZLAŞI ŞART…
Flaş Haber
01 Kasım 2017
CHP Esenler ilçe başkanı adayı Erdoğan Aksu açıklaması; “Parti her kongre ve kurultay süreçlerinde atomlarına ayrılıyor. Yıllardır durum böyle. Ama hiç birinde örgütün çekirdeği siyasetin bulanık atmosferinde yol bulup esenliğe çıkamadı. Çünkü örgüt birilerince hiçe sayılarak yine değişmez ve katı politikalar güdümlendi. Bu kez öyle olmayacak. Eğer takıntılar devam ettirilirse uzlaşıdan uzak davranılırsa yine boşa efor ve de zaman harcanmış olacak. O yüzden bazen ağır kaçsa da öyle edilen sözler vardır ki, siyasette uzlaşı mekanizmasını zorlar. Zorlamalıdır. Çünkü memleketin geleceği için; partide uzlaşı şarttır, siyasette uzlaşı vazgeçilmez değerdir…”
9
Fontu Büyült Fontu Küçült100%
AKSU; PARTİDE VE SİYASETTE UZLAŞI ŞART…

CHP Esenler ilçe başkanı adayı Erdoğan  Aksu açıklaması; “Parti her kongre ve kurultay süreçlerinde atomlarına ayrılıyor. Yıllardır durum böyle. Ama hiç birinde örgütün çekirdeği siyasetin bulanık atmosferinde yol bulup esenliğe çıkamadı. Çünkü örgüt birilerince hiçe sayılarak yine değişmez ve katı politikalar güdümlendi. Bu kez öyle olmayacak. Eğer takıntılar devam ettirilirse uzlaşıdan uzak davranılırsa yine boşa efor ve de zaman harcanmış olacak. O yüzden bazen ağır kaçsa da öyle edilen sözler vardır ki, siyasette uzlaşı mekanizmasını zorlar. Zorlamalıdır. Çünkü memleketin geleceği için; partide uzlaşı şarttır, siyasette uzlaşı vazgeçilmez değerdir…”

Aksu; “Parti örgütü kısa veya uzun değişken dalgalara karşı duramayınca yönetsel yapılarda yer alması gerekenlerin yenilmezliği de, başarısı da tarih olur. Burada örgütün, siyaset atmosferine aldırmadan özgür ve özgürlükçü direnç göstermesi çok önemlidir. Gösterirse ne ala çünkü bu günden yarına aradaki farkın kapatılması güç, kazanılması olası görülmeyen ama açıkça da dillendirilmeyen daha nice yarışlar yaşanacak. Ve o yarışların da kayıp yarışlardan sayılmaması için bu mevcut yıpranmış kadroların uzlaşılarak yenilenmesi gerekir.

Artık örgüt gelişen ve dönüşen siyasetin atmosferine uyan doğrultuda uzlaşıları hayata geçirmelidir. Değişik güçlerce hiçleştirilmeye çalışan ortamda birlenip olgun bir uzlaşı örneği sergilemelidir. Bütünleşerek yılların sakatlığı ve sakarlığından artık kurtulunmalıdır.

Kurtuluşun ilk adımı olarak kongreler ve kurultay kurgusu akılcı öneriler ve birikimler doğrultusunda programlanmalıdır. Tüm kavga mevkilenmeye yönelik, mevzilerin derin kazılmasına dönük olmamalıdır. Siyasi etiğe ihanet edilmemelidir.

Bilinmeli ki kızgının ve kırgının kurşunu hava kadar ağırdır. Akıl ve gönül süzgecinden geçirilmeden atılacak her adımın sonucu da baştan bellidir. Ayrıca belirsizlik veya bezginlikle yol uzar söz kısalır. Onlarca sebep varken çağın değişimlerine, değişikliklerine karşı durup tarihsel ve dinsel manada yoğrulup, önyargılı ve tutucu yaklaşmak yanlışına bir daha bir daha düşülmemelidir. Bu fırsat eşitsizliğini yaygınlaştıran yaklaşım hiçbir ideoloji ile de bağdaşmaz.  Ama her fırsatta nedense uygulanır. Sonuçta devlette, toplumda ve siyasette karşı devrimcilere pabuç bırakılır.

O yüzden uzlaşı kesin şart. Bu değişmez bir durum, kader kısmet değildir, ne yazık ki öyleleştiriliyor…

O halde partinin temel dayanağı örgütü ve örgütlülüğü olduğuyla övünenler ilkesel ve bireysel özgürlük duyarlılığını savunmak ve göstermek durumundadırlar. Uzlaşıyı egemen kılarak gelişmenin ve değişimin önünü açmak zorunluluğundadırlar.

Artık partiyi çevreleyen tüm unsurlarca bile kanıksanmış bir fonda ve tonda ilerlemek hepten gerilemektir. Geriledikçe sözle gericiliğe karşı durmak olmaz. Her aşamaya seçilme garantisini sağlama solculuğundan da vaz geçilmelidir. Bu metodu iyi bilenler ve uzlaşışız uygulayanlar kadrosal manada da halkına yabancılaşır. Bu yolla gelinen merciler feci şekilde yeni batışları günceller. Artık bu acı gerçek görülmelidir. Ve ona göre davranılmalıdır.

O yüzden niteliğin aritmetiğe ezilişinin önü kesilmelidir. İçsel demokrasi artık alışılageldiği gibi işlemez, işlemiyor. Ayrıca bu tavırda ısrar demokratlık da değildir. On yıllardır ağzı açılan yeni yüzler, yeni sesler, yeni isimler der, yalandan hassaslaşır ama en hassas zamanda yersiz ve gereksiz davranır. Ülkenin ve siyasetin geleceği açısından bu blok kadrolaşması ve kadrosal bloklaşma kendi içinde ahde vefayı dahi uygulamaz. Mevkilerin yitirilmemesi adına yapılanlar akla zarar. Örgüt ve siyaset birleşmeyi birleşip güçlenmeyi öngörmeyip tercihlerin küçültülmesi ve referanslara bağlı çizgiden devam ederse yine yüzlerin gülmediği yarınları yaratır.

Uzun yıllardır tüm yapısal genişlemesi en alttan en üste yüz, yüz elli kişi etrafında şekillenen bir çekirdek yapının egemenliği artık engellenmelidir. Bu egemenlik sürdükçe yarın yine ayni isimlere sığınılır ve sığlık devam eder. Oysa kimsenin kırılıp gücenmeyeceği, darılmayacağı bir tablonun uzlaşı ile kurulması herkesi mutlu eder.

O halde bu kongre ve kurultay süreçlerinde örgüt siyasetin bulanık atmosferinden uzlaşı merkezli kurtarılmalıdır. Partide ve siyasette uzlaşı hayata geçirilmelidir.

Yolculuk orayadır…”

ERDOĞAN AKSU; HEP AYNİ Mİ OLACAK?

 
Ana Sayfa > SİYASET

ERDOĞAN AKSU; HEP AYNİ Mİ OLACAK? HAYIR OLMAMALI…
06 Kasım 2017
CHP Esenler İlçe Başkanı Adayı Erdoğan AKSU; Bu kongreyle; "Gittikçe daha da ağırlaşan memleket koşullarında şu tek boyutluluk belasından kurtulma süreci başladı. Bu kongre ile artık siyasette yerel, il ve genel ölçekte ezber bozacak biçimde üç boyutlu bir yapının belirlenmesi gerekiyor" dedi ve " Hep ayni mi olacak, Hayır olmamalı…" diye ekledi...
0
Fontu Büyült Fontu Küçült100%
ERDOĞAN AKSU; HEP AYNİ Mİ OLACAK? HAYIR OLMAMALI…

CHP Esenler İlçe Başkanı Adayı Erdoğan AKSU; Bu kongreyle; "Gittikçe daha da ağırlaşan memleket koşullarında şu tek boyutluluk belasından kurtulma süreci başladı. Bu kongre ile artık siyasette yerel, il ve genel ölçekte ezber bozacak biçimde üç boyutlu bir yapının belirlenmesi gerekiyor" dedi ve " Hep ayni mi olacak, Hayır olmamalı…" diye ekledi...

"Açıkçası kısa zaman sonra memleket boyutunda yapılacak kongreler ve büyük kurultay bir kabuk değiştirme gerçekliğine hizmet etmelidir. Etmezse yani parti aşağıdan yukarı, piramidin en altından en üstüne doğru, yine doğru bir yapılanma süreci yaşayamaz ise en güvenilen dağlar da yıkılır. Ve en alttan yukarı dağınıklık baş gösterir.

O nedenle şu garip ilçenin siyaset kılavuzları nice yanlış ve eksik icraattan sonra tavrını hala mevcuttan yana pekiştirmek, hala ona buna siyasi pay üleştirmeyi seçmek gibi tipik, eski, nahoş ve yoz alışkanlıklardan kendini kurtarmalıdır. Bu şekil siyaset üslubu bu saatten sonra kimseye siyasi ikbal getirmez. Daha da küçülmeyi getirir. Artık görmek lazım.

Aslında iki yılda bir tek parça halinde bu parti içi yarışa gömülenler, sonra dışa dönük hiç bir eylemlilikte görünmeyenler, yıllar boyunca elden uçup giden her şeylerin sorumlusudurlar. Suçu her zaman başkalarına yıkan, hiç günah üstlenmeyen ve yeniden yeniden sahne alan bu tek boyutlu tek kutuplulara bir kez olsun hep birlikte hep böyle mi olacak, hayır olmamalı çıkışı yapılmalıdır.

Yoksa yine geç kalınacak. Yarın öbür gün aday olanlar olur, olamayanlar mevcut iki adaydan birini destekler, kongre de gelip çatar. Zaman şu garip ilçede kadrosal yenilenme, yönetsel değişim ve içten dışa dönüşüm gereksinimine koşut, yeri geldiğinde solun da solu ilkeleri hayata geçirmeyi iddia eden adaylığın düşünülme zamanıdır. Yani artık daha muhalif ama daha yapıcı eleştirileri olan ve yerel genel iktidarın ensesinde birilerinin olduğunu hissettirecek adayların önü açılmalıdır.

Parti örgütünün beklentileri de bu doğrultudadır. Çıkıp da süreci tıkama siyaseti güdenlere, partiyi alışılagelmişin, mevcudun dışına taşıyacakların varlığını da kendini de alenen inkâr edenlere hep ayni mi olacak? Sorusu yöneltilmelidir. Yanıtı elbette Hayırdır.

Siyasi hayatlarında küçük bir ekip-grupla sözde iktidarı paylaşalım, küçük olsun benim olsun fikrinden öte hiçbir fikre, aldırış etmeyenler üçüncü boyutu zaten anlayamazlar. Anlasalar da işlerine gelmez. En basit şekliyle anlatılsa da beyinlerinin tek lobuna yüklenirler ve sadece zamanlı zamansız adanmışlıkları öne çıkarırlar. Kısa zamanda hiçe sayıldıklarında ise düzene şaşarlar.  Siyaseti algılayışları bellidir. Tarzları ise, erkten pay kapma istenci adına aday peşinde koşmaktır. Oysa maharet saydıkları adaylaşma, adaylaştırma bir siyasi buhrandır.

Yıllardan beri izlenen yol, yordam ve yöntemler hep aynı kaldıkça aynı tip isimler üzerinde son bir kez babında tekrardan anlaşılır. Kapalı kapılar ardında anlaşmalar ile istenen düzeye ulaşılamadığı her defasında anlaşılsa da taban ile gereksiz zıtlaşmalar delege bazında anında güncellenir. Yani zıtların birliği ortaya sürülür. Bu kez böyle olmamalıdır.

Yani bu düz mantık yerine bu süreci üç boyutlu değerlendirmek gerekir. Bütün herkes kendini yenilemeli, parti yenilenmeli, yenilenişe açık olmalı ve değişim başlamalıdır. İyi niyet gösterilmelidir. Çünkü her siyasi platformda düşünce genişlemesini öteleyen, sığ yarışı önceleyip tabana aykırı adaylaştırmalarla günün kurtarılamadığı apaçıktır. Bu anlayışla sadece gelecek iki yıla daha yazık edilir. O kadar.

O halde Partiyi daha ileriye taşıyabilecek, deneyimli birikimli, partinin ideolojisi ve programını ve de projelerini halka iyi anlatabilecek, yeterli ve düzeyli kadroların, kenarda tutulmuş değerlerin bir an önce partide egemenleştirilmesi gerekir. Şu garip ilçede özellikle en olması gereken ise yeri geldiğinde masaya yumruğunu vuran, yanlışları korkmadan haykıran, her ortamda saygınlık uyandıran bir başkan ve kadroyla yola çıkılması gerekliliğidir. İşte süreç, kongreler ve büyük kurultay süreci o süreçtir.

Siyaset, boşluk ve başıbozuklukta şunlar kazandı biz kaybettik veya nasıl kazandılar bilemedik çemberi içerisine hapsolmak ve yersiz iddialaşmak tek boyutluluğu ile iki yıl bedavadan zaman harcamak değildir…

Siyaset bazen; Yeter artık, Hep ayni mi olacak? Hayır olmamalı diyebilmektir…"