20 Nisan 2020 Pazartesi

nisan-3


MODA ZİHNİYET...
Pervasız virüse karşı koca dünyada, hala cılkı çıkmış politikalar sürdürülüyor. Kopyacı moda zihniyet her yerde. Her yerde grafiklerle süslenmiş, hatır gönül ilişkileri ile düzenlenmiş katran karası karartmalar, eti budu belli, edi büdü siyaseti. Ve virüs salgınına savrulmuş milyonlar. Figür hepsi. Çürük moda zihniyetin esiri...
Gayet güçlü irade ve dünyaya egemen sermayeyi felce uğratan virüs karşısında hala iki yüzlü pompacılık. İkircikli yaklaşımlar. Doğruyu söyleyenleri değersizleştirme çabası. Tek dert zemin kaymasını önleme. Değişmez tabiyet ve tabela tuzağı...
Dünya ölçeğinde günlük hayatlara yüzyılın belası virüs düşmüş, hala kör ve sığlık versiyonu. Sağlık tehlikede. Bu halde bile çürük güce ve hırsa aşkın güven. Bildik, dimdik maskaralık. Felaketi bir yerlere yaslama dürtüsü. Beylik paşalık derdi...
Virüs mecal bırakmamış hala mecazi yakıştırmalar. Olmadık pozda virüsle yakınlaşmalar. Oysa mecburiyet başka, bambaşka. Gelecek kuşaklara miras kalacak denli büyük kapışma ve toptan parçalanma. Hala klişe iddialar. Rakamlar ortaya koyarak gündelik perdeleme tavrı. Peki nereye kadar. Niye?
Jargon belli jargon. Ama moda zihniyet tüm dünyada demode olmuş halde artık. Mantıklı ve makul tepkiler de buraya kadar. Köken, sınıf ve toplum yapısı ayırmayan virüse karşı her şey buraya kadar. Çünkü emperyalizme yataklık ve yatkınlığın maliyeti ağır.
Ağır olunca direkt ilgilenmesi gereken virüs salgını çayıra salındı. Mevlam kayıra bazlı. Felaket önleme taktikleri de karnaval havasında. Hala taşeron zihniyeti...
Keti, seti, meti kafi derecede olmayan moda zihniyet. Her türlü varyasyon da tutmayınca dünya resmen ortada kaldı. Herkes virüsün eline kaldı. Sağlıkçılar da...
Moda zihniyetler tüm dünyada virüs ile doğru orantılı çöküş içinde...
Çöküş yüzünden virüsten kurtulmak adına dengeli, merkezi adaptasyonlar da gecikiyor. Geciktikçe kabile normlarındaki kurgu manevralar da hayata dokunmuyor. Maddiyat ve maneviyat ileri seviyede kan kaybediyor. Emek ve ekmek derdinde hayatlar. Otoriter tercihler ise tüm direnç pozisyonlarını negatif etkiliyor. Ve hala durumdan vazife çıkarmalar gündemde.
Evden de olsa vazife çıkarmaya hevesli moda zihniyet iş başında. Hala hatır gönül çıtasında fırsatçılık. Gereksiz çıkarcılık, genetik inkarcılık...
Dünya kafadan kopmuş, virüs melanetini def etme peşinde. Demoda zihniyet hala despotik diriliş havasında. Bu çeşit havalanmalar nereye kadar, belli değil.
Pervasız virüs cılkı çıkmış politikalar yüzünden, dünyanın cinsine cibiliyetine dek yürümüş hala kraldan çok kralcılık...
Hayatta kalmak için evde kal modası virüse karşı çıkılacak yeni zihniyet. Yeni arayışların da başı...
Ancak Dünya eve sığıyor da, içerde geçirilen zamanla ev dünyaya fazla. Evler. Yani moda zihniyet yüzünden geçim derdi kapıda...

KAH İZBELİK KAH...
Virüs memleketi vira karanlık izbeliğe doğru sürüklüyor. Kah izbelik kah.. Bu kahrolası salgında, milletin tek gayesi ise canlı ve diri kalabilmek. Hatalar ve yanlışlardan dersler çıkarıp, çekilmez süreci en hasarsız biçimde veya asgari hasarla geçiştirmek. Ama her alanda ciddiyet ve virüsle ciddi mücadele şart...
Görülen o ki; mevcut durumdan memnuniyetsizlik çıkarmak, boş itirazlarda bulunmak virüse bariz üstünlük sağlıyor. Basiretsizlik ve olumlu eylemlerin sansürlenmesi de öyle. Oysa direnç için altın kural sayılanlar önemsenmedikçe, özümsenmedikçe virüs hedefe hepten kitlenir ve memleketin canına okur. Yani her sıkışınca kader kısmet deyip, ciddiye alınmayacak bir vaka değil bu salgın. Azami tedbir şart...
Sözün özü güçlü çözümler ve alternatif çözüm yolları üretmek ve üretiye tüm memleketi hatta dünyayı despotik olmamak kaydı ile ortak etmek şart...
Virüs belasından kurtuluşun tek çaresi koşulsuz dayanışma. Yoksa isteyerek veya istemeyerek virüs namına çalışılmış olur. Ve virüs Demoklesin kılıcı gibi memleketin üzerine daha da çöker. Çökertir...
O yüzden ezberci ve toptancı bir düzenek yerine, bireyden başlayıp memleketi kucaklayacak farklı önlem metodları geliştirmek gerek. Özellikle sağlık sektörünü ayakta tutmak birincil şart. Yani tıbbı klancı klişe kalıplara kurban etmemek lazım...
Elbette insanlık tarihi ilk toplumlardan bugüne nice salgınlar yaşadı. Atlattı. Ancak böylesine kaotik bir yayılmayı belki de ilk kez görüyor. Şu çağda uygarlık resmen geriledi. Medeniyet yetersizleşti. Modern standartlar işlevselliğini yitirdi.
O halde virüse karşı bireysel ve kolektif savaş verilmesi şart. Sabit fikrin ve değişmez tercihlerin kıskacından kurtularak, herkes kendi bireysel otoritesini kurmalı. Çıkış yolu aramalı. Genel idare de yönetimsel yozlaşmanın uzağında kalarak, uzlaşmacı bir rota izlemeli. Ayrıca askeri ve polisiye tedbirlere gereksinim duymadan milleti bir arada tutmalı. Memlekete en başta güven aşılamalı...
Aksi halde virüs memleketi karanlık izbeliğe çekmekten asla çekinmez. Çeker. Ve küresel anarşinin dünyayı düşürdüğü açmazdan beter bir yıkım hali olağanlaşır. Bambaşka olumsuzluklar olgunlaşır. Ve geride ne prestij kalır ne de strateji...
Diğer yandan iktidar erkinin haricinde de mekanizmalar gelişebilir. Dengeler bozulur. Sosyal yapı altüst olur. Millet daha da yalnızlaşır, kahrolur. Çünkü özellikle geri bırakılmış memleketlerde etkinleştirilen devlet modelleri bitik. Bitiyorlar. İleri demokrasiler de görüldü. Dünya toptan perişan...
Söylenen o ki; virüs sonrası gelişecek yeni global kültür doğrultusunda her memleket kendini yeniden dizayn edecek. Bunun için vazgeçilmez olan canlı ve diri kalabilmek. Virüs musibetini en az zararla defetmek...
Deyim yerindeyse virüs memleketi karanlık izbeliğe çektikçe, memleket insanı virüsle kendi çapında savaşıyor. Savaşırken bir yandan da tepeden tırnağa kendine desteği azalmış sistemi de çek ediyor. Doğalı da bu, etmeli...
Dünyayı ben yarattım havasındakilerin dikkatine...

HERŞEY KARMAN ÇORMAN...
Bir anda, en umulmadık zamanda herşey karman çorman. Haneleri basan coronav ve karma zehir karanlığı. Kör karanlık bir çırpıda yine bilinçaltılar ablukalandı. Bir kez daha imansızca abandı kör kuyu siyaseti...
Bu kez kurban veya ucuz kahraman carmen. Barmen yine en etkin marka. Etki yetki alanı ise bilinen modda. Hazır ve nazır. Kafadan sarhoşluk. İşin aslı bu model hasta. Hastalık hastası...
Ve ayni hatta coronav, pişkin ve bitkin akılları bir daha kucakladı. Duru ve berrak akılları da bir daha kuşkulandırdı. Pandemi paslı bıçak. Coronav kaçak...
Şu kaçak göçek pandemi ve sahnelenen planlı pandomimle bıçak kemiğe iyice dayandı. Ve içerlik ses gürledi. Ayıp günah. İllet yayılıyor, millet can derdinde. Mahiyet ikbal peşinde. Yantaban hala uyanamadı. Oysa coronav ile birebir boğuşmak gerek. Ve karman çorman oluş ormanından bir an evvel çıkmak. Yoksa bu kriz bitmez. Veya biter de kimin çözüm bulup önereceği hiç bilinmez. Kitlesel felaket boyutundan kurtuluşu kimin sağlayacağı da. Ayrıca bilinmez zehir tüpü kimin elinde. Apaçık bilinir belki panzehirin kimde olduğu. Ama farkına varılmaz. Çünkü ortalık karman çorman...
On yıllardır lafta sürdürülen dimdik ve gururlu tavır ile sözde babalanmalar plastik bir duba sayesinde karman çorman. Hava yerle yeksan. Felaketin eşiğinde feleğin tekerine bir daha çomak sokuldu. Halat koptu. Alçak ateşte fırınlanan çilekli kek yandı. Bozuk şerbetle ıslandı. Bundan ötesi kim kimden kaçabilirse. Kafada karmaşa ve kargaşa. Ve sıkı takip. Ve punduna getirip enseden tutma piarı. Ensede tek soluk, tek vuruş. Hep ayni tekerleme...
Tek kalemde bitmez bir mesele bu. Çünkü zar zor toplanan katma değeri hiç imtina etmeden, emir başüstüne demir balyozla tuz buz etme operasyonu, opal kusur. Total hata. Kuşkusuz hoşgörüsüz sırnaşma ve sırtlan paylaşımı. Boğazda düğümlenen bir yumruk. Yumuk gözlerle renksizliğe riayet. Loş rehavet. Boş kafa telkini. Yok yere yaklaşan tehlikeye de tedbirsiz yakınlaşma. Tek kerede çoğul ziyan. Katıksız karma zaafiyet. Coronav ziyafeti. Ve nihai aşamada karar çarpıklığı. Çarpıldıkça bilinçaltılar bilenen cenah ve zehir zemberek birikim.
Kampana çalınca, kafadan karmaşık hislerle kapana kapaklanma. Yenilir yutulur cinsten değil büyük hata. Sinir krizi ve buhran eşliğinde sınıf atlama kriptoluğu. Triplerle kararsızlığa saklanma. Sıkarına savsaklama. Ve asık surat suretinde büyük hatayı geçiştirme faslı. Kısacık fasıla, toptan afallama aralığı ve hemen aflama. Bundan sonrası afradan tafradan geçilmez...
Ancak geçmez akıl küpünü çatlatan bu sızma. Bitmez sızmayı artıran abluka. Ablak suratlı cehennem kaçkını coronav için doldur boşalt merkezli tanınan fırsat. Vakayı asla aklamaz, görüntüde kaçacak delik bırakmayan seçkin düello pazarlığı. Diğer robotlar da sırada.
Pandemi bu kafayla bitmez. Bitemez...
Karman çorman oluşa, çorak arazi ortasında kazıklanmaya çare, en uygun çözüm anında pusat. Pusuya yatma. Carmen bilinçaltıları bombardımana tutan bu keyif saltanatına ne bahane bulursa bulsun bu son değişmez. Barmen tecrübe ettiği yanlışın imansız kurbanı aslında. Aman dileyemez. Bir canlı bir cansız. Resmen fötr şapka gardırobu. Kucağında saatli bomba. Ayar pimi çoktan çekilmiş.
Bu karma zehirlenmenin ve çakma zehirleyişin voltaya başladığı gün ve gece asla unutulmaz. Mantıklı olma ortamı kayıp ama unutulsa da coronav hatırlatır. Çünkü her bir yan orman. İşleyen orman kanunu.
Kurgulanan ise karman çorman hayallerin ve paçayı kaptırmışlığın birbiriyle kapışması. Bu gidişle Coronav sürgit güncellenir. Giden gelir. Gelen aratır. Böylece hesap gününe girişimci bir ruh gerekir.
Vicdan ruhsuzların arasından sıyrılır ve aralıksız aşılar. Aşk ile sıkar. Sıkılan canlar da ferahlar. Masumiyet ve istisnasız iyiniyet ormanında izsüren izciler de. İz bırakanlar da. Bir anda rahatlar memleket. Rahatlar dünya...
Yok rahat birilerine batar da, coronav laneti, karma mahcubiyeti gelip bulur ise işin rengi çok değişir. Pandemi patlaması patlatır herşeyi. Yani coronav, carmen barmen dinlemez. Artık yeter ortalığı germen der ve basar şırıngayı...
Şark kurnazlığıyla kararlı karar tafralanması belki anlık yarar sağlar. Ancak yararlanılan tarife çok çabuk değişir.
Ve karman çorman bilinçaltılar zamanla coronav zehrine de alışır...

MAHKUMİYET MECBURİYET...
Bu katmerli virüs kıskacında evden çıkma, evde kal, evde dur ilanı açık mahkumiyet. Açık kapalı bu mahkumiyet müebbete dönüşse bile haklı mahkumiyet. Ancak mahiyeti mevcudiyet törpüsü. Başta ev ekonomisine endeksli mahcubiyet. Bir ileri aşaması alenen mağduriyet. Muhtariyet ölçekli örselenen iyi niyet. Bir zamana kadar eylenen minnet. Sonrasında çaresizlik, geçim endişesi, gelecek kaygısı. Mutlak mutsuzluk. Kabaran umutsuzluk. Mutlu mutlakiyet...
Melun virüs havaya buharlaştıkça, evlerden içeri bulaştıkça bir başka mazlumiyet. Maskeli, kolonyalı, fiziksel mesafeli post model bir memleket. Yaşananlar sıradışı bir mahrumiyet. Manifestosuz mahremiyet...
Memleket günden güne virüs girdabına düşerken, özgün yaşama bulaşan ise masumiyet...
Ve acze düşen tüm masumlar, icracılardan durumu kurtaracak bir meziyet beklerken daha da artan melanet. Resmen hezimet. İçte dışta yükselen eziyet...
Kahır vurmuş bir kere ve resmiyette böyle. Böyle icazet. Mahkumiyet. Mahkumiyet redsiz, restsiz mecburiyet. Çünkü evden dışarı virüssel illet...
Millet zafiyet göstermeksizin, sağlık ve afiyet için, klinik vaka olup etrafına virüs saçmamak için bu mahkumiyete rıza gösterme zorunda. Yani zorunlu mahkumiyet. Metezori riayet...
Ancak çoluk çocuk zorunlu ihtiyaçların giderilmesi de birincil mecburiyet. Şimdilik tek gaye o. Ama bir yere kadar dirayet. Ayrıca din ayet, eksik ibadet. Büyüyen vahamet...
Bu virüs kıskacında, bu ekonomik çıkmazda çok sürdürülemez bu mecburiyet. Çok baş ağrıtır bu mahkumiyet. Devam edilemez asla, sürmez ilanihayet...
Virüse karşı uygulanacak temel siyaset gerçekte bu olsa da günden güne artıyor maliyet. Bel büken maliyet ve çoğaldıkça çoğalan diyet. Sosyal devlet odaklı bekleniyor inayet...
Başlarda korona morana deyip, halaya horona durma kabiliyeti cehalet ve cemiyet telaşından. İmgesel hidayet. Oysa baştan sona gereken tek şeydi ciddiyet. Kayıtsız şartsız ciddiyet. Kaidelere koşulsuz riayet. Ve dostdoğru aktarılması gereken bir vaziyet.
Ayrıca tekmili birden, tam teçhizat toplum desteklenmeliydi. Güçlendirilmeliydi dört koldan hayata aidiyet. Karabasana kapılmadan önce kürsiyat ve kutsiyet presinin çok pahalıya patlayıcağı da öngörülmeliydi. Çok önceden. Fazlasıyla gösterildi iyi niyet...
Ve kahir ekseriyet bu ciyette virüs tarafından mimlendi. Memnuniyetle. Çok gecikti memnuiyet...
Hem de virüsün illiyet, cinsiyet, cibiliyet, milliyet, cumhuriyet takmadığı besbelli iken. Sorumsuzca kapı baca dolaştırıldı heyet. Hal ve duruma aldırmadan heyetlenildi. Ve bu virüs sağanağında kısa zamanda ne heybet kaldı ve heyet...
Sadece hayatta kalmak, hayatiyet değerlendi. Fikriyat, zikriyat, zihniyet aldatmacası ise başka bir hikayet. Resmen daha da dağılmaya delalet, felakete sebebiyet...
Yani onca zorunluluğa karşın gündüz düş görenlerin, virüs karanlığında çıkmaz rüyaya yattığı gayet net...
İşte o yüzden artık samimiyet. Hiç olmadık derecede samimiyet. Mecburiyetten olsa da samimiyet. Rehavet ve rekabete kapılmadan samimiyet...
Aksi halde bu mecburiyetten mahkumiyet hiç bitmez. Sonucunda sabit kalemlerle yazılır vasiyet...
Yani vaziyet malum. Gün vasiyet yazma günü değil. Vaziyet alma, vaziyet takınma günü.
Mecburiyet o mecburiyet. Yetsin artık bu mahkumiyet...

İDRAK KAPALI
Kapalı idrak, zayıf idrak gücü ve zihnin takibinden çıkmış paspal iradeden büyük acemilikler. İki günlük parmak şıklamasıyla hiç şık olmayan sağlıksız görüntüler. Ağır ihmaller ve hafif itiraflar eşliğinde kaçınılmaz güçsüzlük. Bu yeşermeyle virüs iyice yerleşir. Boş bakar gözlere de büyük uçurum...
Uçurumun kenarında, suçlu günahkar hiç farketmez. Boşluğu dolduran sadece yokluk içgüdüsüdür. İstem dışı eylemlilik. Yetkili emriyle etkili ve pek güzel olmayan sona hazırlık. Aslı hazırlıksızlık...
Epey çömez duygular girdabında, esrik idrak ve şirazesi kaymış irade ile beklenmedik nazik son. Pandemi, günlerce pembe masaldan ibaretken bir anda trajediye açık çek. Çekilmesi gereken ama dayanılası dert değil yüksek tırmanış. Riziko. Tepe nokta. Tıkış tıpış yapılanların milletten yıllarca esirgendiği acı gerçeği de başka bir illet. Bir başka olay. Vahim vaka.
Vakaya aldırmadan, hiçbir şey olmamışçasına güç devşirme merasimleri. Sinsi söylemlerle sinyal şaşırtmacalar. Ve son derece rahat ve berbat yaklaşımlarla sıfır noktası...
On yıllarca iddia edilenlerin tam tersine istilacı bir zihniyet. Vicdani ihtiyaç savrukluğu. Soluk kesen bir kullanmışlık. Asla geçmişte arada derede kalmış bir hesap olmayacak denli hesapsızlık. Aciz bariz güç sapması. Kapalı idrak güçsüzlüğü. Lafta gücenmişlik. Nasıl olsalı naif dönüşüm beklentisi...
Katlanılan kısır döngü. Kapsamlı kararın izdüşümü idrak bunalımı, irade kaybı ve tarihsel ihmal. İkircikli itiraf. Hayatın anlamsızlığı. Süngüsü düşmüş akılların uğursuz fısıltısı. Fırsatçılık...
Virüsten nem kapma günlerinde, üstü kapalı fiyasko...
İş bu fırfırlı faniliğe hangi ateşkes yeter. Kasti yapılmasa da zihin okumalarından çıkan sonuç ağır sebepsizlik. Atardamar donukluğu. Akıl tutulması. Damarlarda pes ve katı dolaşım zorlaması. İrade dışı, idrak ötesi bir idari karar ile kararsızlık. Hat üzerinde karşılaşılan ise insan suretinde virüs buluşması, vampir dalaşması, kuyruk dolaşması. Ete geçen demir dişlerin bıraktığı çentik. Acısı çok yakında hissedilir. Kötü hayallere köprülenme de. Köpüren virüsün en zayıfı kavrayış anı da...
Bunca emek sonrası bir anda bir kalemde yemek aşkına virüse teslimiyet...
İdrak ve irade çıkmazında alev renklerine, nefes kesici bir fırça darbesi. Kara...
Hangi bir türlü tarif edilemez nefes bu? Nefesi nefsi hepsini geceyarısından evvel doyasıya harcayış çarkı. Her şey karmakarışık. Uçuk alışverişler ve lafta virüse karşı toparlanma süreci...
Hangi toplardamar marifetiyle. Hangi gelir. Sanki genel gider kalemi. Kalplerde, deyimlerde, zihinlerde eksik görüntüler. Yüzsüz yüzler. Gayet gergin bir ciddiyet. Orantısız ve çirkin benzetmeler. İdrak ve irade yalpalaması. Yakılan ateşin acizliği. Faydasız zihniyet. Zinhar emniyet. Yönetemeyen hükümet. Kör noktaya sabitlenme. Sahibinden iptal kaydı. Teriyle teniyle asla inkar edilemez icraat. İcmali muhteşem insafsızlık. Çatık kaş çatlak dudak. Duraklayan kiralık akıl...
Aklı durduran vurgu virüs vurgunu. Vurgun vuranın zayıflığı. Zarfı pullama ıslaklığı. Kullanılması yasak terazi. Beter acı ve zehir yapışkanlığı. Takıştırma. Yakışıksızlık...
Nihayet kafa toparlama seansları. Gecikti...
Zayıf idrak ve kayıp iradeyle kilitli kapıların kırılması yanlış odaklanma. İstikrarsız yöneliş. Aklıevvel yönetişim. Hilafsız hata. Her hata suç üstü yakalanmak için sanki.
Hala aleni alaycılık. Beklenen karar ve sıradan tatbikat.
Kapalı devre sadece virüse yaradı...

DENİZAŞIRI HİÇLİK...
Çok dengesiz yakalandı dünya ve deniz aşırı hiçliğe yuvarlandı. Karanlığın gizli kapısı açıldı, yüzlere virüs lekesi bulaştı. Zihinleri zorlayan sınırsızlıkta ve dakikasında. Nice trajediden daha trajik. Tam karantina. Trafik karıştı...
Virüs dizginlenemez insanlığı bile korkuttu. Dizginledi ve evlere mıhladı. İzdüşümü izolasyon. Sona dair karakutu. Peşine sıkı yönetim...
Ortalık kuşku ve kaygı bolluğu. Üç maymunu oynama devri de bitti. Matem havası ve resmen işkence...
Çok dengesiz yakaladı dünyayı pandemi. Demine getirdi çaresizliğe kilitledi. Deniz aşırı bir hiçliğe düştü koca dünya. En renkli ve en uygar kimlikler bile paralandı. İçten içe devletler parçalandı. Bir virüs darbesi. Salgın göz görmedik, el değmedik yerlere dek ulaştı. Bir başka karanlık boyuta indexlendi dünya. Karadelik resmen kanatlandı...
Soluklanmalar kristal zehirli artık. Artık tek kişilik olmayan ölümler hayatın rengi. Denizaşırı düşler ise akvaryumluk balık. Bir virüs çağlaması. Pandemi şahlanması. Şah veziri aldı. Genel karantina. Şah mat...
Paralı piyonlar dünden razı iken, emsali görülmemiş bir potansiyel elde patladı. Birlikte hasıraltı edilmiş ne varsa vira hortladı.
Kılcal damardan, dünyaya yeni dünyayı anımsattı...
Çok dengeli bir tonda ilerleyen virüs zulmüne, çok dengesiz yakalandı dünya...
Ve dayatılan frekans, denizaşırı hiçliği hiç izlemedi. İrdelemedi. Buruk ve mat bir metot izlendi. Sonuç bölgeler arası taşıma, taşınma. Yolsuz yönsüz, bönce hamallık. Pis pasak hamaratlık. Sıkı karantina. Yani ipin ucu kaçtı...
Arzuhalci mantığıyla kotarılmış önlemler yüzünden çok aciz yakalandı dünya. Denizaşırı hiçlik hiç zorlanmadı. Karanlığın açık kapısından süzüldü, girdi içeri. Bakan gözler görmez, gören gözler bakmaz olunca da işi çok kolaylaştı. Yayıldıkça yayıldı. Zihinleri sonsuz zorlayan sınırsızlıkta dört yana dağıldı. Hükmedici kılavuzlar hiçliğin beyaz fotoğrafında birleşti. Gülüşler rengini yitirdi. Eşsiz farz edilen ahenk ufak bir hata, bir anda bozuldu. Zamansız ve çok geç, kısıtlama geldi. Yine akıllara saplandı virüs. Ölüm korkusu...
Ayrıca hiç günahsızlara bile bulaştı, denizaşırı hiçlik. Etti buldu derken, dünya çıkmaza yuvarlandı. Git ya denilmeyecek denli tragedya. Travma. Kafalar yine karıştı...
Meğer ne çok dengesizmiş dünya. Sanılanın aksine çok değersizmiş. Hele tek kutuplu dünya düzeni. Solda sıfır. Düzensizlikmiş. Meğer gizlenen ve dahi övgülenen basbayağı basiretsizlikmiş. Dengesizlikmiş. Kabak gibi çıktı ortaya gerçek. Dakikasında...
Meğer yüce denilen cüceymiş...
Deniz aşırı bir virüs vurdu dünyayı, çok dengesiz yakalandı insanlık...
Ve acı gerçeği dünya geç de olsa anladı...

RAKAMLARIN DİLİYLE, VİRÜS…
Günlerdir, günler su gibi akmıyor. Çünkü her akşam en otoriter ağızdan sade ifadeyle ama abartılı veya reel rakamlarla hayat netleşiyor. Veya betleşiyor. Yani insanlık virüs salgını başladığından beri rakamların diliyle konuşuyor. Millet pür dikkat rakamlara dikkat kesiliyor. Virüs, rakamların diliyle ilerliyor veya geriletiliyor...
Dünyanın büyüsü bozulduğundan, insanlık alt alta, yan yana sıralanan rakamlarla, renkli grafiklerle kendine yeni rota çıkarıyor. Yolsuzluğa başka yol çiziyor. Toplumlar topluyor, çarpıyor, bölüyor rakamların dili uyarınca yaşamaya özen gösteriyor. Rakamsal çıkarımlarla virüse direniyor...
Diğer yandan insanlık basit ve evrensel simgelere boşvermişliğin, doğayı katledişin, dört işleme uzaklığın, aklı ve bilimi dışlamanın ceremesini çekiyor. Zaten eksik aksak kurguları da rakamların dili bozdu. Ve doğruyu ve doğruya işaret eden rakamlara, çarpıtılamaz gerçeklere ilk kez bu kadar yakınlaşıldı.
Yakın zamanda rakamsal veriler doğrultusunda, pandemik vaka doğru tahlil edilecek, virüs halledilecek, salgın geçiştirilecek yine günler su gibi akmaya başlayacak...
Başlayacak ancak köprünün altından çok sular aktığı da görüldü. Daha da görülecek. Semptomların anımsattakları ve akılcıl saptamalar iyice zihinlere yerleşecek. Deliryum krizi. Çoklu kriz ortamında maharet sayılan, rakamların flulaştırılması ve abartılı beyanların da hiç işe yaramadığı belli oldu. Daha da belirginleşecek...
Yakın çağ reel rakamların çağı olacak...
Çünkü doğanın genetiğine kodlanmış rakamsal dil unutulunca, günler her akşam ifade edilecek rakamları beklemekle geçiyor. Zor günler. Çok zor geçiyor. Aslı astarı geçmiyor...
Virüs günlerinde kör ve kara ilişkiler de açığa çıktığından veya açık gizli alışkanlıklara devam edildiğinden rakamsal irade günden güne ağırlık kazanıyor. Yani rakamsal perspektif hayatları da yuttu. Yutuyor. Daha da yutacak...
Rakamların diline güvenmenin, herkesin ve de dünyanın yararına olduğu da tam netleşti. Daha da netleşecek. Net rakamlar üzerinden akıl ve bilim kapısı aralandı. Daha da aralanacak...
Artık inceldiği yerden kopsun günleri geride kaldı. Daha da kalacak...
Virüse bağlı herşey gayet netken, teğet geçer babında kırık çizgi edebiyatı başta gayreti azalttı. Ama günler ilerledikçe karakteristik dil ile hedefe kilitlenilemeyeceği anlaşıldı. Geç de olsa rakamların diline dönüldü...
Dünya çapında, uluslar ve devletler ölçeğinde su gibi akan zenginliğin ve bariz üstünlüğün rakamsal ifadesinin de günü kurtarmadığı açıkça görüldü. Topunun kocaman bir yalan balonuna dönüştüğü de. Ve uçan balonları virüs patlattı.
Pandemi yayıldıkça prompter zenginlerinin de rakamların dili ile konuşması, bizzat fakirliğin göstergesi oldu. Rakamsal dizgide suflör kullanılmayacağının da ilk belirtisi. Tutturulan veya tutturulamayan rakamlar da günlerin su gibi akmadığının emaresi.
Bu günden yarına rahata ermek için rakamların diline her gün dikkat. Daha fazla dikkat...
Formun Üstü
Formun Altı

VİRÜS, OLGU-ALGI...
Modern devlet olgusu ve yıkılmaz rejim algısı virüse çarptı. Çarpıldı. Modellerin tümünde sosyal anlayış ve sosyal uygulamalar bir anda çöktü. Tüm dünya sağlık emekçilerinin eline kaldı…
Toplum ile devlet arasındaki bağlar neredeyse her yerde koptu. Rejimler tartışılır hale geldi. Elbette muslukları açabilen devletler bir nebze olsun imajını kurtardı. Diğerleri virüs şokunu atlatacak yeterlikte destek ve güven sunamadı. Hele besleme otoriter sistemler, totaliter rejimler hepten sınıfta kaldı.
Hala tecrit yaşam sürerken ve virüs illeti kural tanımadan azgınlaşırken bu saptamaları mimlemek hiç gereksiz görülebilir. Ancak yakın gelecekte yaygın tartışılacak konu bu. Bir diğeri ise sağlık sektörüne açık çek verilmesi…
Sistem bazında tekelci dünyanın elçileri daha şimdiden hazırlığa başlamıştır bile. Çünkü gerçekten demokratik oligarşi çuvalladı. Dört bir yanda çağın imkânlarına ters orantılı bir yıkım yaşanıyor. Virüs göz göre göre geldi ve tüm dünyayı aynı çizgiye getirdi. Evlere hapsetti. O yüzden salgın sonrası rejimlerin ve devlet yapılarının değişmesi gerekliliğini şimdiden iyi okumak lazım.
Virüs en münasebetsiz bir zamanda modern devlet olgusu ve değişmez rejim algısını şakaktan vurdu. Şakası olmadığını tüm dünyaya gösterdi. İyi kötü işlediği sanılan tüm modelleri iptal noktasına çekti. En ağır yükü çekenler ise sağlık emekçileri ile dünya insanları…
İçler acısı bir manzara mevcutken hala toptan sınıfta kalışın muhasebesi yerine muhalefete çatma, çarmıha germe fırsatçılığı varsa, ittifak gayreti gösterilmiyorsa süreç daha da uzar. Virüsle mücadele zayıflar. Nuhu nebiden kalma yöntemler de hiç işe yaramaz. Fatura daha da kabarır. Yaşam daha da ağırlaşır.
Aslında sergilenen körlük ve gölgesel tapınma modundaki anlayış ısrarı, virüsün ilerleyişine seyirci kalmak demektir. Algıya ve olguya yönelerek gerçeklerden uzaklaşmaktır. Blok halinde küresel ölçekli virüs salgınına daha en başta teslim olmaktır.
İşte bu teslimiyetçilik, modern devlet olgusunu ve değişmez rejim algısını da virüs saldırısına kurban eder. Bu mantıkla, yaşanan acıların ve yıkımın da telafisi olmaz. Hayata tutunmak zorlaşır.
Devletlerin sosyal devlet olma hali ve uygulamaları resmin çöktü. Hiç hesapta yokken tüm dünya virüse çarpıldı. İnsanlık sağlık emekçilerinin elinde kaldı...
Var olsunlar…

nisan-2


VİRÜS,  EDAT TÜMLECİ…

Elde var bir, bu virüs vakası asla kolay kolaylanamaz, kolay onaylanamaz tarihi bir vaka. Vahim bir eda. Saflık namına zerre kalmamış inziva. İfşaalık iftira. Bahanesi sıfır bir kayıt kurcalama. Kur farkı. Kopya düzenek. Dosyaya konulan ise tek bir edat tümleci. Tümleç, virüs…

Abartılı dedikodular etrafta kol gezerken, elektronik casus kokusu. Donuk ayaklanma. Ayaklanışa sebep başka bahar. Gözü karalıktan önemsenmeyen detaylarda boğulma. Tutarsız ayakbtakımı beslenişi. Bildik tanıdık izler izinde, adeta yıkıcı sorumsuzluk. Kadim kalleşlik. Tabldot servis. Kapları boşaltan, acı çektiren çapsızlık. Şaşalı şaşkınlık. Tümevarım virüs…

Varan iki, mutlak mahrumiyet ve makul mahremiyet. Hal durum çengelinde asılarak çene yarışı. Katiyen düşünülemeze açık davetiye. İptal kaydı, ikbal kaybı. Her iki şartı birbirine bağlı. Şartsız şurtsuz bir rahatsızlık edebiyatı. Ebedi yetenek kaybı. Ezelden kalma sözün bir kan içici uğruna bozgunu.  Kusurlu uğrak arayışı. Muğlak afiyet. Solak nefret. Tek kelimeyle yalandan ibadet. Tümden, ibretlik virüs…

Edat meselesi değil mesele adet meselesi. Adil omayışı. Asıl mesele bitmeyen kavga. Çarpık eda. Ecdat izolesi. Tümleç çelişmesi. Manastır çekişmesi. Çekimli fiillerin düşmesi. Ezkaza fillerin ezilmesi. Cidden korkunç utanç. Utku tutulması. Tümdengelim, virüs…

Artık nasıl yaygın bir nankörlük ise etraflıca tümlenecek. Tümleçlenecek. Bir yere düğümlenecek. Cümle hislere eklenecek. Köşe bucak kolaçan edilerek hissedilecek. Sıradan bir merak, sıralı bir maraz değil. Bir çırpıda menfez. Değme taş çıkartacak ocaktan kesilme. gayri ihtiyari ihtiyatlanma. Elde nacak ancak bir adım sonrası ürküntü. Elde var üç, gelgeç virüs…

Aniden aynı esnada çalan sirenler duyulmayınca çalıntı malzemelerle inşa. Edat tümleçleri görülmeyince büyüyen vaka. Büyüteç tespiti. Mikroskop kopisi. Geçici iş görmezlik ayıbı. Evde kalışın gez göz arpacık fısıltısı. Fasıla fasıla suça ortaklık tescili. Faz kaybı. Tüm testler ve ek . Küçük büyük günahlara karşı koyuş şıklığı. Kof model bandanası. Mask, maske eldiven.  Elde var olanlar dâhilinde vakaya dâhil olanların baskılanması. Virüs baskını. Baskın virüs...

Yani hep aynı meşguliyet. Meşin topu belendiği çamurda elden kaçırmak. Virüsten gol yemek. Tarifesiz tekmelenme.  Tekmili birden edat tümleci. Çığlık çığlığa acil çağrı. Vahşetin çağrısına vahiy derecesinde kapılma. Buzdan Ateş. Virüs…

Adet yerini bulsun maksatlı maskotluk. Hilekâr hiddet. Kısmet lisanı. İnsanı insanlıktan çıkaran çakma olgu. Yalancı dolgu. Talancı kurgu. Teslimiyetin fotoğrafı siyah beyaz. Arabı falanı filanı. Rehavet çöktüğünde tek nar damlası.  Büyük zarar. Zillet ziyan. Eksik vekalet. Kusurlu örülen ağ tabakası. Zehirlenen hava tabakası. İğdiş hali. Kallavi bir kamçı şaklaması. Virüs kucaklaması. Edat tümleci şoklaması. Vira virüs…

Elde ve evde varlar ile elden çıkanların demir çubuğu eriten karışık bir vaka. Vahim ve de. Tümüyle virüs…

VİRÜS, OLGU-ALGI...

Modern devlet olgusu ve yıkılmaz rejim algısı virüse çarptı. Çarpıldı. Modellerin tümünde sosyal anlayış ve sosyal uygulamalar bir anda çöktü. Tüm dünya sağlık emekçilerinin eline kaldı…

Toplum ile devlet arasındaki bağlar neredeyse her yerde koptu. Rejimler tartışılır hale geldi. Elbette muslukları açabilen devletler bir nebze olsun imajını kurtardı. Diğerleri virüs şokunu atlatacak yeterlikte destek ve güven sunamadı. Hele besleme otoriter sistemler, totaliter rejimler hepten sınıfta kaldı.

Hala tecrit yaşam sürerken ve virüs illeti kural tanımadan azgınlaşırken bu saptamaları mimlemek hiç gereksiz görülebilir. Ancak yakın gelecekte yaygın tartışılacak konu bu. Bir diğeri ise sağlık sektörüne açık çek verilmesi…

Sistem bazında tekelci dünyanın elçileri daha şimdiden hazırlığa başlamıştır bile.  Çünkü gerçekten demokratik oligarşi çuvalladı. Dört bir yanda çağın imkânlarına ters orantılı bir yıkım yaşanıyor. Virüs göz göre göre geldi ve tüm dünyayı aynı çizgiye getirdi. Evlere hapsetti. O yüzden salgın sonrası rejimlerin ve devlet yapılarının değişmesi gerekliliğini şimdiden iyi okumak lazım.

Virüs en münasebetsiz bir zamanda modern devlet olgusu ve değişmez rejim algısını şakaktan vurdu. Şakası olmadığını tüm dünyaya gösterdi. İyi kötü işlediği sanılan tüm modelleri iptal noktasına çekti. En ağır yükü çekenler ise sağlık emekçileri ile dünya insanları…

İçler acısı bir manzara mevcutken hala toptan sınıfta kalışın muhasebesi yerine muhalefete çatma, çarmıha germe fırsatçılığı varsa, ittifak gayreti gösterilmiyorsa süreç daha da uzar. Virüsle mücadele zayıflar. Nuhu nebiden kalma yöntemler de hiç işe yaramaz. Fatura daha da kabarır. Yaşam daha da ağırlaşır.

Aslında sergilenen körlük ve gölgesel tapınma modundaki anlayış ısrarı, virüsün ilerleyişine seyirci kalmak demektir. Algıya ve olguya yönelerek gerçeklerden uzaklaşmaktır. Blok halinde küresel ölçekli virüs salgınına daha en başta teslim olmaktır.

İşte bu teslimiyetçilik, modern devlet olgusunu ve değişmez rejim algısını da virüs saldırısına kurban eder. Bu mantıkla, yaşanan acıların ve yıkımın da telafisi olmaz. Hayata tutunmak zorlaşır.

Devletlerin sosyal devlet olma hali ve uygulamaları resmin çöktü. Hiç hesapta yokken tüm dünya virüse çarpıldı. İnsanlık sağlık emekçilerinin elinde kaldı. Var olsunlar…

GÖRKEMLİ GÖKGÖZLÜ…
Demek ki; gök yere yığıldığında, milletin yıpranmış kalbi teklediğin de, enerjisi tükendiğinde, vaktiyle tarihi sil baştan yenileyen görkemli Gökgözlü’ye gereksinim doğar. Asrın olayını yaratacaklara, asırlarca anılacak tarihin en büyük gerçeğini yaratanlara, simli simalara ihtiyaç doğar. Ve gök yere yıkıldığında, güneş yeniden doğar…
Çünkü Güneşin gösterdiği yoldan ilerleyenler, eninde sonunda uğruna savaşılan özgürlüğü kazanırlar. Ağır ve emin adımlarla yürüyerek, tam özgürlüğe kavuşurlar. Güneş ışıtır kuruyan aklı. Kurutur terleyen bedenleri. Nemli namları. Yakar tarihe darbeleri. Tarih ve talih yeniden yazılır.
Görkemli güneş hiç batmaz. Battıkça bin bir renk doğar. Mavi gök yeryüzü ile buluşur. Şimşek çakan bakışlarla durulur. Hiç şüphesiz en derin düşünceler çeşitlenir. Hayat renklenir. En başta ‘Hayatta en hakiki yol biliminin ışığıdır’ düsturuyla…
Aradan yıllar, on yıllar, yüz yıllar geçti gök yine yere geçti. Tüm dünya virüs tuzağına düştü. Memleket sarsıldı. Hala sarsılıyor. Eski tas eski hamam. Tarih tekerrürden ibaret. Milletin yorgun kalbi tekrar tekledi. Enerjisi tükendi. Asrın salgını karşısında asrın idarecileri çaresizleşti. Ve umut için simli sima, Gökgözlü’ye gereksinim doğdu. Elbet doğar…
Tekâlif-i Milliye...
Milli teklif, olağanüstü savaş koşullarında. Milleti kurtaran, millete devlet kurduran Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde, üç aylığına ordu donatımı için elde ne varsa iç borçlanma teklifidir. Tekâlif-i Milliye hazinesi olmayan, evlatlarını savaşlarda kaybetmiş bir milletin, her şey pahasına hayatta kalma mücadelesidir.
Asla sıradan bağış değil, alınanların bedeli ödenmek üzere millet ile büyük uzlaşma, tarihi anlaşmadır…
Tekâlif-i Milliye borçları, büyük zafer sonrasında yedi yıl içinde kuruşu kuruşuna ödendi…
Olağan durumlarda adı asla anılmayan görkemli Gökgözlü’nün, gök yarılıp düşman yağdığı zamanda, kaynakları tamamen bitmiş memlekette, milletin son hamlesine ihtiyaç duyulan aşamada, kayıtsız şartsız gönüllü uyulan ulusal seferberlik emridir Tekâlif-i Milliye. Tam yüz yıl önce.
Tekâlif-i Milliye asla bir kampanya değil ulusal kurtuluş hareketinin çekilen pimi, tam bağımsızlık yolu, akıl ve bilim ile gelecek yorumudur. Emperyalizmin komple işgaline, asrın devrimi ile verilen tarihsel cevabın ilk paragrafıdır…
Yüz yıl sonra gök yere çakıldığın da, milli dayanışma ruhunu alevlendirmek, uçurumun kenarında oluşu hafifletmek, yine Gökgözlü’ye bağlandı. Görkemli duruşuna, ilelebet var oluşuna…
Çünkü bu millet yüz yıl önce Gökgözlü’ye kalpten inanmış, sınırsız güvenmiş, görkemli çağrısına, ulusal dayanışma seferberliğine, gönüllü katılmış, memleketin ve evlatlarının geleceği için varını yoğunu hiç karşılık beklemeksizin ortaya koymuştur. Malları yanı sıra canları dâhil…  
Öyle görünüyor ki virüs salgını sonrası, tarihi sil baştan yenilemek yine Gökgözlü’nün görkemli ilkeleri ile olacak…


MAVİ...

Tembel şeytan uçurtmaları bile artık akmıyor maviye. Çirkin bir peri masalı yaşıyor Dünya. Kelepir bir hayat. Usanmışlığı yaşıyor insanlık. Yasaklı ve bir mucize bekleyerek. Atmosfer körlük kötülük ve muammalarla örülü. Bir terslik, bir anormallik var havada...

Sıradan statükocu kanaat yüksek perdede. Kırık çizgili çehrelerde, çizgiyi aşmış çevrelerde küçük kıyametin sarsıcı izleri. Hayatın demi sonsuzluğa karışmış. Derin travma. Akıllarda kelepçe. Öyle beter bir salgın ki yıllar yılı zihne zerk edilenlerden bile daha tehlikeli. Sağaltılamaz boyutta. Halledilemez zorlukta. Boyuna vantuzluyor küçük dünyaları, büyük harikaları. Hatta sırnaşık gölgeleri bile...

Maviye akmıyor artık has hayaller. Methiyeler, tavsiyeler ve men etmeler uçuşuyor göğe. Güven sıfır. Tembel inzivası kelepir bir hayat...

Bu havasızlıkta ilkin sinirleri kuvvetlendirmek gerek. Sonra uçuk hayallere dahi sığmayan saldırıya direnmek. Metabolizmalar aksadıkça yenilenmek. Ve virüse yenilmemek...

Çünkü virüsün nereye demirlediği, nerede demirleyeceği belirsiz. Hangi denizde, hangi limana, hangi mavi laciverte? Nereye kurulmuş sehpa? Hangi huzurdan dışarı. Hangi uzuvdan hangi damardan yakalayacak orası da belli değil...

Bu devasa belirsizlikte köşe kapmaca. Körebe. Maziye karışmıyor artık anılar. Maniler dengini yitirmiş bir bir. Kelepir bir hayat ve açıkça hücre hapsi...

Ciğerde tek nefes. Tık nefes. Kalıplaşmış yığınlar şeytan üçgeninde. Maviye akıp atlatmak gerek bu virüs sağanağını. Bugünden yarına. Önce sağlık...

Akıl bozan doruklardan öte yüze aşmak. Haddi hududu bilerek bu musibetten kurtulmak. Denize çivileme. Keskin maviye kafa üstü atlama. Kadife düşler diyarında şeytana pabucu ters giydirme...

Ters yüz edilmiş zihinler ve alaşağı edilmiş hayatlar asıl tehlikede. Umutlanılıyor maviye. Tembel şeytana inat bilimle, akıl ile. Virüs ablukasından kurtuluşun reçetesi hayatın ABC si. Ve tek arzulanan mavi de mola...

Salgından beri dev kaleler döküldü. Bir ucube virüs rüzgarı kumdağları yarattı. Bir virüs esintisi kum göllerini. Kum fırtınası gibi vurdu virüs. Yakıcı ve ıyıtucu. Cılız bir elvedayı yaşıyor dünya. Şeytanın bile aklına gelmeyecek bir atmosferi...

Feri kalmadı insanlığın. Bir mavi kaldı yerli yerinde. Bir de sırtı lacivert denizler. Ve bilincin ürünü madde. Ve bilim dışı kargaşa...

Tembel şeytan uçurtmaları ne zaman akacak maviye? Çirkin peri masalı ne gün bitecek? Belirsiz...

Bekliyor kelepir dünya...
DOKUMA DOKUNMA, YANARSIN...
Öyle bir tepe noktasına ulaştı ki virüs, dünyayı kurgulayan dokumacılar loncası bile böylesine tuhaf dokusu olan bir virüs dokunuşu ve ince dokuma görmedi. Panikteler. Parola, dikkat değme, dokuma dokunma yanarsın...
Yangından elde kalan ise ölüme adanmış dokunaklı, en dokunaklı hayat parçası. Reel hayattan yanlış esinlenilmiş bir diken bahçesi. Ayrıca her silinmiş, silinmelik hatıra babında sil baştan yenileniş. Seçim ve geçim darlığı...
Orta yerde okumacılar ile dokumacılar arasında kalıp, doku zedelenmesine uğrayış ise virüsün eseri. Virüs her türden koruyucu donanıma rağmen tuhaf dokunuşlu. İstan, fistan karavanı. Kara humma. Karavana hayatlar ve karantina...
Kaçak göçek, iğreti dokuma tezgahlarında vurulan ilmekler ise tam semptomluk. Acı veren, ölüm kusan dokunuşlar sabah ayazında, gece poyrazında. Pamuk gibi savrulan virüs esintileriyle, pandemiye esrik yakalanış. Virüs kaçakçı kervanı gibi incecik yollardan, sıkı ölümler dokuma peşinde. Tek gidiş tek gelişli yollar. Gidişi var dönüş zor. Dokuma kancasına asılma kasılma, loş hayal peşinde yarenlik zaafı. Bir dokun bin ah işit deryası. Acılar yoncası. Tez yeşillenir goncası. Kızarır...
Püs verir virüs. Üstelik pis kürlü, külüstür akılla her gün yeni vaka. Ölümcül...
Bozulan yaşama yakıştığı, yakıştırıldığı sanılır virüssel ölümcül dokunuşların. Tuhaf olan ise yetişkin seviyesinde seviyesizlik ve fırtınabiçen eksik tezgahta tezgahtarlıktır. Ve tez zamanda hayal dahi edilemez işler geldi içi ot başlara. Od düştü düşer her ocağa. Kıytırık planlardan ibaret, ful ibadet merkezli ibresizlik ve ilkesizlik, elbette hayat örgüsünü, yaşam kumaşını tersten dokur...
Bu dokusal hatalı dokuma ve vakasal dokunmalar tüm loncalara negatif tesir eder. Virüs dirayetsiz dokunur. Son ilmek sakın dokunma yanarsın itirazıdır...
Bir gece illaki burnu havadalar ile barometresi çatlakların anlık dokunması doku bozar. Virüs çabuk depolanır. Dokumacılara ok saplanır. Dokunanlar dipsiz kuyu.
Yanar dünya. Okumacılar ve dokumacılar ile dokunmacılar hayati hesaplara saklanır. Dokumacılar loncası müstakbel istilayı rafine eder. Kıyafet diliyle hayatı dokuyanlar ise heybeden keser, biçer, diker...
Dikili taşlar üzerinde zıplanarak dokunan ve dokunanı hayattan koparan ilmekler çok bilmek yarışı ile virüslenir. Akıllar karıncalanır. Mavi boncuk tezgahı yalpalar. Kem gözlere keman çalınır...
Okuru dokuru, locadan hocaya, bacadan ocağa, ocak söndüren bir aracıdır keskin notalarla dikilen virüs. Aba altından sopadır, doğaçlama dokunandır. Sobeleme desenlidir, yekpare beneklidir. Kara benekli gömleklik kumaştan maskedir. Hız kesmeyen kampanyalarla gömlek değiştirme taktikli, takdir bekleyişidir.
Sonrası dokumacılar loncasını bile delirten takdiri ilahi çarkı. İhmale dayalı ikna bezeli baştan çıkma eşitsizliği. Virüse eşlik sessizliği. Titreşimi tuhaf desenli panjur kumaşından barınak. Bonjour şubesi. Tıpkı kara deri kaplı sehpada süslü bitki saksısı. Saklı virüs kapısı...
Kapılar açıldıkça, dokunuldukça yara azdıran bir virüs. Vira virüssel azgınlık. Hiçbir tezgahta dokunamaz ebatta ve deniz tuzu kokan bronzlukta sessiz bir çığlık. Karantina...
Öylesine bariz tepe noktasına ulaştı ki virüs, dokumacılar ve dokunmacılar loncası da virüsten korunma derdinde.
Yana yakıla yardım bekliyor...

ÇETİN BİR DURUM...
Bir durum ki söz denizi yetersiz. Uzun sözün kısası, dünya çapında Coronovirüs ile çetin bir iş tutulduğu kesin. Cereyan eden çetin bir mücadele...
Coronavirüs denizleri kuyruk bereketi ile geçti, geldi. Kaşmir yün maskeler de denizaşırı yolculandı. Ve dünyada kuşku götürmez ölçüde katmerli, kaşmirli Coronavirüsün dediği oluyor...
Virüsün yegane destekçisi ise hantal bakışlı lordlar. Hain lordlar. Lordlar camarası. Civatası yalama. Onların ardından tavanarası, tavan arası örümcekleri. Ardından temizlik. Temizlik şartı. Hijyen...
Dünya çetin bir durumla karşılaşmayışın esnekliğiyle uzun yıllar sonra kapana kısıldı. Miyop, mikrop bir virüs hafızaya diz çöktürdü. Milletler çöktü. Her sese yanıt veren arsız, yersiz destekçilerin bile sesi kısıldı. Ee can tatlı.
Çetin durum daha da çetinleşince kısık ateşte ötelemeler gerçekleşti. Ertelemeler gerçekleşti. Lafın özü kaşmir güzelliğinden kaşla göz arası sıyrılma. Bilime sığınma...
Sağır sığlıkta yarım akıl destekçiler bulan Coronavirüs alayını dürdü, büktü. Öptü. Öpülenler öldü...
Coronavirüs sessizce ama alenen canına okudu dünyanın. Akla kara dumanlar savruldu çevreye. En baba devletler yüzüstü hokkanın altına gitti. Yani Coronavirüs ölüm mührünü bastı aleme...
Hatta yıllarca akıl zehirleyenlere, acıtan içtenlikte yanıtlar verdi. Arandı durdu, kurnazca çeşnicileri. Zehirlenmemiş akıllarla da çetin bir kavgaya tutuştu...
Coronavirüsüne çare daha bulunamadı. Bu çaresizlikte Coronavirüs tüm virüsleri birbirine yapıştırdı. Yaftaladı. Afalladı dünya...
Bir acayip yaratı, Allah yarattı demiyor. Bulduğuna bulaşıyor. Çetin bir durum. Çarşı pazar karşı karşıya kalınan durumla diller tutuldu. Dinler sustu. Dallar kırıldı. Dört yana ölümcül korku, yaşamsal tutku saçıldı...
Neden ise gözler geç açıldı. Göz var nizam var, lafla peynir gemisi yüzmez. Gecikmiş tedbirler bir bir sıralandı. Büyük utanç derinden hissedilirken, evlerde keçileri kaçırmaya ramak kaldı. Haklı haksız birbirine karıştı. Akıllara musallat olan Coronavirüs bu çetin durumu da lehine çevirdi. Şimdi eşitlik zamanı. Kör dövüşü, kördüğüm. İnsanlığın kazanması şart. Yoksa vaka yorumlara açık. Her türlü tahminlere de...
Sanki taze kalpler kuru bir çöl olmaktan, kısa sürede kurtulamayacak gibi. Kurtaramıyor dualar. İntikam alıyor doğa. Kurtulamıyor Dünya...
Coronavirüse bağlanan ekonomi de içler acısı. Feci. Temel ürünler dahil herşey alıcı ve satıcı ticaretinden çıkmış. Coronavirüs tezgahında. Emek tuhaf bir şekilde değer kaybetti. Ekmek değer kazandı. Politika patikadan aşınca ekmek aslan pençesine düştü. Düşülen döngü, çetin bir takip tutturma dönemi artık. Tutku ötesi bir yalnızlaşmaya savrulmuş evren. Devletler de. Çare insan...
İnsanlığa tek çare, tek destek, tek direnç kalabalıktan başı dönmüşlük ve izolasyon...
Coronavirüs herhalde maneviyat kopması yaşatıyor. Maddiyat kapanması önceliyor. Estek köstek zamanı değil, durum çetin. Bu günden yarına kendi terinden, kendi nefesinden ünvanların sıcak tutulması şart. Gece serinliğinde virüs yutanlardan da uzak durulması. En az üç adım mesafe. Tecrit...
Gelip çatan, Coronavirüsü kaşmir gölgelerin arasında, kara günlerin hizasında paralama zamanı. Karşılıklı hamleler çetin. Girişimler arkasız. Çetin bir durum...
Çalan fon müziği bile çalıntı. Dünya virüsle çalkalandı. Canlılar budandı. Bu arada çepni duvarında kıvamlı kıvamsız çeperi zorlayanlar. Metezori kuyu hapsinde. Etraf kadavralık kıvranmalar da. Neler yaşandığı belirsiz. Dört yana çığlık dalanması. Bağlantı kaybı. İletişim kesik. Kaşla göz arası virüse bulaşma riski. Baştan budanma. Gözlerde buğulanma. Acı hayat...
Çitleri aşan çıplak uyarı, sahte ayartı ve ayarsız çiğ süt sünepeleşmesi. Sinsi Coronavirüs süründürmesi. Hissedilmeyen etkileşim. Ve apansız pandemi...
Yaşanmaz olası bir deniz ötesi aldanış ve alışılmamış karantina. Yaşandı. Yerleşik yerel kapışma da. Ve katı kapanmalar güncellendi...
Sahte lordlar ile silkinmeye çalışan kaşmirli ve katil Coronavirüs akortsuz. Akortsuz teller eşliğinde eşindikçe eşiniyor. Şimdilik çare belli, yarın kimbilir?
Uzun sözün kısası, sözün bittiği yerde bir dünya. Dünyalılara çetin bir durum. Yaşanmaz denilen, bilimkurgu filmlerde geçenler yaşanıyor. Sanki gök delindi. Hüzün saatlerinde hüzzam makamı şarkılar. Akort tutmayan akordiyonun, virüssavar tulumu da delindi. Nefesler kesildi. Boğazlarda tek kelime. Ciğerler tek kanal. Çetin bir vaka güncellendi...
Hepten vekaletsiz bir durum. Asıl olan çirkinleşen dimağ. Kirlenen kalp. Virüslü çirkeflik. Topu kaşmir gecelere yayıldı...
Solarken güneş, çepni boyu boylandı, soy soplandı, sonsuzluk toplandı. Denizaşırı virüs yolculuğu, çetin bir yolculuk. Yol şaştı, Coronavirüs geldi yeryüzüne konuşlandı...
Konuşmak yersiz artık. Artık her yer virüs. Konaklama süresi belirsiz. Durum çok çetin. Çetin bir durum...
Çok geç farkına varıldı...

COVİD-19 VE EMPERYALİZM…

Covid-19 emperyalizme açıktan açığa dur dedi. Her ne kadar bu C-19 virüs salgınını emperyal komplolara bağlamak isteyenler olsa da gerçek bu. Bu salgınla on yıllardır sürekli üstü örtülerek gerçekleştirilen sömürü ve sömürü sistemi dibe vurdu. Yere çakıldı…

Yıllarca kandırılmış insanlar masal dünyasından çıktı, acı gerçeklerle yüzleşti. Covid-19 ile tanıştığı ilk andan itibaren emperyalizmin yaklaşık elli yıldır yutturmaya çalıştığı sistemin de ne kadar fos olduğunu gördü. Tümden başkaldırı büyük olasılıkla virüs salgını sonrası…

Bu gün küresel dünya için en büyük düşman C-19. Tüm paylaşım çatışmaları ve kirli savaşlar unutuldu. Çünkü dünya kaçınılmaz biçimde Covid-19 tutsağı konumunda. Kapitalizm çaresiz. Emperyalizm açmazda ve çıkmazda.

En ileri önlem ve uygulamalar da yetersiz. Bu yetmezlik çerçevesinde virüse yakalananlar ve can kayıpları hızla yükseliyor…

Yani küresel emperyalizm günden güne çöküyor. Küreselleşme masalının beyaz efendileri bile sos veriyor. Bırakın dünya korumacılığı ve jandarmalığını sınırları içinde yaşayanlara dair sosyal ve sağlık önlemleri almak da zorlanıyorlar. Afaki rakamlar açıklayarak, yani manipülasyon ve similasyonlarla büyük aldatmaca sürdürülüyor.

Elbette bu biçimde taktiklerle iktidarların sürdürülmesi pek olanak dâhilinde değil. Çünkü Covid-19 kapitalizmin ana damarlarına dek ulaşmış. Ve hayatı felç edecek biçimde saldırganlık içinde. Kutuplaşma kapsamlı iktidar ve iktidarda uzun süreli kalma hesaplarını da sıfırlayabilecek bir role bürünmüş halde. Dünya çapında yayılma pozitif, insani gelişmeler negatif.

Sanki Covid-19 demini tam tutmuş çünkü pandemi inanılmaz boyutlarda…

Bunca sert küresel krize rağmen hala muhalefete giydirme derdiyle tutuşan, yerli ve milli iktidar ise salgın benim hükümetime ve yandaşlarıma bulaşmasın da, kime bulaşırsa bulaşsın hevesinde gibi. Mevcut gerçekleri görenleri ve gösterenleri, olası eleştirileri sindirmeye uğraşıyor. Covid-19 ile savaş için gerekli radikal ve aktif kararlar, kamuoyunu çok yakından ilgilendiren önlem paketleri ağırdan alınıyor. Aynen büyük abi yolu izleniyor. Özellikle kaynak yaratma sıkıntısı yüzünden, acı bir şekilde yüzleşilen gerçekler halkın iradesine bırakılıyor.

Dünya ölçeğinde salgının akış tablosu açıkça bilindiği halde iktidarları güçlü göstermek adına bir karartma veya flulaştırma operasyonu kopya ediliyor. Hem de emperyalist dünyanın dip yaptığı yönünde uluslararası saptamalar söz konusu iken. Covid-19 her girdiği yerde kısa sürede pik yaparken.

Durum o denli berbatken hala her nedense, her yerde antidemokratik ve faşizan uygulamalardan vaz geçilmiyor…
Oysa en iyimser yerli ve milli similasyon; ‘70 bin ile 100 bin arasında vaka, 3-5 bin ölüm’ olabileceğini yansıtıyor. En makul kötümser similasyon ise: ‘200-300 bin arası vaka, 12-15 bin arası ölüm’ görüntüsü veriyor. Hal böyleyken hala kendi çöküşlerini durduramayan emperyalist devletlerin küresel kıyım, bölgesel çatışma, bölme ve parçalama, vahşi sömürü alışkanlıklarından medet umuluyor.

Evet Covid-19 dünya çapında emperyalizme dur dedi. Elbette emperyal uzantılarına ve vahşi kapitalizmi dayatanlara da dur diyeceği günler yakında.

Öyle emperyalist komplo senaryoları üreterek krizden çıkmak, pandemiyi panislamist kafayla çözmek ise başka bir hayal…


4 Nisan 2020 Cumartesi

nisan-1


DAKİKADA İKİ BİN ÜSTÜ YİRMİ...
Dakikada iki bin kere yinelenenlere karşın, etik hal ve huy ölçüsü hiç de alelade olmayan bir virüs performansı ile değişti. Pandemi...
Pandemiyle merhamet ve acıma duygusu yirmi kat değer kazandı. Ancak virüs salgını tez zamanda sıfır dereceden, bilimsel ve felsefi fonksiyonu eksilerde kaynama noktasına erişti. Tepe noktaya tırmanışı sürüyor. Bu hafif maddeye dönüşüm, erişkin yaşamı edebiyatıyla geçiştirilemez. Radikal tedbirler alınmadan bu virüs kolay kolay halledilemez.
Çünkü dakika dakika, dakikada iki bin kere açıklanan reel duruma karşın, başa gelen iş yirmi kat büyüdü. Daha da büyüyecek öngörüsü var. İyi veya kötü, tüm similasyonlardan acayip korkulur hale gelindi. Ve bir anda kademeli katı prensiplere ulaşıldı...
Koronavirüs yüzünden bitkisel hayat ve hayvansal içgüdü ortamı mahalle ve köy pervasızca yayıldı. Kentlerde de makul hal ve medeni huy bırakmadı. Zamanla hamura nitelik katan desteklerden de uzaklaşıldı. Korona ile beraber sosyal hayat resmen darbe aldı. Ucuz üretim ve pahalı tüketim ekonomisi hayalleri de battı.
Batışla dakikada iki bin kere, kerat cetveli ile hesaplanamaz birleşik çarpanlar, üstü yirmi katına çıktı. Yani son ve sonsuzluk hiç hazırlık tasarlanmadan, beklenmedik oranda gerçekleşen salgın, irkiltici virüs temasları ile iyice belirginleşti. Korona gelişti, bulaştı, dört bir yana yayıldı.
Dahası dahiyane sanılan ödül ve ödüllendirme tutkusu, bobin geri sarınca kalıcı hasar bırakacak seviyeye ulaştı. Meydanı boş bulan virüs sabit dengeyi ve moral değerleri hepten bozdu. Etik denge, bilindik kütlesini kaybetti. Hesapsız kaynak sarfıyla doğan negatif enerji kendini tam tamına hissettirdi. Bu ters reaksiyon zamanı geldiğinde egemen kuvvetleri nasıl zayıflatır, zayıflatacak dünya alem görecek...
Çünkü Korona sürtünme kuvveti, bulaşma gücü ve yönlendirici akım ile durmaksızın ilerliyor. Uygulanan farklı ve ciddi metodlar karşısında kaybedecek belki ama epey zaman alacak. Yani ciddi kusurlar asla erdeme dönüş meyecek. Korona başka bir şekle dönüşecek. Yine kazanmış olacak...
Öyle ki dakikada iki bin kere vuran acı kuvvet, kötü yönetildiğinden ve umarsızca yönlendirildiğinden yirmiden geriye talebe saydırımı ile çok zaman kaybedilecek. Ve tekrardan saygı kazanılamaz hale düşülecek. Amaçsız hal ve huy kaybının önüne geçilemeyecek. Yani nice kaybın kodu olacak Korona. Veya unulmadık kazanımların...
Elbette virüs sayesinde cehaleti kötülük saymayış, sokma bilginin aklen ve fiziken hesaba sığmaz kötülükleri engelleyebileceği inancı da yerlerde süründü. Genelde ve yerelde yaşanan ise baştan sona güven kaybı. Günlerce ivme kazandırılan standart sapma, yüksek titreşim oranı ve yayılma hızıyla istatistikler şaştı. İstim üzerinde aşılması zor güçlükler bir bir sıralandı. Haliyle özgün çıkış yolları üretmek de tıkandı. Fırsat bu fırsat özgürlükler tamamen sınırlandı. Adi mahpuslara ise tahliye. Yas ve kıyas ihtimal dışı kaldı. Yani demire ölümcül darbe puntalandı.
Doğrusu düşük seviyeli ve dağınık görüntüler sergilendikçe ürkütücü ve gülünç ilerleme gerçekleşti. Oysa şüphesiz gerileme. Fırtına, felaket kapıda...
Her dakika iki bin baskılı tekrarlanan değer ve demir yürek performansı şaşırtıcı ve abartılı harcanınca, fakir ekmeği umut hacimsel değer kaybetti. Öz yapısal ve yasamsal içselleştirme kaygısı yirmi kat ters baskılı akıllara basıldı. Yani insanlığa yararlı devrim yaratacak, çığır yaratacak katkı halleri ve hayalleri katıksız ihlal edildi. Virüsle topyekun savaş ihmal edildi. İdeal heterojen oluşumlar heder edildi. Mesleki hevesler tırpanlandı. Haliyle hatıralar da hafifledi. Korona ağırlık kazandı.
Bu arada mükemmel sanılan evren de duraksadı. Dünya huy ve hal derecesi gerici ve geçici çözümlerle iyice çözümsüzlüğe sürüklendi. Geriye kalan ise sadece boşa enerji tüketimi. İnsan hayatı tüketimi. Ve Koronanın yağmacı yayılması...
Diğer yandan virüse yakalananlarda, dakikada iki bin kere ve yirmi kat daha fazla göğüs baskısı. Ve durdurmakta zorlanılan, resmen aciz kalınan korona salgını...
Şimdilik salgın, işleri salanın ve koronaya el sallayanların aleyhine. Bir algoritma tüm algı değişebilir. Değişmez olan şu, bu salgınla sallananlar yine hep ayni kesim..

MOLEKÜLER TANRI

Moleküler Tanrı ondokuzuncu,19. Kara meleğini, CronaV yi yeryüzüne indirdi. Ve yaşanan en ileri teknolojik çağ, bir anda 19. yüzyıl öncesine evrildi. Çevrildi...

Covid 19 iş başında. 19. Asrın çok öncesindeki salgınlar gibi, şu çağda yaşanan CoronaV salgını da insanlık alemini çaresiz bıraktı. Covid 19, her geçen dakika insanları yutuyor. Ve zaman uygar dünyanın aleyhine işliyor. İşin şakası yok. Kalmadı...

Literatür taramalarında gözükmeyen dünyayı yakacak, insanlığı yenecek güçte bir zebani bu. Bilinen adı CoronaV, kod adı Covid 19. Moleküler tanrının insanlığı hiç uyarmadan yeryüzüne gönderdiği, görevi her şeyi mahvetmek olan bir virüs. Durum vahim...

On yıllardır bilime ilgisizliğin, ihanetçi arayışların, şiddetli acımasızlığın, sosyal sınırları ihlalin resmen moleküler tanrı tarafından cezalandırılması. Ceza kesici ise Covid 19. Ancak bedeli yine hiç suçsuzlar ödüyor. Ödeyecek görünüyor. Hem de canlarıyla. Mallarıyla. hayat toptan durma noktasında. Ama 19. kara melek hala durmuyor. Böyle giderse izole olmak bile yeterli çözüm olmyacak. Çünkü her şeyi özlemek ve akla bilime inananların gerçeği anlaması dışında yaşam cahilce aynen devam ettiriliyor.

Moleküler Tanrı hiç ayrımsız ve eşitlikçi işgören Covid19'u insanlığın başına bela etti ama dünyayı yönetenler hala basitliğe ve basiretsizliğe tutsak. Doğadan boşa nefes çalan bir hadsizlik. Harcı hurcu bitirmişliğin girdabında savrulmak halsizliği. Hala bilinmeyen bir dünyanın hayaliyle sunulan habislik. Dört koldan çarpan güçlü ikazlara aldırmazlık. Ağırdan alır pozunda aksak duruş. Hala önyargılı ve iki yüzlü, sosyal egoistlik.

Moleküler tanrı çaresiz insanların peşine Cavit 19 kara belasını takmış, önüne geçeni yok ediyor. Kendini yeryüzünde yenilmez tanrı ve vazgeçilmez insan pozunda görenler yüzeysel tedbirlerle günü kurtarma peşinde. Ve bu ilgisizlik, bu umursamazlık ortamında Cavit 19 salgısını dört bir yana salıyor. En baba sistemleri sallıyor. Yaşlı genç insanları ve insani değerleri iştahla yutuyor.

Yani virüs kimsenin göz yaşına bakmadan virüslüğünü gösteriyor. Gerçekleri hala gören yok...

Bu hep görgüsüz insanların yüreğine sızmış ve tüm insancıl enerjiyi çıkar ortaklığı çerçevesinde harcama lüksüne neden olan virüs sistemi yüzünden. Bu derin kriz balansı bozuk sistemin Covid 19'u basite alması, sıfıra indirgemesi yüzünden. Ve bir türlü halledilemiyor covid 19.

Yeni bir başlangıcı acımasızca dayatan moleküler tanrıyı da görmezden, anlamazdan gelişin faturası ise epey külfetli...

Acayip olan moleküler tanrının ölümcül laneti Covid 19 bile insanlık tarihine işbirliği ve dayanışmayı bir türlü güncelleyemedi. Kısa sürede bunca kıyıma karşın, bir kerelik bile olsa iyi şeyler yapılmasını, iyiliğin doğruluğun yeryüzüne egemen olmasını sağlayamadı.

Bu gidişle çok yakında molekül tanrı da insanlar üzerinde yanıldığını anlayacak ve Covid 19'u yeryüzünden çekecek.

İnsanlar da doğru seçemedikleri yöneticileri yüzünden, çektikleri ile kalacak...
CORONA-V HAVASI...

Toplumsal ve bilimsel açıdan bakıldığında bu CoronaV illetinden şimdilik kurtuluş yok gibi. Virüs eninde sonunda hemen herkese bulaşacak havada ilerliyor. İnsanlar da bana bulaşmaz havasında. Erken yakalanmışlar yolcu, geç yakalanacaklar yolu uzatacak biraz. O kadar. Ve sonrasında dünya CoronaV ye alışacak. İnsanlar da alışacak. Yaşam kaldığı yerden devam edecek...

Ama gün CoronaV den ne yapıp edip uzak durma günü...

An itibariyle tek mesele, CoronaV ile yaşamayı öğrenene dek, alınan sıkı önlemlerle salgının hızla yayılmasını geciktirmek. Yani sağlık sektörünün ayakta kalmasını sağlamak. Aksi durum insanlık açısından tam bir facia getirir.

Özellikle resmi-özel mevcutların yetersiz kaldığı an, kurulacak yeni kent hastaneleri, sahra hastaneleri ile dahi çözülemeyecek bir çıkmaz söz konusu. Yani daha kötü günler bekliyor başta sağlık sektörünü ve tüm insanlığı. Eğer sosyal izolasyon hakkıyla gerçekleştirilemez ise bir adım sonrası 'Sofinin seçimi' tarzı bir tedavi süreci...

O yüzden insanlık arayış içinde. Corona da arayış içinde. CoronaV varolmak için insan ciğerine muhtaç. O nedenle şimdilik öldürücü. İnsanlar da ölümlü. Fena halde fani...

Öyle ki, CoronaV şeytani bir şaşkınlık içinde saldırıyor. Çünkü virüs insanlığı tanımıyor. Hala hayvan bedeninde yaşadığını sanıyor. İnsanlar da mevcut atmosferi normal görüyor. Havayı katartan, felaketi büyüten mesele bu...

Bir başka gerçek bu CoronaV yüzünden hayvanlar ölmüyor ama insanlar ölüyor...

İnsanlar bağışıklık kazandıkça mesele bitecek. Belki epey uzun sürecek. Ama nihayetinde yaşamın sonsuzluğu gereği CoronaV mutasyona uğrayacak, insanlık da CoronaV yi iyice tanıyacak. Ve insanlar ister istemez virüsü taşıyacak. Zor görünse de karşılıklı alışılacak...

CoronaV de tıpkı insan bünyesinde yaşayan binlerce virüs gibi asimile olacak. Yani yaygın olacak ama öldürücü vasfı kalmayacak. İnsan ölünce ölecek. Çünkü öldürürse CoronaV de yaşayamayacak...

Ancak bu hiç beklenmedik ve hazırlıksız yakalanılan CoronaV saldırısının maddi manevi yıkımı on yıllar boyu hissedilecek...

Bu günden yarına insanlığa düşen ise CoronaV den kapı köşe kaçınmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek. Dirayetli direnç göstermek. Çünkü zamanla CoronaV barınamadığı bedenlerden kaçarak, daha zayıflara geçecek. Ve geçişler sırasında mutlaka mutasyona uğrayacak...

Eğer ciddi önlemler alınmaz veya alınan tedbirlere uyulmaz ise CoronaV daha ölümcül hale de gelebilir. Ancak virüsler tarihine bakıldığında hiç bir virüs kaybetmek üzere konuşlanmaz. Hızla kaybetmeyecek yeni bir yüze değişirek günü kurtarır. Sürekli mutasyonla yaşayacağı bedenler, yiyeceği ciğerler arar. Tek gayesi işlevini sürdüreceği canlı bedenleri bulmaktır. Asıl bulamaz ise kaybeder...

O yüzden CoronaV den tam korunma, güçlü bağışıklık sistemine sahip olmaktır. Birincil koşul bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesidir. Diğer yandan beklenti CoronaV nin zorunlu mutasyonunun çabuklaşmasıdır. Yani bulaştığı bedeni yok etmeyecek biçimde bir mutasyonu geciktirmemesidir...

İşte bunun için yapılması gereken, toplumsal ve bilimsel karantina uygulayarak, gönüllü ev hapsi uygulayarak CoronaV ye bulaşmamak. Veya oldukça geç bulaşmak. Virüsle temas alanlarını iyice azaltmak. Büyüyebilecek tehlikeyi küçültmek...

Anca böylece ileriye dönük insanlığın şansı artar. Ölümler de azalır...
NİSAN, MEKÂN-VİRÜS…

Aylardan Nisan. Mekân iki kıtayı birbirine bağlayan kozmopolitan. Bu kez nisan bir şakası virüsten. KoronaV. Şaka gibi. Şoklanan mekanik nefes alışverişlerinin, makinaya bağlanmasına ramak kala ortak kader. Ayni kaderi paylaşmanın götürüsü ve gittikçe genişleyen zincirin halkaları. Virüs güçlenmesi. Vatan zayıflaması. Ortak soluğun kesilmesi hissi. Lenfomatoz. Virüs fobisi…

Teselli babında mekik dokunan anların, virüsle nefrete dönüşmesi. Eziyet veren göğsün, oksijenle dolması inip kalkması mucizelere bağlı. Daralma. Akıllarda manen ölü, tıbben makina destekli yaşam. Bu öylesine vahşi bir soyutlanma ki, iki kıta bir olsa soluğun kesilmesi fikrini sağaltamaz. Somut olan tek şey var ortak kaderi, mekân zaman düzleminde düzeltmek. Hanelerde. Virüs gevşeğini tam gevşediğinde canlı ötesine civatalamak. Tam da U dönüşü yaparken olduğu yerde mıhlamak. Tek çare…

Bolluk, bereket ve cömertlik ayı april başlarken, Nisan başı metalik gri günlerde güven fonu formaliteden sayıldı. Destek bekleyenler sadakayla sarsıldı. Ve balans yine bozuldu. Bu yönde ısrar iki kıtayı birleştiren asma köprüleri de denize döker. Beklenen ve ürkülen dönüş alınmayınca sıkça, sıkıştırılmış programlar işleme koyulur. Mekanik zalimlik merkezileşir.

Merkeze çok uzak da olunsa, bu merete geçici tutulan bir stüdyoda boğaz temizlerken, tutulan kuru öksürük ilk belirtidir. Peşine yüksek ateş. Haneden takı seti çalan serserilik nevi çalkalanma. Virüs çarpılması...

Virüsün hareket alanı genişlerken, kozmosu çıldırtan politik hatalar peş peşe. Polen itişmesi, virüs çekişmesi. En çekilmez olan ise mekân kapatma. Her neredeyse orada nefsi bozuk nefeslenme. Yarım akıl efelenme. Ve normal hayatın çekiciliğini birden kaybetmesi. Virüs saldırısı…

Mekan-virüs bağlamında doku bozulması, doğa yanılması, dua sanrısı Soluksuz kalma. Virüs hobisi. Habise neşter vurma zamanı, eksik haber…

Aylardan nisan. Mekân iki kıtayı ayrıştıran kozmopolit kozmopolitan. Politik denge merkezi. Panik atak dünyası. Kendine yeter dünyaları kör temas aralığında, kasıp kavuran bir metalik fırtına. Virüs fırtınası. Enteresan olan mekanik işleyişe de virüs darbesi.

Dar çerçeveli konforlu yaşamın bile virüs maliyetine kafadan kopması. Korkması. Kokuşması. Mek mak, cek cak ekleri ile anılan imkân ve imkânsızlık. Her mekân, iki kıtayı birbirine kaynaştıran kozmopolit kozmopolitan. Koskoca riskli alan. Büyük tehlike açıktan açığa. Hanelerde…

Bu açılan yara kolay kolay kapanmaz. Kapanmadıkça asla etik ve hijyenik olmayan mekanik paylaşım tutturması daha çok nefesleri tüketir. Türdeş baskılı, makinaya bağlanma sürecini tetikler. Ortak kader ve olası keder hakkınca tetkik edilemedikçe de tehdit günden güne artar. Ve virüs top liste yapar. Virüs lobisi…

Can sıkıcı temenni bazında mekik dokuyan virüs lobisi ve sistematik mekik çeken virüs ofisi zaman mekân düzleminde, öncelikle iki kıta ya da zarar verir. Nisan mayıs derken zarar ziyan çoğaldıkça çoğalır. Özellikle hanelerde…

İki eski kıtayı birbirine yüzleştiren kozmopolitan ise belki virüs salgınından kurtulur ama birikmiş zarar ziyandan yakasını uzun süre kurtaramaz…