1 Haziran 2026 Pazartesi

İNSAN VİRÜS İNSAN...

 İNSAN VİRÜS İNSAN...


İnsan bazen çok basit ve anlamsız şeyler yapar. İyice basitleşerek insanlıktan eden alakasız işlerin peşine düşer. Hiç düşünmeden, tartmadan ölçmeden, kendini bilmeden resmen basitliğe bulanır, zehirlenir. Oysa hiç de basit bir canlı-makina değildir insan...


Rakamların diliyle vücut bulan, organların bütünlediği sistemler koalisyonudur insan. Hücresel yapı dinamiğidir. Devlet içinde devlettir. Bedensel varlığı oldukça farklı hücre tipleri dizayn eder. İki yüz çeşit hücre. Kendi içinde, boyut, şekil ve işlev farklılıkları. Her biri ayrı karakterdir. Ayrı neferdir. Biyolojik verilere göre insanı yaklaşık 40 trilyon hücre oluşturur…


Yani insan denen mahlûk, " 30-40 trilyon canlı hücreyi barındıran, dev bir organizmadır." Organizasyon bu kadarla da sınırlı kalmaz, bağırsaklarda 40 trilyon canlı mikroorganizma yaşar. Yani insan vücudun yarısı bakteridir. Yarısından fazlası sudur.


Bilimsel tespitlere göre 80 civarında organ ayaklandırır insanı. Özellikle “Beyinde yaklaşık 86 milyar sinir hücresi vardır. Bu hücreler 100 trilyonun üzerinde bağlantı içerir. Kalbi 2-3 milyar kalp hücresi birleşerek oluşturmuştur. Kalp belki de insanın en çok çalışan, en emekçi organıdır. Vücuda bir saatte yaklaşık 300 litre kan pompalar..."


Diğer yandan hücreler illaki bir organ oluşumuna katkı vermek zorunda değildir. Bazı hücreler vardır ki vücuda özgürce hizmet ederler. Tıpkı alyuvarlar gibi, bu kırmızı kan hücreleri 25 trilyon civarındadır ve damarlarda gezinerek akciğerlerden aldıkları oksijeni en ücra dokulara dek taşırlar. Hayat böyle devam eder.


İnsan hücre yoğunluklu bir sistemdir. Her hücre tipi biyolojik değerlik açısından çok önemlidir. Minikçe bir eksiklik insanı insan olmaktan çıkarır. Sinir hücreleri ve bağışıklık hücreleri biyolojik dengenin unsurlarıdır. Sinir sistemini 100 milyar nöron kontrol eder. Her bir nöron ise 50-250 bin nöronla direkt bağlantılıdır. İmmün sistem çökerse de insanın imanı gevrer.


Bu astronomik hücre pratiğinde ince bir ayrıntı saklıdır. Hücreler insansız yaşayabilir, ancak insan hücresiz yaşayamaz. İşte bu evrensel düzeyde yaşam ve ölüm dengesidir. Yani hücreler de ölürler. İnsanın kendisinden fazla yaşayan hücresi mevcuttur. Ömrü 1-200 yıldan fazla olan hücreleri. Örneğin beyin hücresi 200 yıldan fazla yaşayabilir. Diğer yandan birkaç saniye içinde insan vücudunda ömrü dolan 1 milyon hücre kaybedilir. Ölenlerin yerine yenileri imal edilir.


Demek ki; dünyasal döngüde insan mükemmel bir uyum ve gizem örneğidir. Bu rakamsal örgü dolayısıyla dahi, bin düşünüp bir eylem koymalıdır insan. Madem basit bir mekanizma değil, sırf bu bilinçle asla basitleşmemelidir. Yoksa en başta kendine zarar verir ve yakından uzağa büyük ayıp eder. Ardından etrafına damages. Buhran, bulaşı ve zehirlenmeyle zardan ince deri tabakasının ardındaki keşfedilmeyi bekleyen dünyalarda da kızılca kıyamet kopar. Kasların tutunduğu kemikler unufak olur. Organlar peş peşe imha edilir. Hücreler yanar küle döner. Vücut içten dışa çamurlaşır. Ve göğüs kafesindeki kuş, vücudu uçarak terk eder.


O yüzden durduk yere sayılamayacak dut biçimli varoluştan, kurt böcek kemiren yok oluşa, dut yemiş bülbül haline düşmeden doğru bir yaşam sürmelidir insan. Açık deyimle; " İnsan olarak doğup, mikrop olarak ölmemelidir." İnsanı insan yapan mükemmel değerlerden kopmamalıdır. Yapı taşı 30-40 trilyon hücre adına yaşamın hakkını vermelidir.


Eğer yaşamı basite indirgeyerek ve basitleşerek, doğanın yasaları, kaideleri ve tespitleri dışına taşılır ise o mükemmel ahenk içeride dışarıda anında bozulur. Salt sömürme maksatlı basitleşme, anlamsız ve anlaşılmaz ruh hali yeryüzünü yaşanmaz hale dönüştürür. O faşizan kısır döngüde insan kirlenir ve çevresini de acımasızca kirletir.


Kapitalizm bazlı küresel salgında kilit nokta şu; milyonlarca yılda insan genomuna, genetik materyaline girmiş, aktivasyon yitirişiyle insanın normal bileşenlerine dönüşmüş, amiyane tabirle ‘içimizdeki virüslerle, dışımızdaki virüslerin’ yaşam savaşı.


Mükemmel boyutta işlerliğe sahip, gizemli bir makine olan insan vücudu ölümüne taşıyıcı rolünde. Yani insan ve virüs aynı tarz yaşamın canlıları. İnsanlar da virüsler gibi, virüsler de insanlar gibi çoğalır, gelişir ve yayılır. Her iki canlı türü de yok eder, yok ettikçe yok edecek yeni yerler arar. Yani birbirine çok benzer bir yaşamdır sürdürülen. İnsanın da virüsün de keşfi ve tanımlanması bu nedenle çok zordur.


Zor ama bir o kadar da basit. Ve hepten basitleşerek çok anlamsızca işler yaparlar. Haricen anlaşılmazlığı kovalarlar. Dünyayı yaşanır olmaktan çıkarırlar. Belki yüzyılın panaromik kapışması da sırf o yüzdendir...

Hiç yorum yok: