9 Aralık 2018 Pazar

TEK PARTİ İKTİDARI NE Kİ?


TEK PARTİ İKTİDARI NE Kİ?

Yirmi yıla yaklaşan tek parti iktidarını yaşıyor memleket. Hem de ta 1950’lerde demokrasinin güçlenmesi ve kurumsallaşması için dünyada eşi benzeri görülemeyecek büyük mücadele örneği veren ve çok partili rejime geçişi sağlayan o dönemin CHP’sinden bile geri seviyede bir yönetsel anlayışa evrilerek. Koskoca cumhuriyeti bir adamlığa yaslayarak. Buna rağmen hala tek parti iktidarı arzulayanların, iktidarı saltanata, saraya yaslamak isteyenlerin iştahı ve milletin yarısına tekâmül etmesi şaşırtıcı…

Yani vakti zamanında temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi açısından tüm dünya uyurken şu fakir memleket demokratikleşmeye öncülük etmiş. Şimdi yanlışlıkla veya başka bir şeyi izah için dem dense densizlik sayılıyor. Hemen Demokles’in kılıcı tepede.

O demokratikleşme sürecinden bu yana, CHP’nin kurulması ve Cumhuriyetin ilanından bu güne her bir şeyi sola, solculuğa ve solculara mal eden, tek parti dönemine düşmanlık eden, iflah olmaz saltanat-hilafet sevdalıları Cumhuriyet tarihinde kendi palazlanmalarını da iyice gözden geçirmelidirler. Ayrıca kendi tek parti dönemlerini de objektif olarak süzgeçten süzmelidirler…

Özellikle tek parti rejimini kendi ikbalini düşünmeden bir anda kapatan CHP’nin anca 1965 seçimlerine girerken ortanın solunda yer aldığını resmen açıklamasını bütün sağcıların bildikleri bir gerçek te anlaması gerekir. Neden ise anlamazdan geliyorlar. Ancak bu solcu vurgunun memlekette yaygın bir ideoloji ve tartışma ortamı yarattığını da görmezden geliyorlar. Yani bu günlerin kısıtlanan sosyal ve siyasal rahatlığı ve mevcut iktidarın var olma sebebi bir açıdan da sola açılan CHP’nin eseridir.

Bu gün sol adına yeni söylemler geliştirenlere veya statükocu davrananlara söylenecek söz; yakın geçmişe realist sol pencereden son bir kez daha bakması gerekliliğidir. Aksi halde memleket solu daha da perişan olur.

İdeoloji adına mevcut iktidarın güdülediği her neyse onlara ve tüm sağ yelpazeye söylenecek söz ise; Allah’ın varlığını anımsatmak ve eninde sonunda Allah’ından bulacaklarından başka bir şey değildir. Çünkü koşullu şartlı, keskin ve değişmez bir sağcı rüzgâra sırtını yaslamış ve mevcut tek parti iktidar ile bir adama bel bağlamış yarı millet var ortada.

Bu son ve en uzun tek parti döneminin yani AKP iktidarının da hesap vereceği bir günün olduğu ve dünyadaki hesap günlerinin de yaklaştığının unutulmaması gerekir. Ortam güllük gülistanlıkken, erken derken, ekonominin yıllar içinde şişip şişirilip patlaması ilk işarettir. Yakında tek parti iktidarı ve destekçileri içten dışa birbirlerini yemeye başlarlar. O veda yemeğinde ise her zamanki gibi halk arada kalır.

Her zamanki gibi kısa bir ara dönemden sonra siyaset sahneleri yeniden kurulduğunda, politika kazanı tekrardan kaynamaya yüz tuttuğunda bu yarıdan fazlayı bulan sağ cenah olan bitende hiç payı yokmuşçasına yüzleri kızarmadan tüm kabahati yine ekmek karnesi ve mescitlerin buğday ambarı olmasına bağlarlar. Yeniden taban tutarlar.

Ancak ak kara hiç fark etmez. Tek parti saltanatı sağlamış olmaları da hiç fark etmez. Tarih iktidar kalmak uğruna planlı darbecikler sahneleyenleri, proje tutmayınca birbirine girenleri, çarık çürükleri aladır diyerek allayıp pullayanları,  salladıkça sallayanları, mangalda kül bırakmayanları, herkes için adalet lazımlığı kendi kapılarına dayandığında ise Ata’dan imdat bekleyenleri çok gördü ve görecek.

Onların topu dün olmadığı için, bu gün yoklar. Adları anılmaz. Bu gün var olanlar dün olmadıklarından, vakit tamam olduğunda yarı belinden, çatlayacaklar. Yarınlarda olmayacaklar. Namları şanları unutulacak. Tüm zamanların sözde en alası tek başına iktidar partilerinin tıpkı bu gün olmadığı gibi. Ama kim ne derse desin gözünü kırpmadan tek parti iktidarından vazgeçen, çok partili rejime geçişin mimarı ve realist solu benimseyen CHP ise ilelebet yaşayacak. Nice badireler atlatmasına karşın yıkılmadığı gibi.

Tarih tek parti ve bir adam zihniyetinde boğulanları ve siyaset mezarlığına gömülenleri geçmişte yazdığı gibi yarınlarda da altın kalemle yazacak. Gerçek demokrasiden yana olanlar ise daima yaşayacak.

Hiç yorum yok: