9 Aralık 2018 Pazar

MENEKŞE BAHÇESİ


Öte duvarlar ağlıyor çocukça
duvarların ötesi de.
Sessizce.
Denize kaç yol inerse
kaç şoseden gidilirse
hepsi.
Çıplak uçurumlar saklar dağları
dorukları kar.
Kararında.
Mavi yüzüyor Karadeniz’in kucağında.
İç çekişleri duyuluyor gökyüzünün
günden geceye
ayni fonda.
Bahar bin bir renk
kışlar ak.
Kim bilir ne zamana dek.
Kilitli kapılar ağlıyor çocukça
kapıların ötesi de.
Eriyen kar da.
Kar beyazı deniz yolcusu.
Deniz izini sürüyor
kaçak mal yüklü sandalların
takalar da hamsi.
Hamsi hamsi furyası
çıplak koylar saklar onları da.
Devrilen direklerin kırmızısını.
Çocukluğumda sahiden dağları severdim
şimdi denizi.
Denizi, deryayı, toprağı.
Ve de ateşi.
Suya hasretliği.
Kaç yoldan gidilirse gidilsin
kaç yılda çıkılırsa çıkılsın
kurnazca beklenir tüm ağlamalar bitsin diye.
Çocukça.
Dalgakıranlarda
parfüm kokularına karışıyor yosun
ve duvarları aşıyor çocuk gülüşmeleri
çıplak ve ıslak güvertelerde.
Güvercinler taşıyor ötelere
Daha da ötelere duvarları.
Duvarın pasını.
Dualarda menekşe bahçesi
fındık ocakları.
Öteden beri güdülen hep aynı dava
çocuklar ağlamasın.
Gülsün…
 

Hiç yorum yok: